Bugun...


İsmail Cingöz

facebook-paylas
26. ŞİÖ Zirvesi ve Türkiye’nin Avrasya Stratejisi
Tarih: 05-09-2026 09:26:00 Güncelleme: 05-09-2026 09:26:00


İsmail CİNGÖZ
Uluslararası Siyaset Uzmanı

 

Kırgızistan’ın dönem başkanlığında 1 Eylül 2026 tarihinde Bişkek’te gerçekleştirilen Şanghay İş Birliği Örgütü (ŞİÖ) 26. Devlet Başkanları Konseyi Toplantısı, yalnızca örgütün geleceği açısından değil, Avrasya’da şekillenmekte olan yeni güç dengelerinin görülmesi bakımından da önemli bir zirve olmuştur. ŞİÖ’nün kuruluşunun 25. yılına denk gelen toplantıda siyasetten güvenliğe, ticaret ve yatırımdan enerjiye; ulaştırmadan çevre, turizm ve yeni teknolojilere kadar geniş bir gündem ele alınmıştır. Zirve sonunda Bişkek Bildirgesi dâhil 28 belge kabul edilmiş; Kırgızistan’ın 2025–2026 dönem başkanlığı tamamlanırken 2026–2027 dönem başkanlığı Pakistan’a geçmiştir.[1]

Zirveye Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Hindistan Başbakanı Narendra Modi, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ve diğer üye ülke liderlerinin katılması, toplantının uluslararası ağırlığını ortaya koymuştur.[2] Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da Türkiye’nin ŞİÖ ile mevcut diyalog ortaklığı statüsü çerçevesinde ve Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un davetiyle zirveye şeref konuğu olarak katılması, toplantının Ankara açısından önemini daha da artırmıştır.[3]

ŞİÖ Artık Sadece Bir Güvenlik Örgütü Değil

Şanghay İş Birliği Örgütü’nün kuruluş sürecinde sınır güvenliği ile terörizm, ayrılıkçılık ve aşırıcılıkla mücadele ön plandayken zaman içerisinde örgütün faaliyet alanı belirgin biçimde genişlemiştir. Bişkek Zirvesi gündeminde ticaret, yatırım, enerji, sanayi, çevre, turizm ve yeni teknolojilerin yer alması da bu dönüşümün açık göstergesidir.[4]

Dolayısıyla ŞİÖ’yü bugün yalnızca Çin ve Rusya’nın ağırlık taşıdığı bir güvenlik yapılanması olarak değerlendirmek yeterli değildir. Örgüt; farklı politik çıkarları bulunan, hatta zaman zaman birbirleriyle ciddi sorunlar yaşayan ülkeleri aynı masa etrafında tutabilen geniş bir Avrasya platformuna dönüşmektedir. Çin’in ekonomik gücü, Rusya’nın askerî ve enerji kapasitesi, Hindistan’ın yükselen küresel ağırlığı, İran’ın jeopolitik konumu ve Türkistan/Orta Asya devletlerinin enerji kaynakları ile stratejik coğrafyası birlikte düşünüldüğünde ŞİÖ alanının dünya siyasetindeki önemi daha iyi anlaşılmaktadır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Bişkek’te yaptığı konuşmada ŞİÖ’nün yaklaşık 3,5 milyar insanı ve 35 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğü temsil ettiğini belirterek örgütü “çok kutuplu düzenin vazgeçilmez unsurlarından biri” olarak değerlendirmiştir. Erdoğan ayrıca ŞİÖ’nün Asya-Pasifik ile Orta Doğu’yu aynı zeminde buluşturan yapısına işaret etmiş ve Türkiye’nin bölgesel sahiplenmeyi esas alan çok boyutlu dış politikasıyla bu yaklaşım arasında uyum bulunduğunu vurgulamıştır.[5]

Bu yönüyle Bişkek Zirvesi, uluslararası sistemde Batı merkezli geleneksel güç yapısının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Ancak ekonomik, siyasi ve jeopolitik ağırlığın giderek daha geniş biçimde Avrasya’ya yayıldığını göstermektedir. ŞİÖ’nün gelecekte ne ölçüde kurumsallaşacağı ayrı bir tartışma konusu olmakla birlikte, örgütün artık göz ardı edilemeyecek jeopolitik ve jeoekonomik bir aktör olduğu açıktır.

Türkiye İçin Mesele “Eksen Değiştirmek” Değil, Seçenekleri Artırmaktır

Bişkek Zirvesi’nin Türkiye bakımından en dikkat çekici taraflarından biri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dönüş yolunda yaptığı değerlendirmelerdir. Erdoğan, Türkiye’nin ŞİÖ üyesi ülkelerle yıllık ticaret hacminin 150 milyar dolara yaklaştığını belirterek Ankara’nın Çin’den Orta Asya’ya, Rusya’dan Güney Asya’ya uzanan geniş coğrafyayla ekonomik ilişkilerini geliştirmek istediğini ifade etmiştir. Türkiye’nin 2019 yılında başlattığı “Yeniden Asya” girişimi de bu politikanın kurumsal yansımalarından biridir.[6]

Daha da önemlisi Erdoğan, Türkiye’nin ŞİÖ ile ilişkilerini gelecekte daha ileri seviyelere taşımasının mümkün olduğunu, ancak bunun Batı’dan kopuş anlamına gelmeyeceğini açık biçimde belirtmiştir. Erdoğan’ın ifadesiyle amaç, “360 derecelik bir vizyonla” Türkiye’nin kendi ağırlığını artırmasıdır.[7]

Bu yaklaşım Türkiye’nin mevcut jeopolitik gerçekliğiyle de uyumludur. Türkiye bir NATO üyesidir ve Avrupa ile güçlü ekonomik, siyasi ve kurumsal bağlara sahiptir. Aynı zamanda Rusya, Çin, Kafkasya, Türkistan/Orta Asya, Orta Doğu ve Körfez ülkeleriyle kapsamlı ilişkiler yürütmektedir. Dolayısıyla Türkiye açısından rasyonel strateji, Doğu ile Batı arasında kategorik bir tercih yapmak değil; her iki coğrafyayla ilişkilerini millî çıkarları doğrultusunda çeşitlendirebilen ve stratejik özerkliğini güçlendirebilen bir dış politika izlemektir.

ŞİÖ bu noktada Türkiye için NATO’nun veya Avrupa ile ilişkilerin alternatifi olmak zorunda değildir. Aksine Türkiye’nin Avrasya ekonomik ve siyasi alanındaki hareket kabiliyetini ve temsil gücünü artırabilecek tamamlayıcı platformlardan biri olarak değerlendirilmelidir.

Erdoğan–Putin Görüşmesi ve Çok Yönlü Diplomasi

Bişkek Zirvesi’nin önemli temaslarından biri Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında gerçekleşmiştir. Görüşmede enerji, Akkuyu Nükleer Güç Santrali, ticaret, turizm ve iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler ele alınmıştır.[8] Erdoğan dönüş yolundaki açıklamalarında Putin ile Rusya-Ukrayna Savaşı’nı da görüştüklerini ve Türkiye’nin barış sürecine katkı vermeye hazır olduğunu belirtmiştir.[9]

Bu temas, Türkiye’nin son yıllarda uyguladığı çok yönlü diplomasinin tipik örneklerinden biridir. Ankara, Rusya ile diyalog kanallarını açık tutarken Batı’yla ilişkilerini sürdürmekte; Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğüne ilişkin yaklaşımını korurken Moskova’yla enerji, ticaret ve diplomasi alanlarında iş birliğine devam edebilmektedir. ŞİÖ gibi platformlar da Türkiye’ye bu diplomatik hareket alanını genişletme imkânı sağlamaktadır.

Ancak Bişkek’in Türkiye açısından önemi yalnızca Rusya ile temaslardan ibaret değildir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile yaptığı görüşmede enerji, altyapı ve ulaştırma alanlarındaki iş birliğinin önemine dikkat çekilmiş; Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin “iki devlet, tek millet” anlayışıyla daha da derinleştirilmesi vurgulanmıştır.[10] Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov ile yapılan görüşmede ise enerji, savunma sanayii, ticaret, yatırımlar, güvenlik ve terörle mücadele konuları ele alınmıştır.[11]

Bu temaslar, ŞİÖ Zirvesi’nin Türk dünyası bakımından taşıdığı daha geniş stratejik anlamı ortaya koymaktadır.

Türk Dünyası, Avrasya’nın Merkez Coğrafyasıdır

Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’ın ŞİÖ’nün tam üyeleri arasında yer alması; Türkiye ve Azerbaycan’ın ise örgütün diyalog ortakları olarak sürece dâhil bulunması, Türk dünyasının ŞİÖ içerisindeki kurumsal görünürlüğünü ve stratejik temas kapasitesini artıran önemli bir unsur olarak değerlendirilebilir.[12]

Türk devletleri çok taraflı yapılarda farklı statülerle temsil edilmektedir. Bununla birlikte ulaştırma, enerji, ticaret ve jeopolitik bağlantısallık gibi ortak çıkar alanlarında daha koordineli hareket edebilecekleri bir zemin giderek güçlenmektedir.

Bu nedenle gelecekte temel mesele, ŞİÖ ile Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) arasında bir rekabet oluşturmak değil; Türk devletlerinin içinde bulunduğu çok taraflı yapıları Türk dünyasının ekonomik, siyasi ve stratejik kapasitesini geliştirecek biçimde değerlendirebilmek olmalıdır.

TDT; Türk dünyasının ortak tarihine, kültürüne, diline ve gelecek vizyonuna dayanan özgün bir yapılanmadır. ŞİÖ ise çok daha geniş ve heterojen bir Avrasya platformudur. Dolayısıyla ŞİÖ, TDT’nin alternatifi değil; Türk devletlerinin Çin, Rusya, Hindistan, Pakistan, İran ve diğer Avrasya aktörleriyle daha yoğun ilişki kurmasına imkân sağlayabilecek tamamlayıcı bir zemin olarak görülmelidir.

Türk dünyası açısından en önemli stratejik avantajlardan biri ise coğrafyadır.

Çin’den Avrupa’ya uzanan alternatif kara ve demiryolu bağlantıları; Kazakistan-Hazar hattının yanı sıra Kırgızistan ve Özbekistan üzerinden geliştirilen yeni güzergâhlarla birlikte değerlendirildiğinde, Hazar Denizi-Azerbaycan-Türkiye ekseninin Avrasya bağlantısallığındaki stratejik önemi giderek artmaktadır. Bu nedenle Türk dünyası artık yalnızca Doğu ile Batı arasında bulunan bir geçiş coğrafyası değildir. Doğu ve Batı’daki büyük ekonomik alanların bağlantısını sağlayabilecek stratejik bir merkez olma potansiyeline sahiptir.

Orta Koridor Türk Dünyasının Stratejik Omurgası Olabilir

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bişkek konuşmasında Hazar Geçişli Orta Koridor’a özellikle dikkat çekmesi bu açıdan son derece önemlidir. Erdoğan, kesintisiz ve güvenli ulaştırma koridorlarının oluşturulmasının ve enerji arz güvenliğinin ŞİÖ’nün gelecekteki önemli faaliyet alanlarından biri olması gerektiğini belirtmiş; Orta Koridor ile Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi arasında uyum sağlanmasına Türkiye’nin önem verdiğini ifade etmiştir.[13]

Türk Devletleri Teşkilatı da Trans-Hazar Uluslararası Doğu-Batı Orta Koridoru’nu ulaştırma iş birliğinin temel önceliklerinden biri olarak kabul etmektedir. TDT bünyesinde ulaştırmanın dijitalleştirilmesi, e-Permit (Electronic Permit: Elektronik Geçiş Belgesi) ve e-CMR (Electronic CMR Consignment Note: Elektronik CMR Taşıma Senedi) sistemlerinin geliştirilmesi, ulaştırma prosedürlerinin kolaylaştırılması ve koridor üzerindeki altyapının güçlendirilmesi yönünde çalışmalar sürdürülmektedir.[14]

Dünya Bankası’nın Orta Koridor üzerine hazırladığı kapsamlı çalışma da gerekli altyapı yatırımları, lojistik koordinasyon, verimlilik tedbirleri ve dijitalleşmeyle koridor üzerindeki ticaret akışlarının 2030 yılına kadar yaklaşık üç katına çıkarılabileceğini ve seyahat sürelerinin yarıya indirilebileceğini ortaya koymaktadır.[15]

Bu nedenle Orta Koridor, Türk dünyasının geleceği açısından yalnızca bir ulaştırma projesi değildir. Aynı zamanda limanlar, demiryolları, enerji hatları, lojistik merkezler, üretim tesisleri, dijital ağlar ve ticaret merkezlerinden oluşabilecek geniş bir ekonomik kuşağın omurgasıdır.

Türkiye ile Azerbaycan’ın ulaştırma ve enerji bağlantıları, Kazakistan’ın Hazar’a açılan altyapısı, Özbekistan’ın üretim kapasitesi ve Kırgızistan-Özbekistan üzerinden Çin yönünde geliştirilen yeni demiryolu bağlantıları birlikte düşünüldüğünde, Türk dünyasının ekonomik entegrasyonu açısından tarihî bir fırsat ortaya çıkmaktadır.

Ancak bu fırsatın stratejik değere dönüşmesi yalnızca yeni yolların ve demiryollarının yapılmasına bağlı değildir. Gümrük süreçlerinin uyumlaştırılması, liman ve demiryolu işletmelerinin koordinasyonu, dijital taşımacılık sistemlerinin yaygınlaştırılması ve sınır geçişlerindeki sürelerin azaltılması da aynı ölçüde önemlidir. Türk dünyasının coğrafi avantajını ekonomik güce çevirebilmesi, bağlantısallığı yalnız fiziksel altyapı olarak değil, bütünleşik bir ekonomik sistem olarak ele almasına bağlıdır.

Fırsatlar Kadar Riskleri de Görmek Gerekir

ŞİÖ’ye yönelik değerlendirmelerde aşırı iyimserlikten kaçınmak gerekir. Örgüt bünyesinde Çin ile Hindistan gibi aralarında stratejik rekabet bulunan ülkeler ile Hindistan ve Pakistan gibi uzun süreli siyasi ve güvenlik sorunlarına sahip aktörler bulunmaktadır. Rusya ile Çin arasındaki güç dengesi de zaman içerisinde değişmektedir. İran üzerindeki uluslararası baskılar, Rusya-Ukrayna Savaşı ve ABD-Çin rekabeti örgütün geleceğini doğrudan etkileyebilecek gelişmelerdir.

Ayrıca ŞİÖ henüz Avrupa Birliği benzeri bir ekonomik entegrasyona veya NATO benzeri bağlayıcı bir ortak savunma mekanizmasına sahip değildir. Örgütün karar alma ve uygulama kapasitesi büyük ölçüde farklı üyelerin ortak çıkar üretme kabiliyetine bağlıdır. Dolayısıyla ŞİÖ’nün yükselişini abartmadan, fakat sunduğu ekonomik ve diplomatik imkânları da küçümsemeden değerlendirmek gerekir. Uluslararası basında da Türkiye’nin ŞİÖ ile ilişkilerini geliştirmesinin Batı’dan kopuş anlamına gelmediğine ilişkin yaklaşım öne çıkmıştır.[16]

Türkiye ve diğer Türk devletleri açısından temel hassasiyet, büyük güç rekabetinde herhangi bir aktörün münhasır nüfuz alanına dönüşmemektir. Türk dünyasının Çin ile ekonomik ilişkilerini geliştirmesi, Rusya ile tarihî ve ekonomik bağlarını sürdürmesi, Avrupa ile ticaretini büyütmesi ve Türkiye üzerinden Akdeniz’e ulaşması birbirinin alternatifi değildir.

Asıl hedef, bütün bu bağlantıları kullanarak Türk devletlerinin kendi ekonomik ve siyasi ağırlıklarını artırmaları; büyük güçler arasında edilgen bir rekabet alanı olmak yerine, kendi önceliklerini belirleyebilen aktörler hâline gelmeleridir.

Bişkek’ten Paşinyan’ın Türkiye-Azerbaycan Mesajı

Bişkek Zirvesi’nin dikkat çekici başlıklarından biri de Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın ŞİÖ+ formatındaki toplantıda Türkiye ve Azerbaycan’a ilişkin verdiği mesajlar olmuştur.

Paşinyan, Ermenistan’ın çok kutuplu dünya anlayışını desteklediğini ve dış politikasını ülkenin egemenliği ile bağımsızlığını koruyacak dengeli bir yaklaşım üzerine kurmaya çalıştığını belirtmiştir. Çatışma ortamında bağımsızlık ve egemenliğin sürdürülebilirliğinin güçleştiğini vurgulayan Paşinyan, çok kutupluluğun öncelikle yaşanılan bölgede karşılık bulması gerektiğini ifade etmiş; bu çerçevede Azerbaycan ve Türkiye ile devletlerarası ilişkilerin geliştirilmesi yönünde ilerlediklerini açıklamıştır.[17]

Paşinyan ayrıca Azerbaycan ve Türkiye ile ulaştırma ve iletişim bağlantılarının açılmasının bölgesel ekonomik bütünleşmeye katkı sağlayabileceğini belirtmiştir. Zirve marjında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile gerçekleştirilen görüşmede de ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi, ulaştırma bağlantıları, sınır belirleme süreci ve barış gündeminin sürdürülmesi ele alınmıştır.[18]

Bu temaslar, Güney Kafkasya’da uzun yıllardır hâkim olan çatışma merkezli güvenlik anlayışından ekonomik bağlantısallık ve karşılıklı bağımlılık temelinde daha istikrarlı bir bölgesel düzen arayışına doğru sınırlı fakat dikkat çekici bir yönelime işaret etmektedir.

Türkiye açısından bu gelişme; Azerbaycan’ın egemenliği ve bölgesel barış esas alınmak kaydıyla, Orta Koridor’un tamamlayıcı güzergâhlarla güçlendirilmesi ve Güney Kafkasya’nın Avrasya bağlantı sistemine daha istikrarlı biçimde eklemlenmesi bakımından önem taşımaktadır.

Sonuç: Türk Dünyası Köprü Değil, Merkez Olmalıdır

Bişkek Zirvesi’nin Türkiye ve Türk dünyası açısından verdiği en önemli mesaj kanaatimce burada yatmaktadır.

21. yüzyılın Avrasya denkleminde Türk devletleri yalnızca Çin ile Avrupa, Rusya ile Güney Asya veya Doğu ile Batı arasında geçiş sağlayan ülkeler olarak kalmamalıdır. Türk dünyası; kendi ulaştırma sistemini, enerji ağlarını, ticaret mekanizmalarını, finans kurumlarını, teknolojik kapasitesini ve ortak siyasi hareket alanını geliştirebildiği ölçüde bağımsız bir jeopolitik ağırlık merkezi hâline gelebilecektir.

Bu nedenle Türkiye’nin Şanghay İş Birliği Örgütü ile ilişkilerini geliştirmesi, doğru yönetildiği takdirde bir eksen değişikliği değil; Türkiye’nin jeopolitik seçeneklerini, ekonomik bağlantılarını ve stratejik hareket alanını genişletme politikasıdır.

Aynı şekilde Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’ın ŞİÖ içerisindeki etkinliği ile Türkiye ve Azerbaycan’ın örgütle geliştireceği ilişkiler, Türk Devletleri Teşkilatı’nın güçlenmesine rakip değildir. Doğru bir eşgüdüm sağlandığında bu ilişkiler, TDT’nin bölgesel ve küresel hareket kapasitesini tamamlayan unsurlara dönüşebilir.

Bişkek’ten bakıldığında ortaya çıkan tablo açıktır:

Avrasya’nın geleceğinde Türk dünyası artık çevrede değil, merkezdedir. Ancak coğrafyanın sağladığı bu avantajın gerçek bir ekonomik ve jeopolitik güce dönüşmesi; Türk devletlerinin ulaştırma, enerji, ticaret, teknoloji ve dış politikada daha yüksek düzeyde eşgüdüm sağlayabilmelerine bağlıdır.

Türkiye’nin önündeki stratejik görev de Doğu ile Batı arasında tercih yapmak değildir. Asıl mesele, her iki dünyanın imkânlarını kendi millî çıkarları ve Türk dünyasının ortak geleceği lehine kullanabilecek güçlü, dengeli ve bağımsız bir strateji geliştirebilmektir.

                       

İsmail CİNGÖZ: Uluslararası Siyaset Uzmanı; Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Doktora Öğrencisi; BULTÜRK Ankara Temsilcisi; TDPB Basın Kulübü Başkanı. cingozismail01@gmail.com

Dipnotlar

[1] Shanghai Cooperation Organisation Secretariat, “The 26th Meeting of the Council of Heads of State of the SCO Member States and the ‘SCO Plus’ Meeting Held in Kyrgyzstan”, 1 September 2026, https://eng.sectsco.org/20260901/2493609.html (Erişim Tarihi: 05.09.2026).

[2] Ministry of Foreign Affairs of the People’s Republic of China, “President Xi Jinping Attends the 26th Meeting of the Council of Heads of State of the Shanghai Cooperation Organization and Delivers Important Remarks”, 1 September 2026, https://www.fmprc.gov.cn/eng/xw/zyxw/202609/t20260901_12014119.html (Erişim Tarihi: 05.09.2026).

[3] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kırgızistan dönüşü gazetecilerin sorularını yanıtladı”, 2 Eylül 2026, https://www.iletisim.gov.tr/turkce/Haberler/detay/cumhurbaskani-erdogan-kirgizistan-donusu-gazetecilerin-sorularini-yanitladi (Erişim Tarihi: 05.09.2026).

[4] The Shanghai Cooperation Organisation, “Frequently Asked Questions”, 27 November 2023, https://eng.sectsco.org/20231127/1168690.html; Shanghai Cooperation Organisation Secretariat, “The 26th Meeting of the Council of Heads of State of the SCO Member States and the ‘SCO Plus’ Meeting Held in Kyrgyzstan”, 1 September 2026, https://eng.sectsco.org/20260901/2493609.html (Erişim Tarihi: 05.09.2026).

[5] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İş Birliği Örgütü Devlet Başkanları Konseyi Zirvesi’nde konuştu”, 1 Eylül 2026, https://www.iletisim.gov.tr/turkce/Haberler/detay/cumhurbaskanierdogan-sanghay-is-birligi-orgutu-devlet-baskanlari-konseyi-zirvesinde-konustu (Erişim Tarihi: 05.09.2026).

[6] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kırgızistan dönüşü gazetecilerin sorularını yanıtladı”, 2 Eylül 2026, https://www.iletisim.gov.tr/turkce/Haberler/detay/cumhurbaskani-erdogan-kirgizistan-donusu-gazetecilerin-sorularini-yanitladi (Erişim Tarihi: 05.09.2026).

[7] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kırgızistan dönüşü gazetecilerin sorularını yanıtladı”, 2 Eylül 2026, https://www.iletisim.gov.tr/turkce/Haberler/detay/cumhurbaskani-erdogan-kirgizistan-donusu-gazetecilerin-sorularini-yanitladi (Erişim Tarihi: 05.09.2026).

[8] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüşmesine ilişkin açıklama”, 1 Eylül 2026, https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/cumhurbaskani-erdoganin-rusya-devlet-baskani-putin-ile-gorusmesine-iliskin-aciklama-01-09-26 (Erişim Tarihi: 05.09.2026).

[9] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kırgızistan dönüşü gazetecilerin sorularını yanıtladı”, 2 Eylül 2026, https://www.iletisim.gov.tr/turkce/Haberler/detay/cumhurbaskani-erdogan-kirgizistan-donusu-gazetecilerin-sorularini-yanitladi (Erişim Tarihi: 05.09.2026).

[10] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev görüşmesine ilişkin açıklama”, 1 Eylül 2026, https://www.iletisim.gov.tr/turkce/Haberler/detay/cumhurbaskani-erdogan-azerbaycan-cumhurbaskani-aliyev-ile-gorustu-01-09-26 (Erişim Tarihi: 05.09.2026).

[11] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Caparov ile görüşmesine ilişkin açıklama”, 1 Eylül 2026, https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/cumhurbaskani-erdogan-kirgizistan-cumhurbaskani-caparov-ile-gorustu-01-09-26 (Erişim Tarihi: 05.09.2026).

[12] The Shanghai Cooperation Organisation, “Observers and Dialogue Partners”, 6 March 2026, https://eng.sectsco.org/20260306/2185663.html; Shanghai Cooperation Organisation Secretariat, “The 26th Meeting of the Council of Heads of State of the SCO Member States and the ‘SCO Plus’ Meeting Held in Kyrgyzstan”, 1 September 2026, https://eng.sectsco.org/20260901/2493609.html (Erişim Tarihi: 05.09.2026).

[13] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İş Birliği Örgütü Devlet Başkanları Konseyi Zirvesi’nde konuştu”, 1 Eylül 2026, https://www.iletisim.gov.tr/turkce/Haberler/detay/cumhurbaskanierdogan-sanghay-is-birligi-orgutu-devlet-baskanlari-konseyi-zirvesinde-konustu (Erişim Tarihi: 05.09.2026).

[14] Organization of Turkic States, “Transport Cooperation”, https://turkicstates.org/areas-of-cooperation-detail/4-transport-cooperation (Erişim Tarihi: 05.09.2026).

[15] World Bank, The Middle Trade and Transport Corridor: Policies and Investments to Triple Freight Volumes and Halve Travel Time by 2030, Washington, D.C., World Bank, 2023, https://www.worldbank.org/en/region/eca/publication/middle-trade-and-transport-corridor (Erişim Tarihi: 05.09.2026).

[16] Associated Press, “Turkey’s Relations with Russia, China Don’t Mean Turning Its Back on the West, Erdogan Says”, 2 September 2026, https://apnews.com/article/erdogan-shanghai-cooperation-organization-russia-fb3cf94f3f2d5526e8dfd874efb8e650 (Erişim Tarihi: 05.09.2026).

[17] The Prime Minister of the Republic of Armenia, “The Republic of Armenia Shares the Vision of Multipolarity of the World. Prime Minister’s Speech at the SCO+ Format Meeting”, 1 September 2026, https://www.primeminister.am/en/statements-and-messages/item/2026/09/01/Nikol-Pashinyan-Speech/ (Erişim Tarihi: 05.09.2026).

[18] The Prime Minister of the Republic of Armenia, “The Meeting between Prime Minister of Armenia and President of Azerbaijan Takes Place”, 31 August 2026, https://www.primeminister.am/en/press-release/item/2026/08/31/Nikol-Pashinyan-met-with-Ilham-Aliyev/; President of the Republic of Azerbaijan, “President of Azerbaijan Ilham Aliyev Held Meeting with Prime Minister of Armenia in Bishkek”, 31 August 2026, https://president.az/en/articles/view/73400 (Erişim Tarihi: 05.09.2026).

 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI