Giriş
Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı döneminde karşı karşıya kaldığı iç güvenlik sorunları ve komite faaliyetleri, tarihsel analizin nesnel parametreleri çerçevesinde incelenmeyi gerektirmektedir. 1915 yılına ait resmî arşiv kayıtları ve saha envanterleri, Anadolu genelinde konuşlanan Ermeni komitelerinin teşkilatlanma düzeyini, lojistik hatlarını ve operasyonel kapasitesini somut olarak ortaya koymaktadır. Prof. Dr. Justin McCarthy’nin Türkler ve Ermeniler çalışmasında dikkat çektiği üzere, 1915 olayları münferit asayiş olayları değil; Osmanlı ordusunun Doğu Cephesi'nde Rusya’ya, Çanakkale’de ise İtilaf Devletleri’ne karşı hayati bir varoluş savaşı verdiği esnada patlak veren stratejik müdahalelerdir. Komite eylemleri, Osmanlı kuvvetlerinin cephe gerisi emniyetini engellemiş, iletişim hatlarını kesmiş ve devleti iki cepheli bir harp durumuyla yüz yüze bırakmıştır.
.jpg)
Lojistik Ağın Coğrafi Dağılımı ve Askerî Altyapı
1915 yılı envanter verileri incelendiğinde, silahlanma ve mühimmat depolama faaliyetlerinin yalnızca Doğu Anadolu vilayetleriyle sınırlı kalmadığı; Ege (İzmir) ve Marmara (İzmit, Adapazarı) bölgelerini de kapsayan geniş bir coğrafi ağa yayıldığı görülmektedir. Bu durum, organizasyonun bölgesel tepkilerden ziyade merkeze bağlı genel bir strateji doğrultusunda yürütüldüğünü gösterir.
İletişim ve İkmal Hatlarına Yönelik Operasyonel Tehdit
Askerî tarih açısından 1915 envanterinin en kritik yönü, bu silah ve patlayıcıların kullanım amacında yatmaktadır. Justin McCarthy, komite eylemlerinin temel hedeflerinden birinin Osmanlı ordu konvoylarına saldırmak, telefon ve telgraf kablolarını keserek haberleşmeyi felç etmek ve ikmal yollarını kesmek olduğunu vurgular.
Organizasyonel Boyut, Kamuflaj Yöntemleri ve Üniformalı İhtilal Hazırlığı
Ele geçirilen verilerin bir diğer kritik parametresi, mühimmatın saklanma ve organizasyon biçimidir. Dini yapıların (kilise ve mezarlıklar), Taşnak kulüplerinin ve sivil konutların gizli depo olarak kullanılması, askeri istihbarat ile güvenlik takibini zorlaştırma amacına matuftur.
Bunun yanı sıra, mühimmatla eş zamanlı olarak Diyarbakır ve Hafik gibi merkezlerde ele geçirilen yeni üretilmiş askerî üniformalar, komite eylemlerinin anlık veya lokal bir savunma reaksiyonundan ziyade; önceden planlanmış, komuta zinciri oluşturulmuş ve üniformalı unsurlarla desteklenmiş bütüncül bir ihtilal/kalkışma hazırlığı olduğunu doğrulamaktadır.
Askerî Zorunluluk ve Sevk/İskân (Tehcir) Kararının Şartları
Justin McCarthy’nin analizlerinde öne çıkan en belirleyici tespit; 1915 Sevk ve İskân Kararı'nın iddiaların aksine bir etnik cezalandırma veya imha kastı taşımadığı, tamamen harbin gidişatını korumaya yönelik stratejik ve askerî bir zorunluluk olduğudur.
Sonuç
Tehcir öncesi ve sonrası döneme ait resmî arşiv belgeleri ile Justin McCarthy gibi nesnel tarihçilerin ortaya koyduğu bulgular, 1915 yılında uygulanan sevk ve iskân politikasının arka planında organize bir lojistik ağ ve ciddi bir askerî tehdit bulunduğunu belgelemektedir.
Doğu Anadolu’dan Marmara’ya uzanan bu altyapı; haberleşme hatlarının kesilmesi, ordu birliklerinin arkadan vurulması ve geniş çaplı bir kalkışma riskiyle birleştiğinde, Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü ve cephe gerisi güvenliğini sağlamak adına radikal güvenlik tedbirleri almasını kaçınılmaz kılmıştır.
Hüseyin Alpaslan
Tarihçi-Yazar
Kaynaklar:
1. Justin McCarthy, Türkler ve Ermeniler, çev. Fatma Sarıkaya, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2019, s. 135-139.
2. Hüseyin Alpaslan, Ermeni İddialarına Tarihi Reddiye, Nobel Bilimsel Eserler, Ankara, 2026, s. 248, 352, 355, 496, 530.