İsmail CİNGÖZ
Özet
2022 yılında başlayan Rusya-Ukrayna savaşı, 2026 yılı itibarıyla yeni bir safhaya girmiş görünmektedir. Ukrayna'nın Rusya Federasyonu'nun iç bölgelerinde bulunan petrol rafinerilerini ve enerji altyapılarını hedef alması, savaşın coğrafi kapsamını genişletirken stratejik niteliğini de değiştirmektedir. Aynı dönemde İran-ABD geriliminde gözlenen göreli yumuşama ve Orta Doğu'daki diplomatik hareketlilik, uluslararası kamuoyunun dikkatinin yeniden Karadeniz havzasına yönelmesine neden olmaktadır. Bu çalışmada Ukrayna'nın son saldırılarının nedenleri, ABD ve Avrupa'nın Ukrayna politikalarındaki değişimler, İsrail'in İran-ABD ilişkilerine yaklaşımı ve savaşın Türkiye, Azerbaycan ile Türk Devletleri Teşkilatı üyelerine muhtemel etkileri analiz edilmektedir. Bu çalışma, Karadeniz'in yeniden küresel güç rekabetinin merkezlerinden biri hâline geldiğini ve bunun Türkiye ile Türk Devletleri Teşkilatı açısından yeni stratejik fırsatlar ve güvenlik riskleri doğurduğunu ortaya koymaktadır.
Anahtar Kelimeler: Rusya, Ukrayna, Karadeniz, ABD, Türkiye, Belarus.
Giriş
Rusya-Ukrayna savaşı beşinci yılına girerken çatışmaların niteliğinde dikkat çekici değişiklikler yaşanmaktadır. Savaşın ilk dönemlerinde ağırlıklı olarak cephe hatlarında yürütülen askerî faaliyetler, zaman içerisinde stratejik altyapıların hedef alınmasına dönüşmüştür. Özellikle Ukrayna'nın Rusya içlerindeki enerji tesislerine yönelik saldırıları, savaşın yeni aşamasının en önemli göstergelerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Bu dönüşüm yalnızca savaşın askerî boyutunu değil, Avrasya jeopolitiğinde enerji, ulaştırma ve güvenlik dengelerini de yeniden şekillendirmektedir.
Bu gelişmeler yaşanırken İran ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasındaki gerilimde göreli bir düşüş gözlenmekte, Gazze merkezli kriz ise bölgesel düzeyde kontrol altında tutulmaya çalışılmaktadır. Bu durum uluslararası sistemde dikkatlerin yeniden Doğu Avrupa ve Karadeniz havzasına yönelmesine yol açmaktadır.

Ukrayna'nın Rusya İçlerindeki Enerji Tesislerini Hedef Almasının Nedenleri
18 Haziran 2026 günü Moskova çevresindeki enerji tesislerinin ve Moskova’da tüketilen benzinin yüzde 40’ını, dizelin ise yüzde 50’sini üreten Kapotnya Petrol Rafinerisi'nin hedef alınması[1], dünyanın üçüncü büyük petrol üreticisi ve önemli bir petrol ve yakıt ihracatçısı olan Rusya’nın bu saldırılar sonrasında belirli bölgelerde deniz yoluyla yakıt tedarik seçeneklerini değerlendirdiğine ilişkin haberler uluslararası basında yer almış; bu durum Ukrayna'nın enerji altyapısını hedef alan stratejisinin etkisini göstermesi bakımından dikkat çekmiştir.[2]
Bu stratejinin temel amacı Rusya'nın enerji gelirlerini azaltmak, lojistik kapasitesini zayıflatmak ve savaşın maliyetini Rus kamuoyuna daha görünür hale getirmektir. Ukrayna yönetimi, cephe hattında tam bir askerî üstünlük sağlayamasa da Rus ekonomisinin kritik damarlarını hedef alarak stratejik dengeleme arayışındadır.
Ayrıca Ukrayna’nın, Batılı müttefiklerine savaşın hâlen devam ettiğini ve desteğin sürdürülmesi gerektiğini hatırlatma amacı da taşımaktadır; çünkü 2025’te ABD askeri yardımları yüzde 99 düştü. Buna karşılık Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin yardımları belirgin biçimde artırarak açığı büyük ölçüde telafi ettiği görülmektedir.[3] AB yardımlarında 2022-2024 ortalamalarına kıyasla mali ve insani yardımda yüzde 59, askeri yardımda ise yüzde 67 oranında artış[4] görülmektedir. Zira AB ülkeleri Rusya’nın Ukrayna savaşı ile oyalanarak gücünü zayıflatmak ve Avrupa’ya karşı tehdit olmasını engellemek istemektedirler. Dolayısıyla ekonomik olarak zor günler geçirdikleri bilinmesine rağmen Rus tehdidinin bertaraf edilmesi için Ukrayna’ya destek olmayı bir zorunluluk olarak gördükleri anlaşılmaktadır.
ABD ve Avrupa'nın Ukrayna Politikalarında Değişim
Savaşın uzaması, Batı kamuoylarında "savaş yorgunluğu" olarak tanımlanan yeni bir olgunun ortaya çıkmasına neden olmuştur. ABD yönetimi son dönemde İran, Gazze ve Hint-Pasifik bölgesine daha fazla dikkat ayırmak zorunda kalmıştır.
Buna rağmen AB, Ukrayna'ya yönelik desteğini sürdürmektedir. AB'nin 2026-2027 dönemi için yaklaşık 90 milyar avroluk kredi/destek paketi hazırlaması bunun göstergesidir.[5] Ancak Avrupa'nın sağladığı ekonomik ve mali destek, ABD'nin askerî ve stratejik kapasitesinin yerini tam olarak dolduramamaktadır. Bu nedenle Ukrayna yönetimi savaş alanındaki eksiklikleri uzun menzilli insansız sistemler ve stratejik altyapı saldırılarıyla telafi etmeye çalışmaktadır.
ABD'de yönetimin dış politika önceliklerini yeniden tanımlaması ve Avrupa müttefiklerinden daha fazla yük paylaşımı talep etmesi, Ukrayna politikasında kısmi bir sorumluluk aktarımına yol açmıştır. Bu süreç Avrupa Birliği'nin güvenlik alanında daha fazla inisiyatif üstlenmesini zorunlu hâle getirmiştir.
Rusya - Belarus İlişkileri
Rusya-Belarus ilişkilerinin derinliği bilinmektedir. Ancak temasların son zamanlarda yoğunluk kazanmasına bağlı olarak, Belarus’un, Rusya'nın Ukrayna savaşında daha büyük bir rol oynamaya hazırlandığı[6], iddialarıyla birlikte, Rusya’nın Belarus üzerinden Ukrayna’ya yeni bir cephe açabileceği ve böyle bir durumda savaşın daha genişleyebileceği hatta Avrupa ülkelerine sıçrayabileceği endişelerine sebep olduğu görülmektedir. Dolayısıyla Rusya'nın Belarus yönetimiyle güvenlik ve askerî koordinasyon kapsamında yürüttüğü temaslar, Ukrayna Savaşı'nın geleceği açısından dikkatle izlenmektedir.
Ancak her ne kadar Belarus, Rusya ile oluşturduğu Birlik Devleti (Union State) yapısı, Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü üyeliği ve ortak hava savunma sistemi sayesinde Moskova'nın en yakın stratejik müttefiklerinden biri olsa da bugüne kadar doğrudan Ukrayna topraklarında kapsamlı kara harekâtına katılmaktan kaçınmıştır.[7] Bunun temel nedenleri arasında Belarus Silahlı Kuvvetleri'nin yaklaşık 45–50 bin aktif personelden oluşan sınırlı kapasitesi, geniş ölçekli taarruz operasyonlarında yeterli muharip derinliğe sahip olmaması, ülke kamuoyunda savaşa yönelik desteğin düşük seyretmesi ve böyle bir müdahalenin Belarus'un iç siyasi istikrarı ile Batı yaptırımlarını daha da ağırlaştırma riskini artırması yer almaktadır.
Bu arada Belarus'un coğrafi konumu, lojistik altyapısı, hava üsleri ve Rus kuvvetlerine sağladığı konuşlanma imkânları, Moskova açısından önemli bir stratejik çarpan olmaya devam etmektedir. Bu nedenle mevcut koşullarda Belarus'un bağımsız ve geniş çaplı bir cephe açmasından ziyade, Rusya'ya lojistik destek, hava savunması, eğitim, ikmal ve gerektiğinde sınırlı sınır güvenliği faaliyetleriyle katkı sunması daha olası bir senaryo olarak değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, savaşın Rusya açısından kritik bir aşamaya ulaşması veya Belarus yönetiminin rejim güvenliğini doğrudan tehdit eden olağanüstü gelişmeler yaşanması hâlinde, Minsk'in daha aktif askerî angajmana yönelme ihtimali tamamen göz ardı edilemez.
Dolayısıyla Belarus faktörü, savaşın kaderini tek başına değiştirebilecek bağımsız bir askerî güç olmaktan ziyade, Rusya'nın kuzey cephesindeki stratejik manevra serbestisini artıran ve Ukrayna'yı kuvvet dağılımı konusunda sürekli tedbir almaya zorlayan bir jeopolitik baskı unsuru olarak değerlendirilmelidir.
Karadeniz Güvenliği ve Türk Dünyasına Muhtemel Etkiler
Savaşın yeniden tırmanması Karadeniz güvenliğini doğrudan etkilemektedir. Tahıl koridoru, enerji taşımacılığı ve deniz ticareti üzerindeki riskler yeniden artış gösterebilir.
Türkiye açısından süreç dört temel alanda etkili olacaktır:
Karadeniz güvenliği
Montrö Sözleşmesi'nin uygulanması
Enerji fiyatları
Tahıl ve lojistik ticareti
Türkiye'nin NATO üyeliği ile Rusya ile yürüttüğü ekonomik ve diplomatik ilişkiler arasında sürdürdüğü denge politikası daha hassas hale gelebilir.
Azerbaycan açısından ise Rusya'nın Ukrayna cephesine yoğunlaşması Güney Kafkasya'daki güç dengelerini etkileyebilir. Benzer şekilde Türkistan’da Türk Cumhuriyetleri de değişen jeopolitik şartlardan etkilenebilir.
Bu süreçte Türk Devletleri Teşkilatı'nın TANAP, Bakü-Tiflis-Kars, Zengezur Koridoru, Hazar Geçişli Orta Koridor, Türk Yatırım Fonu, Türk Devletleri Teşkilatı 2040 Vizyonu gibi stratejik projeleri her geçen gün daha da önem kazanmaktadır.
İran-ABD Temasları ve İsrail Faktörü
İran ile ABD arasında son dönemde gözlenen diplomatik temaslar, Orta Doğu'daki gerilimin belirli ölçüde kontrol altına alınabileceğine işaret etmektedir. Ancak İsrail açısından bu durum farklı değerlendirilmektedir. İsrail yönetimi, İran'ın nükleer programı ve bölgesel nüfuzunun sınırlandırılmasını ulusal güvenliğinin temel unsurlarından biri olarak görmektedir. Bu nedenle İsrail'in İran-ABD ilişkilerindeki yumuşamayı ihtiyatla karşıladığı söylenebilir. İsrail’in, İran üzerindeki askerî, diplomatik ve istihbari baskının gevşemesinden rahatsızlık duyabileceği; bu nedenle gerilimi sınırlı krizler ve güvenlik hamleleri üzerinden canlı tutmaya çalışabileceği değerlendirilebilir.
Bununla birlikte İsrail'in ABD’yi doğrudan yeni bir savaşa sürüklemekten ziyade İran'a yönelik askerî, diplomatik ve istihbari baskıları sürdürmeye çalışacağı değerlendirilmektedir. Ayrıca kısa vadede kapsamlı bir ABD-İran savaşı ihtimali düşük görünse de rekabet ve karşılıklı baskı politikalarının devam edeceği öngörülmektedir.
Sonuç
2026 yılında Ukrayna'nın Rusya içlerindeki enerji tesislerine yönelik saldırıları ile savaşın yeni bir evreye geçtiğini göstermektedir. Bu yeni aşamada enerji altyapıları, ekonomik kapasite ve psikolojik üstünlük klasik cephe savaşları kadar önemli hale gelmiştir.
İran-ABD hattında diplomatik temasların ivme kazanması, uluslararası gündemin yeniden Karadeniz ve Doğu Avrupa'ya yönelmesine neden olmaktadır. Ancak bu durum Orta Doğu'daki rekabetin sona erdiği anlamına gelmemektedir.
Türkiye, Azerbaycan ve Türk Devletleri açısından ortaya çıkan yeni jeopolitik tablo hem riskler hem de fırsatlar içermektedir. Özellikle Karadeniz güvenliği, enerji koridorları ve Türk dünyasının ekonomik entegrasyonu önümüzdeki dönemin en önemli gündem maddeleri arasında yer alacaktır.
Karadeniz'in kuzeyinde yaşanan gelişmeler yalnızca Rusya ve Ukrayna'nın geleceğini değil, Türkiye'nin güvenliğini, Türk dünyasının entegrasyonunu ve Avrasya jeopolitiğinin geleceğini de doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle Ankara, Bakü ve diğer Türk başkentleri gelişmeleri yalnızca izleyen değil, yöneten aktörler olma hedefiyle hareket etmelidir.
Sonuç olarak Karadeniz, XXI. yüzyılın ikinci çeyreğinde yalnızca Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın değil; Avrasya enerji koridorlarının, NATO-Rusya rekabetinin ve Türk Dünyası'nın jeostratejik geleceğinin kesişim alanı hâline gelmektedir. Bu nedenle Türkiye'nin önümüzdeki dönemde Karadeniz merkezli çok boyutlu bir güvenlik ve ulaştırma stratejisini daha da güçlendirmesi kaçınılmaz görünmektedir.
:
İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı. cingozismail01@gmail.com
[1] Yeni Şafak; “Ukrayna'nın Moskova'da Petrol Rafinerisine Saldırısının Yeni Görüntüleri Ortaya Çıktı”, 19.06.2026. https://www.yenisafak.com/video-galeri/dunya/ukraynanin-moskovada-petrol-rafinerisine-saldirisinin-yeni-goruntuleri-ortaya-cikti-4833813 (Erişim Tarihi: 28.06.2026)
[2] Mark Trevelyan (Ed.Ros Russell), “Ukraine Brings The War To Moscow As Huge Blasts Shake Refinery”, Reuters, 18.06.2026. https://www.reuters.com/world/europe/ukraine-brings-war-moscow-huge-blasts-shake-refinery-2026-06-18/ (Erişim Tarihi: 28.06.2026)
[3] Euro News; “Araştırma: ABD’nin Çekilmesine Rağmen Avrupa’nın Ukrayna Yardımı Büyük Ölçüde İstikrarlı”, 11.02.2026. https://tr.euronews.com/2026/02/11/arastirma-abdnin-cekilmesine-ragmen-avrupanin-ukrayna-yardimi-buyuk-olcude-istikrarli (Erişim Tarihi: 28.06.2026)
[4] Christoph Trebesch ve Taro Nishikawa; “Europe Steps Up: Ukraine Support After Four Years of War”, Kiel Policy Brief, February 2026. dd24a73f-4270-46c5-9c40-bcc9df4f1672-KPB2023_EN.pdf (Erişim Tarihi: 28.06.2026)
[5] Geopolıtıcs & Defense Polıcy Paper No 320, https://institutdelors.eu/content/uploads/2026/02/PP320_EU_support_Ukraine_2026_Montoya_EN.pdf (Erişim Tarihi: 28.06.2026)
[6] Hanna Liubakova, “Belarus is Quietly Preparing to Play a Larger Role in Russia’s Ukraine War”, Atlantic Council, 25.06.2026. https://www.atlanticcouncil.org/blogs/ukrainealert/belarus-is-quietly-preparing-to-play-a-larger-role-in-russias-ukraine-war/ (Erişim Tarihi: 28.06.2026)
[7] understandingwar.org. “Russian Offensive Campaign Assessment, June 24, 2026”, https://understandingwar.org/research/russia-ukraine/russian-offensive-campaign-assessment-june-24-2026/ (Erişim Tarihi: 28.06.2026)