İBirinci Dünya Savaşı’nın kanlı perdesi kapanırken imzalanan Mondros Ateşkes Sözleşmesi ve ardından Osmanlı hükûmetlerine pranga gibi dayatılan Sevr Antlaşması, Osmanlı Devleti’nin tamamen tasfiyesini ve Türk Milletinin ebediyen esaret altına alınmasını hedefleyen sömürgeci birer infaz belgesiydi. Ancak vatanın bağrında parlayan bir güneş gibi yükselen Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki şanlı Anadolu harekâtı, Büyük Taarruz ile kesin ve ezici bir zafere ulaşarak cephedeki tüm askeri dengeleri kökünden değiştirdi. Mudanya Ateşkes Antlaşması ile düşmanın alnına kazınan bu muazzam askeri başarı, kibirli İtilaf Devletleri’ni nihayet dize getirmiş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti ile tamamen eşit şartlarda, başı dik bir barış masasına oturmaya mecbur bırakmıştır.

Konferans Öncesi Temsil Krizi ve Saltanatın Kaldırılması
İtilaf Devletleri, 27 Ekim 1922 tarihli notayla Lozan Konferansı’na hem Ankara hem de İstanbul hükûmetlerini davet ederek Türk tarafı arasında bir ikilik yaratmayı amaçlamışlardır. İstanbul Hükûmeti Sadrazamı Tevfik Paşa’nın birlikte hareket etme teklifi TBMM’de büyük tepkiyle karşılanmıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın 1 Kasım 1922’deki tarihi konuşması ve meclis iradesiyle saltanata son verilmiş; böylece Lozan’da Türkiye’yi temsil etme yetkisinin yalnızca tek meşru güç olan TBMM Hükümeti’nde olduğu kesinleştirilmiştir.
Türk Heyetinin Oluşumu ve Lozan’da Birinci Dönem Müzakereleri
TBMM, Mudanya’daki diplomatik başarısı ve askeri sevk yeteneği nedeniyle İsmet Paşa’yı baş delege olarak seçmiştir. Heyete Dr. Rıza Nur ve Hasan Saka eşlik etmiştir. Ankara’nın heyete verdiği talimatlar nettir: Kapitülasyonların kaldırılması ve Ermeni devleti iddialarının reddi taviz verilmez kırmızı çizgiler olarak belirlenmiştir.
20 Kasım 1922’de başlayan konferansta, sorunlar üç ana komisyon (Ülke ve Askerlik, Yabancılara Uygulanacak Rejim, İktisat ve Maliye) altında ele alınmıştır. İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon liderliğindeki müttefik cephesi, Türkiye’ye Birinci Dünya Savaşı’nın kaybedeni muamelesi yapmaya çalışmış; ancak İsmet Paşa, Türkiye’nin buraya savaşı kazanarak geldiği gerçeğini her aşamada savunmuştur. Kapitülasyonlar, gibi egemenliği doğrudan ilgilendiren konularda uzlaşma sağlanamaması üzerine 4 Şubat 1923’te görüşmeler kesilmiştir.
İkinci Dönem ve Antlaşmanın İmzalanması
Görüşmelerin kesilmesinin ardından
İtilaf Devletleri’ni masadaki inatçı tutumlarını terk etmeye zorlayan temel etken; kendi ülkelerindeki savaş karşıtı kamuoyu baskısı, ağır ekonomik krizler, Sovyet Rusya faktörü ve İslam dünyasının Ankara lehine tavrı olmuştur. Türk ordusunun yeniden savaşmaya hazır duruşu karşısında yeni bir çatışmayı göze alamayan emperyalist güçler, geri adım atmak zorunda kalmıştır. Bu sayede 23 Nisan 1923’te başlayan ikinci dönem görüşmeleri daha eşit bir zeminde yürütülmüş ve nihayetinde 24 Temmuz 1923’te, tam bağımsızlığımızın nişanesi olan 143 maddelik Lozan Barış Antlaşması imzalanmıştır.
Antlaşmanın Temel Kazanımları:
Sonuç
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından imzalanan Versay, Saint-Germain veya Trianon gibi antlaşmalar kısa sürede geçerliliğini yitirirken, Lozan Barış Antlaşması günümüzde de geçerliliğini koruyan yegâne barış belgesidir. Lozan; batılı güçlerin Türk milletini Anadolu’dan sürme ve yok etme stratejisini (Şark Meselesi) kesin olarak çökertmiş, askeri sahada kazanılan bağımsızlığı uluslararası hukuk zemininde tescil etmiştir.
Hüseyin Alpaslan
Tarihçi-Yazar
Kaynakça