Bugun...


İsmail Cingöz

facebook-paylas
Türk Devletleri Teşkilatı’nın Sessiz Dönüşümü: Kültürel İş Birliğinden Jeostratejik Güç Birliğine
Tarih: 24-07-2026 07:43:00 Güncelleme: 24-07-2026 07:43:00


İsmail CİNGÖZ

 

Öz

Bu çalışma, Türk Devletleri Teşkilatı’nın kültürel iş birliği merkezli bir yapıdan jeoekonomik ve jeostratejik kapasite geliştiren çok boyutlu bir bölgesel örgüte dönüşümünü incelemektedir. Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bağımsızlıklarını kazanan Türk devletleri arasındaki ilişkiler, ilk aşamada ortak tarih, dil, kültür ve eğitim ekseninde şekillenmiştir. Ancak 2009 Nahçıvan Anlaşması, 2021 yılında Türk Devletleri Teşkilatı adının benimsenmesi ve Türk Dünyası 2040 Vizyonu’nun kabul edilmesiyle birlikte kurumsallaşma süreci stratejik bir nitelik kazanmıştır. Çalışmada 2020 Karabağ Zaferi’nin Türk dünyasında oluşturduğu jeopolitik özgüven, Zengezur bağlantısının Türk devletleri arasındaki coğrafi bütünleşmeye muhtemel katkısı ve Orta Koridor’un küresel ticaret yolları bakımından artan önemi değerlendirilmektedir. Ayrıca enerji güvenliği, yenilenebilir enerji, yapay zekâ, dijital entegrasyon, siber güvenlik, Türk Yatırım Fonu ve savunma sanayii alanlarında gelişen iş birliği mekanizmaları ele alınmaktadır. NATO, Çin, Rusya ve Avrupa Birliği’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na yönelik yaklaşımları da değişen Avrasya jeopolitiği bağlamında analiz edilmektedir. Çalışmada, Teşkilatın yakın dönemde kolektif savunma örgütüne dönüşmesinin gerçekçi olmadığı görülüyor olsa da imkânsız olmadığı; buna karşılık ekonomik bağlantısallık, teknoloji, enerji, ulaştırma ve stratejik dayanıklılık alanlarında ortak kapasite geliştirebileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Türk Devletleri Teşkilatı’nın kalıcı bir güç merkezine dönüşebilmesi, ortak kültürel mirasın somut projeler, etkili kurumsal mekanizmalar, ekonomik karşılıklı bağımlılık ve ortak stratejik iradeyle desteklenmesine bağlıdır.

Anahtar Kelimeler: Türk Devletleri Teşkilatı, Avrasya Jeopolitiği, Orta Koridor, Jeoekonomik Entegrasyon, Stratejik Özerklik.

 

Giriş

Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği’nin 1991 yılında dağılması, Avrasya jeopolitiğinde köklü değişimlere yol açmıştır. Bağımsızlıklarını kazanan Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan, uluslararası sistemde egemen devletler olarak yerlerini alırken, Türkiye Cumhuriyeti bu beş Türk devletini tanıyan ilk ülke olmuştur. Bu diplomatik tercih, yalnızca yeni devletlerin uluslararası meşruiyetine verilen erken desteği değil, aynı zamanda Türkiye’nin tarihî, kültürel ve stratejik bağlara dayanan Türk dünyası vizyonunun da somut bir göstergesi olarak değerlendirilmiştir.[1][2][3]

Ancak 1990’lı yılların iyimser atmosferine rağmen Türk dünyasında beklenen ölçüde kurumsal bütünleşme sağlanamamıştır. Bunun temel nedenleri arasında yeni bağımsız devletlerin egemenliklerini pekiştirme çabaları, Rusya Federasyonu’nun bölgedeki devam eden nüfuzu, Çin Halk Cumhuriyeti’nin yükselen ekonomik etkisi ile birlikte Batılı aktörlerin Türkistan olarak da adlandırılan Orta Asya politikaları ve Türk devletlerinin birbirinden farklı dış politika öncelikleri yer almıştır.[4]

Bu nedenle yaklaşık yirmi yıl boyunca Türk dünyasında gerçekleştirilen zirveler büyük ölçüde ortak tarih, kültür, eğitim ve dil ekseninde ilerlemiş; ekonomik ve güvenlik alanındaki iş birliği ise sınırlı kalmıştır. Bununla birlikte 3 Ekim 2009 tarihinde imzalanan Nahçıvan Anlaşması ile Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’nin kurulması, kurumsallaşma sürecinde yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur.[5][6]

Türk Konseyi, kuruluşundan itibaren yalnızca kültürel iş birliğini değil; ulaştırma, ekonomi, gümrük, turizm, eğitim ve dış politika alanlarında da ortak mekanizmalar geliştirmeye başlamıştır. Özellikle 2021 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen VIII. Zirve’de teşkilatın adının “Türk Devletleri Teşkilatı” (TDT) olarak değiştirilmesi, bu dönüşümün sembolik olduğu kadar stratejik bir anlam taşıdığını göstermektedir. Aynı zirvede kabul edilen “Türk Dünyası 2040 Vizyonu”, teşkilatın uzun vadeli hedeflerini ilk kez kapsamlı biçimde ortaya koymuştur.[7]

Bugün TDT, kültürel dayanışma eksenini aşarak Avrasya’nın yeni jeoekonomik ve jeostratejik güç merkezlerinden biri olma yönünde sessiz fakat dikkat çekici bir dönüşüm yaşamaktadır. Enerji güvenliği, ulaştırma koridorları, dijital dönüşüm, yatırım fonları, yapay zekâ, savunma sanayii, afet yönetimi, siber güvenlik ve bölgesel diplomasi gibi alanlarda ortak politikalar geliştirmeye çalışan çok boyutlu bir bölgesel iş birliği mekanizmasına dönüşmektedir.[8]

Bu dönüşümün en önemli hızlandırıcılarından biri hiç kuşkusuz 2020 Karabağ Zaferi olmuştur. Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarının önemli bölümünü kurtarması yalnızca Güney Kafkasya’daki askerî dengeyi değiştirmemiş; aynı zamanda Türk dünyasının jeopolitik özgüvenini artırmış, Zengezur bağlantısı ve Orta Koridor gibi projeleri yeniden uluslararası gündemin merkezine taşımıştır.[9]

Diğer taraftan Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında küresel ticaret yollarının yeniden şekillenmesi, Avrupa’nın enerji güvenliği arayışları, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi, ABD’nin Hint-Pasifik stratejisi ve Orta Koridor’un önem kazanması, TDT’nin yalnızca bölgesel değil, küresel güç rekabetinin de önemli aktörlerinden biri hâline getirmektedir.[10][11]

Bu çalışma, TDT’nin kültürel dayanışma ekseninden jeoekonomik ve jeostratejik bir iş birliği modeline dönüşümünü analiz etmektedir. Çalışmada öncelikle Soğuk Savaş sonrası Türk dünyasının kurumsallaşma süreci incelenecek; ardından Karabağ Zaferi’nin etkileri, Zengezur bağlantısı, Orta Koridor, enerji diplomasisi, yapay zekâ, dijital entegrasyon, ortak finans mekanizmaları ve güvenlik boyutu değerlendirilecektir. Son bölümde ise NATO, Çin, Rusya ve Avrupa Birliği açısından ortaya çıkan yeni jeopolitik denklemler analiz edilerek TDT’nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunulacaktır.

Soğuk Savaş Sonrası Türk Dünyasında Kurumsallaşma Arayışı

Soğuk Savaş sonrasında Türk dünyası fikri, başlangıçta daha çok dil, kültür, eğitim ve tarih üzerinden şekillenmiştir. TÜRKSOY, Türk Akademisi, parlamentolar arası iş birliği mekanizmaları ve öğrenci değişim programları bu dönemin öne çıkan araçları olmuştur. Bununla birlikte devletlerin farklı dış politika öncelikleri, Moskova ile ilişkileri ve ekonomik bağımlılıkları, siyasal bütünleşmenin sınırlı kalmasına neden olmuştur.[12]

2009’da oluşturulan Türk Konseyi, dağınık ilişkilerin düzenli zirveler, bakanlar toplantıları ve uzman çalışma grupları vasıtasıyla kurumsallaşmasını sağlamıştır. 2021’de kabul edilen “Türk Dünyası 2040 Vizyonu” ise Teşkilata uzun vadeli bir stratejik yön kazandırmıştır. Belge; siyasal dayanışma, ekonomik bütünleşme, ulaştırma bağlantıları, enerji iş birliği, dijital dönüşüm ve uluslararası alanda eş güdümlü hareket edilmesini Türk dünyasının gelecek hedefleri arasında tanımlamaktadır.

Dolayısıyla Teşkilatın dönüşümünü yalnızca isim değişikliğiyle açıklamak mümkün değildir. Asıl dönüşüm, ortak kültürel kimliğin giderek ortak ekonomik çıkarlar, ulaştırma ağları, enerji hatları, teknoloji politikaları ve güvenlik kaygılarıyla desteklenmesidir. Böylece Türk dünyası düşüncesi, romantik ve tarih merkezli bir söylem olmaktan çıkarak somut projeler üzerinden ilerleyen jeopolitik bir tasavvura dönüşmektedir.

Türkiye’nin Türk dünyasına yönelik yaklaşımındaki değişim yalnızca diplomatik ve ekonomik kurumlaşmayla sınırlı değildir. Bu dönüşüm, coğrafyanın adlandırılmasına ve ortak tarih bilincinin yeniden inşasına da yansımaktadır.[13] Millî Eğitim Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nde,[14] tarih öğretiminde uzun yıllardır kullanılan “Orta Asya” kavramı yerine tarihî “Türkistan” adının benimsenmesi[15] bu bakımdan dikkat çekicidir. Bakanlık, söz konusu değişikliği anakronik veya tarihsel gerçekliği yeterince yansıtmayan kavramların ayıklanması çerçevesinde açıklarken, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bu tercihin Türk dünyasını ayrıştıran kavramsallaştırmalara karşı bilinçli bir yaklaşım olduğunu belirtmiştir.[16] Bu terminolojik değişim, tek başına kapsamlı bir dış politika doktrini anlamına gelmemekle birlikte, Türkiye’nin Türk dünyasını yalnızca günümüzün siyasi sınırları üzerinden değil; ortak tarih, kültür ve medeniyet coğrafyası temelinde değerlendirmeye yöneldiğini göstermektedir.

2020 Karabağ Zaferi Sonrası Değişen Jeopolitik Ortam

Azerbaycan’ın 27 Eylül-10 Kasım 2020 tarihleri arasında gerçekleşen İkinci Karabağ Savaşı’nda elde ettiği zafer, Türk dünyası açısından askerî sonuçlarının ötesinde psikolojik ve jeopolitik bir kırılma oluşturmuştur. Bu gelişme, Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarının önemli bölümünü geri almasını sağlarken Türkiye-Azerbaycan stratejik ortaklığının bölgesel güç dengeleri üzerindeki etkisini de görünür hâle getirmiştir.

Azerbaycan’ın 19 Eylül 2023 tarihinde Karabağ’da başlattığı antiterör operasyonu sonucunda Hankendi, Hocalı, Hocavend ve Ağdere’nin de aralarında bulunduğu bölgeler kısa süre içerisinde yeniden kontrol altına alınmıştır. Böylece Azerbaycan, Karabağ üzerindeki egemenliğini bütünüyle tesis etmiştir. Bu gelişme Türk dünyasında büyük bir memnuniyetle karşılanırken, Karabağ Zaferi sonrasında Türk devletleri arasındaki dayanışma söyleminin güvenlik, savunma sanayii, ulaştırma ve stratejik bağlantısallık alanlarına doğru genişlediği görülmüştür.

Türkiye-Azerbaycan askerî iş birliğinin Azerbaycan’ın zaferine sağladığı katkının sahada görülmesi, Türk savunma sanayiinin ulaştığı teknolojik düzeyi de daha görünür hâle getirmiştir. Türkiye’nin askerî tecrübesinden, savunma teknolojilerinden ve eğitim kapasitesinden yararlanma eğilimi, diğer Türk devletlerini de Türkiye ile daha yakın askerî ve güvenlik ilişkileri kurmaya yöneltmiştir. Bu gelişmeye bağlı olarak Türk devletlerinin yalnızca Türkiye ile değil, kendi aralarında yürüttükleri askerî, güvenlik ve savunma temelli ilişkilerde de ilerleme kaydedildiği görülmektedir.[17]

Bu gelişmelerin etkisiyle TDT zirvelerinde bölgesel barış ve güvenlik meseleleri daha belirgin biçimde gündeme gelmeye başlamıştır. Nitekim Teşkilatın 7 Ekim 2025 tarihinde Gebele’de düzenlenen 12. Zirvesi doğrudan “Bölgesel Barış ve Güvenlik” temasıyla gerçekleştirilmiştir.[18]

Karabağ Zaferi aynı zamanda Türk dünyasının coğrafi bağlantısına ilişkin tartışmaları da güçlendirmiştir. Azerbaycan ana karası ile Nahçıvan arasında kurulması planlanan ulaşım hattı, yalnızca Azerbaycan açısından değil, Türkiye’nin Hazar Denizi ve Türkistan’a doğrudan erişimi bakımından da stratejik önem taşımaktadır. Bu nedenle savaş sonrasında ortaya çıkan yeni durum, TDT’nin iş birliği gündemini kültürel yakınlıktan jeopolitik bağlantısallığa taşımıştır.

Karabağ Zaferi, yalnızca Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün yeniden tesis edilmesi bakımından değil; Türk dünyasında ortak hareket edebilme iradesinin somut bir başarı örneği olarak da değerlendirilmiştir. Bu gelişme, Türk devletleri arasında stratejik güven duygusunu artırmış ve Teşkilatın güvenlik ile savunma alanındaki iş birliği perspektifini güçlendirmiştir.

Bununla birlikte İran, Zengezur bağlantısının oluşturacağı yeni jeopolitik ve jeoekonomik dengeyi kendi çıkarları açısından olumsuz değerlendirmekte ve güzergâhın açılmasına güçlü biçimde karşı çıkmaktadır.[19] Azerbaycan’ın Nahçıvan’a, Türkiye’nin ise Azerbaycan ve diğer Türk devletlerine daha doğrudan karasal erişim sağlayacak olması, bölgedeki ulaşım ve ticaret dengelerini değiştirebilecek niteliktedir.

İran’ın kaygıları yalnızca siyasi ve stratejik nedenlerden kaynaklanmamaktadır. Azerbaycan ile Nahçıvan arasındaki kara ulaşımının ve enerji aktarımının hâlen kısmen İran üzerinden gerçekleştirilmesi, Tahran’a transit gelir ve bölgesel nüfuz sağlamaktadır. Alternatif bir bağlantının kurulması, İran’ın söz konusu ekonomik ve stratejik avantajlarının azalmasına yol açabilir.

Ancak İran açısından daha önemli kaygı; Türkiye ile Azerbaycan’ın İran güzergâhına bağımlılığının azalması, İran’ın Güney Kafkasya’daki nüfuzunun zayıflaması ve Türk devletleri arasındaki coğrafi bağlantının güçlenmesidir. Tahran yönetimi, Türk dünyasının bağlantısallığındaki bu muhtemel artışı bölgesel güç dengelerini kendi aleyhine değiştirebilecek bir gelişme olarak değerlendirmektedir.[20]

Zengezur Bağlantısı ve Türk Dünyasının Coğrafi Bütünlüğü

Zengezur güzergâhı, Türk dünyasının geleceği bakımından en fazla tartışılan projelerden biridir. Söz konusu güzergâhın açılması hâlinde Azerbaycan ile Nahçıvan arasında kara ve demir yolu bağlantısı kurulacak; Türkiye de Azerbaycan üzerinden Hazar Havzası ve Türkistan’a daha kısa bir hatla ulaşabilecektir.

Bu yönüyle Zengezur, yalnızca bölgesel bir ulaşım projesi değildir. Güzergâh; Türkiye, Güney Kafkasya, Hazar Denizi ve Orta Asya arasında kesintisiz bağlantı kurulması düşüncesinin önemli bir unsurudur. Bununla birlikte projenin gerçekleşmesi, Ermenistan’ın egemenlik endişeleri, sınır ve gümrük rejimine ilişkin anlaşmazlıklar, İran’ın jeopolitik kaygıları ve Rusya’nın bölgesel nüfuz mücadelesi nedeniyle karmaşık bir süreçtir.

Bu nedenle Türkiye ve Azerbaycan’ın Zengezur konusunu yalnızca “koridor” kavramıyla değil; bölgesel barış, karşılıklı ekonomik fayda ve egemenlik haklarına saygı ilkeleri çerçevesinde ele alması önem taşımaktadır. Aksi takdirde bölgesel bütünleşme projesi, yeni bir rekabet ve gerilim alanına dönüşebilir. Başarılı şekilde hayata geçirilmesi durumunda ise Zengezur bağlantısı, Türk dünyasının fiziki bütünleşmesini hızlandırabilecek ve Orta Koridor’un kapasitesini artırabilecek stratejik bir kaldıraç olacaktır.[21][22]

Orta Koridor ve Türk Dünyasının Jeoekonomik Yükselişi

Çin’den başlayarak Kazakistan, Hazar Denizi, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşan Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Güzergâhı, diğer adıyla Orta Koridor, Türk Devletleri Teşkilatı’nın jeoekonomik dönüşümünün merkezinde yer almaktadır. Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında kuzey güzergâhındaki siyasi ve güvenlik risklerinin artması,[23] Kızıldeniz ve çevresindeki krizlerin deniz ticaretini olumsuz etkilemesi, alternatif doğu-batı hatlarının önemini artırmıştır.

Dünya Bankası’na göre gerekli altyapı yatırımları, lojistik reformlar ve sınır geçişlerinde koordinasyon sağlanması hâlinde Orta Koridor’daki yük hacmi 2030 yılına kadar üç katına çıkarılabilir ve taşıma süresi yarıya indirilebilir.[24] Bu öngörü, güzergâhın yalnızca transit taşımacılık değil, bölgesel üretim ve ticaret bakımından da önemli bir potansiyel taşıdığını göstermektedir.

Ancak Orta Koridor’un gerçek bir ekonomik kuşağa dönüşebilmesi için liman, demir yolu ve gümrük altyapılarının uyumlaştırılması; Hazar geçişlerindeki kapasitenin artırılması, ortak tarifelerin geliştirilmesi ve bürokratik işlemlerin dijitalleştirilmesi gerekmektedir. Dünya Bankası raporlarında Gürcistan’ın demir yolu ve kara yolu kapasitesinin geliştirilmesinin Orta Koridor’un etkinliği açısından taşıdığı öneme dikkat çekilmektedir.[25] Bu çerçevede 2026 yılında Dünya Bankası desteğiyle başlatılan ve Gürcistan’ın ulaştırma altyapısını da kapsayan yeni çalışmalar, koridor üzerindeki darboğazların giderilmesine yönelik güncel girişimlerden biri olarak değerlendirilebilir.[26]

Türk Devletleri Teşkilatı bu süreçte siyasi eş güdüm sağlayabilecek en uygun kurumlardan biridir. Teşkilatın Orta Koridor üzerindeki devletleri ortak standartlar etrafında bir araya getirmesi,[27] Türk dünyasını yalnızca enerji ve hammadde sağlayıcısı olmaktan çıkararak küresel tedarik zincirlerinin etkin bir aktörü hâline getirebilir.

Enerji, Yapay Zekâ ve Dijital Entegrasyon

Türk devletlerinin önemli petrol, doğal gaz, uranyum ve yenilenebilir enerji potansiyeline sahip olması,[28] enerji iş birliğini Teşkilatın temel stratejik alanlarından biri hâline getirmiştir. Türk Dünyası 2040 Vizyonu ve Teşkilatın diğer temel belgeleri, enerji güvenliğini ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğini öncelikli hedefler arasında göstermektedir.[29]

Azerbaycan ve Türkistan enerji kaynaklarının Türkiye üzerinden Avrupa pazarlarına ulaştırılması, Türkiye’nin enerji merkezi olma hedefi ile Türk devletlerinin ihracat güzergâhlarını çeşitlendirme arayışını buluşturmaktadır.[30] Ancak bu iş birliğinin yalnızca petrol ve doğal gazla sınırlandırılmaması gerekir. Hazar Havzası’ndaki rüzgâr ve güneş enerjisi potansiyeli, yeşil hidrojen, elektrik iletim hatları ve kritik mineraller gelecekteki iş birliğinin yeni alanları olabilir.[31]

Teşkilatın dönüşümünün en dikkat çekici yönlerinden biri de yapay zekâ ve dijitalleşmenin ortak gündeme girmesidir. Ekim 2024’te Bişkek’te düzenlenen Türk Devletleri Yapay Zekâ Forumu’na iki yüzden fazla uzman, yetkili ve karar vericinin katılması,[32] bu alandaki kurumsallaşmanın ilk işaretlerinden biri olmuştur.

15 Mayıs 2026’da Türkistan’da yapılan gayri resmî zirvenin “Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma” temasıyla düzenlenmesi[33] ise teknoloji konusunun artık tali bir çalışma alanı değil, Teşkilatın stratejik önceliklerinden biri olduğunu göstermiştir. Zirvede dijital dönüşüm, yenilikçilik, yapay zekâ, bağlantısallık ve sürdürülebilir ekonomik kalkınma alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesi hedeflenmiştir.

Ortak dijital ekonomi anlaşmaları, elektronik izin sistemi, gümrük işlemlerinin dijitalleştirilmesi, siber güvenlik koordinasyonu ve Türk dilleri için ortak büyük dil modeli geliştirilmesi gibi projeler; gelecekte Türk dünyasının dijital egemenliği açısından önem taşıyacaktır. Özellikle yapay zekâ alanında ortak veri havuzları, Türk dilleriyle eğitilmiş modeller, siber tehditlere karşı ortak müdahale mekanizmaları ve teknoloji şirketlerini destekleyecek yatırım fonları kurulması, Teşkilatın küresel rekabet kapasitesini artırabilir.

Ortak Finans ve Güvenlik Boyutu

Türk Yatırım Fonu’nun kurulması, Teşkilatın kültürel iş birliğinden ekonomik kurumsallaşmaya geçtiğinin en somut göstergelerinden biridir.[34] Fonun kuruluş anlaşması 16 Mart 2023’te Ankara’da imzalanmış ve anlaşma 12 Aralık 2023’te onaylanarak Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.[35] Fon, Türk devletleri arasındaki ilk ortak finans kuruluşu olarak bölgesel altyapı, ticaret, yatırım ve özel sektör projelerinin desteklenmesini amaçlamaktadır.

Fonun başarılı olması, yalnızca ayıracağı mali kaynağa değil, şeffaf yönetim, profesyonel proje değerlendirmesi ve siyasi müdahalelerden uzak kurumsal bir yapıya sahip olmasına bağlıdır. Türk Yatırım Fonu, Orta Koridor, dijital altyapı, enerji dönüşümü, tarım, su güvenliği ve savunma sanayii gibi alanlarda ortak projeleri finanse edebilirse, Türk dünyası bütünleşmesinin ekonomik temelini güçlendirebilir.

Türkiye-Azerbaycan arasında 15 Haziran 2021 tarihinde imzalanan Şuşa Beyannamesi, müttefiklik ilişkilerinin yanı sıra savunma ve güvenlik alanlarında kapsamlı iş birliği öngörmüş olsa da[36] Teşkilatın NATO benzeri bir kolektif savunma örgütüne dönüşmesi yakın dönemde gerçekçi görünmemekle birlikte imkânsız değildir. Üye devletlerin Rusya, Çin, NATO ve diğer bölgesel aktörlerle farklı ilişkileri bulunmaktadır. Buna karşılık terörizm, aşırıcılık, sınır aşan suçlar, düzensiz göç, siber saldırılar, enerji ve ulaştırma hatlarının güvenliği ile doğal afetler konusunda iş birliği yapılması mümkündür.

2025 Budapeşte Bildirisi’nde[37] savunma sanayii alanındaki çok taraflı iş birliğinin geliştirilmesinin vurgulanması, güvenlik başlığının giderek daha açık biçimde Teşkilat gündemine girdiğini göstermektedir. Ancak bu iş birliği, başka devletlere veya örgütlere karşı kurulmuş askerî blok görüntüsü vermek yerine, üyelerin savunma kapasitelerini ve stratejik dayanıklılıklarını geliştiren esnek bir model olarak şekillenmelidir.

NATO, Çin, Rusya ve Avrupa Birliği Açısından Değerlendirme

Türk Devletleri Teşkilatı’nın güçlenmesi NATO açısından hem fırsatlar hem de dikkatle yönetilmesi gereken sonuçlar doğurmaktadır. Türkiye’nin Türk dünyasıyla geliştirdiği ulaştırma, enerji ve güvenlik ilişkileri; NATO’nun Karadeniz, Kafkasya ve Orta Asya’ya ilişkin stratejik farkındalığını artırabilir. Türkiye’nin 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapması da ülkenin İttifak içerisindeki jeostratejik konumunun önemini göstermektedir. Bu durum, Türkiye’nin aynı anda hem Atlantik güvenlik mimarisinin merkez üyelerinden biri hem de Türk dünyasının kurumsallaşmasında öncü aktör olabilme kapasitesini ortaya koymaktadır.

Bununla birlikte Türk Devletleri Teşkilatı’nın NATO’nun Orta Asya’ya uzanan bir aracı olarak algılanması, Rusya ve Çin’in tepki göstermesine neden olabilir.[38] Bu nedenle Türkiye’nin Teşkilat politikası, NATO üyeliği ile Türk dünyasındaki bağımsız iş birliği arayışını dengeli biçimde yürütmelidir.

Çin açısından Orta Koridor, Kuşak ve Yol Girişimi’ni destekleyen alternatif bir bağlantı hattı olduğu ölçüde faydalıdır. Ancak Türk devletlerinin ekonomik ve siyasi koordinasyonunun artması, Çin’in Orta Asya’daki ikili ilişkiler üzerinden kurduğu etkinliği sınırlayabilir. Özellikle kritik mineraller, dijital altyapı, telekomünikasyon, veri güvenliği ve finansman alanlarında Türk devletlerinin ortak hareket etmesi, Pekin karşısındaki pazarlık güçlerini artıracaktır.

Bu nedenle Teşkilatın ne bütünüyle Batı yanlısı bir blok ne de Çin ve Rusya’nın bölgesel projelerine eklemlenen pasif bir yapı olması gerekir. En rasyonel seçenek üyelerin çok yönlü dış politika anlayışlarını koruyan, fakat ortak çıkar alanlarında kolektif pazarlık gücü üreten stratejik özerklik modelidir.

Rusya açısından Türk Devletleri Teşkilatı’nın güçlenmesi, iş birliği imkânları barındıran; ancak bölgesel nüfuz dengeleri bakımından dikkatle izlenen bir gelişmedir. Moskova’nın, Türk devletleriyle tarihsel, ekonomik ve güvenlik ilişkilerini sürdürmeye önem verdiği; bununla birlikte Teşkilatın ulaştırma, enerji ve bölgesel koordinasyon kapasitesindeki artışın Güney Kafkasya ve Orta Asya’daki geleneksel Rus nüfuzunu etkileyebileceğini değerlendirdiği söylenebilir. Bununla birlikte Rusya, TDT’yi doğrudan kendisine karşı oluşturulmuş bir blok olarak değerlendirmekten ziyade, çok kutuplu uluslararası sistem içerisinde iş birliği yapılabilecek yeni bir bölgesel aktör olarak takip etmektedir.[39]

Avrupa Birliği açısından ise Türk Devletleri Teşkilatı’nın yükselen rolü özellikle enerji arz güvenliği, kritik ulaştırma koridorları ve Orta Koridor’un geliştirilmesi bakımından önem taşımaktadır. Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında Avrupa’nın alternatif enerji ve ticaret güzergâhlarına yönelmesi, Türk devletleriyle ekonomik ilişkilerin stratejik değerini artırmıştır. Bu çerçevede Avrupa Birliği, TDT’nin bölgesel istikrarı destekleyen, bağlantısallığı güçlendiren ve küresel tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesine katkı sağlayan girişimlerini dikkatle takip etmektedir.[40][41]

Bu tablo, Türk Devletleri Teşkilatı’nın yalnızca Türk dünyasının iç dinamikleriyle açıklanabilecek bir yapı olmaktan çıktığını; Avrasya jeopolitiğinde büyük güçlerin stratejik hesaplarını etkileyen bölgesel bir aktöre dönüştüğünü göstermektedir.

Sonuç

Türk Devletleri Teşkilatı, kuruluşundan bugüne önemli bir dönüşüm geçirmiştir. İlk dönemde ortak tarih, dil ve kültür üzerinden şekillenen iş birliği, günümüzde ulaştırma koridorları, enerji güvenliği, yatırım fonları, dijital ekonomi, yapay zekâ, siber güvenlik ve savunma sanayii gibi stratejik alanlara yayılmıştır. Bu dönüşüm henüz tamamlanmış değildir; ancak Teşkilatın jeoekonomik ve jeopolitik bir aktör olma yönünde ilerlediği açıktır.

Teşkilatın geleceği, yüksek düzeyli zirvelerde verilen siyasi mesajlardan çok, alınan kararların uygulanmasına bağlı olacaktır. Orta Koridor’daki lojistik engellerin kaldırılması, Türk Yatırım Fonu’nun etkin işletilmesi, enerji ve dijital altyapıların birbirine bağlanması, ortak teknoloji politikalarının geliştirilmesi ve güvenlik alanında kurumsal mekanizmaların oluşturulması gerekmektedir.

Türk Devletleri Teşkilatı’nın temel gücü, ortak kültürel mirasından kaynaklanmaktadır; fakat yalnızca kültürel yakınlık kalıcı bir bölgesel güç üretmeye yetmez. Kültürel kardeşliğin ekonomik karşılıklı bağımlılık, teknolojik kapasite, kurumsal dayanışma ve stratejik çıkar birlikteliğiyle desteklenmesi gerekmektedir. Bu başarıldığı takdirde Türk Devletleri Teşkilatı, Avrasya’daki güç mücadelesinin nesnesi değil, bölgesel düzenin şekillenmesine katkı sunan bağımsız bir aktör hâline gelebilecektir.

21. yüzyıl Avrasya jeopolitiğinde güç kavramı, klasik askerî kapasitenin çok ötesine geçmiş durumdadır. Günümüzün uluslararası rekabetinde ulaştırma ve lojistik koridorlarını yönetebilen, enerji arz ve dağıtım hatlarını yönlendirebilen, dijital teknolojilerde üretim ve yenilik kapasitesi geliştirebilen ve bölgesel iş birliğini güçlü kurumsal mekanizmalarla sürdürülebilir hâle getirebilen aktörler belirleyici olacaktır. Bu çerçevede Türk Devletleri Teşkilatı, ortak stratejik vizyonunu derinleştirip ekonomik, siyasi, teknolojik ve güvenlik alanlarındaki bütünleşmesini güçlendirebildiği ölçüde yalnızca Türk dünyasının değil, Avrasya jeopolitiğinin geleceğini şekillendiren başlıca güç merkezlerinden biri hâline gelebilecektir.

Bu hedefe ulaşılması ise yalnızca ortak tarih ve kültür mirasının korunmasına değil; alınan kararların etkin biçimde uygulanmasına, kurumsal kapasitenin güçlendirilmesine ve üye devletlerin ortak stratejik iradeyi somut iş birliği projelerine dönüştürebilmesine bağlı olacaktır. Bu doğrultuda Türk Devletleri Teşkilatı’nın önümüzdeki dönemde ortaya koyacağı performans, Avrasya’daki yeni jeopolitik dengelerin şekillenmesinde belirleyici unsurlardan biri olmaya adaydır.

Bu bakımdan Türk Devletleri Teşkilatı’nın gelecekteki başarısı, yalnızca kurumsal yapısının büyüklüğüyle değil; ortak iradeyi kalıcı politikalara, ortak vizyonu somut projelere ve bölgesel iş birliğini sürdürülebilir stratejik kazanımlara dönüştürebilme kapasitesiyle belirlenecektir. Bu süreçte Teşkilatın ortaya koyacağı performans, yalnızca Türk dünyasının değil, Avrasya’nın gelecekteki jeopolitik mimarisini de etkileyebilecek önemli unsurlardan biri olacaktır.

                        :

İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi ve TDPB Basın Kulübü Başkanı. cingozismail01@gmail.com

 

Dipnotlar

[1] Erkinbek Turgunov, “Türkiye ve Türk Cumhuriyetleri Arasındaki Diplomatik İlişkilerin 30. Yılı”, Avrasya Araştırma Enstitüsü, 28.03.2022-03.04.2022 No 348, Kazakistan. https://www.eurasian-research.org/wp-content/uploads/2022/05/Haftalik-e-bulten-28.03.2022-03.04.2022-No-348.pdf (Erişim Tarihi: 15.07.2026)

[2] İhsan Bakar, “Jeopolitik Yaklaşımlar Çerçevesinde, Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Türk-Rus Yönelişleri”, T.C. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Uluslararası İlişkiler Bilim Dalı, Doktora Tezi, İstanbul, 2006.

[3] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Türkiye’nin Türk Devletleri Teşkilatı Politikası”, https://www.mfa.gov.tr/turk-devletleri-teskilati.tr.mfa⁠ (Erişim Tarihi: 15.07.2026)

[4] M. Seyfettin Erol ve Mehmet Şahin, “Bağımsızlıklarının 20. Yılında Orta Asya ve Kafkasya’daki Türk Cumhuriyetlerinin Entegrasyon Süreci (1991 – 2011)”, Karadeniz Araştırmaları, Bahar 2013, S.: 37, ss.: 111-136. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/105791 (Erişim Tarihi: 15.07.2026)

[5] “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’nin Kurulmasına Dair Nahçıvan Anlaşması”, https://turkicstates.org/u/d/basic-documents-tr/Nahcivan_Anlasmasi_Turkce_20140417_193951.pdf (Erişim Tarihi: 16.07.2026)

[6] Hasan Kanbolat, “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi Zirvesi”, ORSAM, 19.10.2011. http://orsam.org.tr/yayinlar/turk-dili-konusan-ulkeler-isbirligi-konseyi-zirvesi/ (Erişim Tarihi: 16.07.2026)

[7] Türk Devletleri Teşkilatı, “Türk Dünyası 2040 Vizyonu”, https://turkicstates.org/u/d/news/5-ekturk-dunyasi-2040-vizyonu.pdf (Erişim Tarihi: 16.07.2026)

[8] Ömer Faruk Karaman, “Türk Dünyasında Dijital Entegrasyon Arayışı: TDT Zirvesi Ne Vadediyor?”, AA, 15.05.2026. https://www.aa.com.tr/tr/analiz/turk-dunyasinda-dijital-entegrasyon-arayisi-tdt-zirvesi-ne-vadediyor/3938363 (Erişim Tarihi: 16.07.2026)

[9] Official Website of the President of the Republic of Azerbaijan, “Ilham Aliyev Addressed The Nation”, 10 November 2020. https://president.az/en/articles/view/45924/print (Erişim Tarihi: 16.07.2026)

[10] UTİKAD, “Çin Avrupa Ticaretinde Türkiye Merkezli Orta Koridor Seçeneğini Güçlendiriyor”, 29.06.2026. https://www.utikad.org.tr/Detay/Sektor-Haberleri/41851/cin-avrupa-ticaretinde-turkiye-merkezli-orta-koridor-secenegini-guclendiriyor (Erişim Tarihi: 16.07.2026)

[11] Güray Alpar, “Hint-Pasifik Bölgesi ve ABD’nin Hint-Pasifik Strateji Belgesinin Şifreleri”, 17.04.2022. https://www.sde.org.tr/hint-pasifik-bolgesi-ve-abdnin-hint-pasifik-strateji-belgesinin-sifreleri-konu-325 (Erişim Tarihi: 16.07.2026)

[12] Selçuk Kılınç, “Türk Dünyası Dayanışmasının Tarihsel Sürekliliği: 1920’lerden Türk Devletleri Teşkilatı’na”, Uluslararası Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi, Y.: 2026, C.-S.: 9(1) ss: 105-124. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5356483 (Erişim Tarihi: 16.07.2026)

[13] Özge Emine Özçelik, “Türk Devletleri Teşkilatı: Türk Dünyasının Kurumsallaşması Yorum No : 2026 / 65”, AVİM, 12.06.2026. https://avim.org.tr/tr/Yorum/TURK-DEVLETLERI-TESKILATI-TURK-DUNYASININ-KURUMSALLASMASI. (Erişim Tarihi: 16.07.2026)

[14] T.C. Millî Eğitim Bakanlığı, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Ortak Metni Öğretim Programları Ortak Metni 2025”, https://tymm.meb.gov.tr/ortak-metin (Erişim Tarihi: 16.07.2026)

[15] BİA Net Haber Merkezi, “MEB, Müfredatta Orta Asya’yı Neden “Türkistan” Olarak Değiştiriyor?”, 15.10.2024. https://bianet.org/haber/meb-mufredatta-orta-asya-yi-neden-turkistan-olarak-degistiriyor-300726 (Erişim Tarihi: 16.07.2026)

[16] Alper Şaşmaz, “Bakan Tekin: Orta Asya Kavramı Yerine ‘Türkistan’ Kavramını Müfredata Ekledik”, AA, 18.11.2025. https://www.aa.com.tr/tr/egitim/bakan-tekin-orta-asya-kavrami-yerine-turkistan-kavramini-mufredata-ekledik/3746939 (Erişim Tarihi: 16.07.2026)

[17] Esma Özdaşlı, “İkinci Karabağ Savaşı’nın Türk Dünyasının Bütünleşme (Entegrasyon) Sürecine Etkileri”, Vizyoner Dergisi, Süleyman Demirel Üniversitesi Vizyoner Dergisi, Y.: 2025, C.: 16, S.: 48, ss. 1142-1155. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4677801 (Erişim Tarihi: 21.07.2026)

[18] Türk Devletleri Teşkilatı, “Türk Devletleri Teşkilatı’nın 12. Zirvesi Gebele’de Gerçekleştirildi”, 07.10.2025. https://turkicstates.org/tr/haber/the-12th-summit-of-the-organization-of-turkic-states-convened-in-gabala-azerbaijan (Erişim Tarihi: 21.07.2026)

[19] Mehmet Koç, “GÖRÜŞ - İran Zengezur Koridoru’na Neden Karşı?”, AA, 27.09.2023. https://www.aa.com.tr/tr/analiz/gorus-iran-zengezur-koridoruna-neden-karsi/3001011 (Erişim Tarihi: 21.07.2026)

[20] Pınar Demir, “Zengezur’un Doğu-Batı Ekonomik Koridorundaki Önemi”, XII. Uluslararası Türk Dünyası Sempozyumu, 21-23 Mayıs 2025 / Niğde. https://www.utudas.org/Makaleler/981278040_XII.%202.%2047.pdf (Erişim Tarihi: 22.07.2026)

[21] Emirhan Yılmaz, “Türkiye, Zengezur Koridoru’nun Açılmasıyla Küresel Tedarik Zincirlerinde Merkez Olabilir”, AA, 15.08.2025. https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/turkiye-zengezur-koridorunun-acilmasiyla-kuresel-tedarik-zincirlerinde-merkez-olabilir/3660256 (Erişim Tarihi: 23.07.2026)

[22] BBC News Türkçe, “Zengezur Koridoru Hakkında Neler Biliniyor?”, 08.08.2025. https://www.bbc.com/turkce/articles/c5yp2kw3142o (Erişim Tarihi: 23.07.2026)

[23] Sibel Morrow, “Orta Koridor Türkiye’yi Avrasya Ticaretinin Merkezine Taşıyor”, AA, 11.12.2025. https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/orta-koridor-turkiyeyi-avrasya-ticaretinin-merkezine-tasiyor/3768157 (Erişim Tarihi: 23.07.2026)

[24] World Bank Group, “Orta Ticaret ve Taşıma Koridoru 2030’a Kadar Hacmi Üçe Katlamak ve Seyahat Süresini Yarıya İndirmek İçin Politikalar ve Yatırımlar”, Kasım 2023. https://openknowledge.worldbank.org/server/api/core/bitstreams/fbf984be-fa85-4adb-9f62-0f9169d2078b/content (Erişim Tarihi: 23.07.2026)

[25] World Bank Group, “Orta Ticaret ve Taşıma Koridoru…”

[26] CNN Türk, “Dünya Bankası’ndan Türkiye’ye Rekor Proje Desteği”, 15.04.2026. https://www.cnnturk.com/ekonomi/dunya-bankasindan-turkiyeye-rekor-proje-destegi-2417073 (Erişim Tarihi: 23.07.2026)

[27] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Türkiye’nin Bağlantısallığı ve Çok Taraflı Ulaştırma Politikası”, t.y. https://www.mfa.gov.tr/turkiye_nin-cok-tarafli-ulastirma-politikasi.tr.mfa (Erişim Tarihi: 23.07.2026)

[28] Ramazan Aslan, “Türk Devletleri Teşkilatı’nın Avrasya’da Artan Önemi: Ekonomi Politik Açıdan Bir Değerlendirme”, Türk Devletleri Teşkilatı (Dünü, Bugünü, Yarını) Özel Sayısı: e96–120, 2025. http://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4451713 (Erişim Tarihi: 23.07.2026)

[29] turkicstates.org, “Türk Dünyası 2040 Vizyonu”, t.y. https://turkicstates.org/u/d/news/5-ekturk-dunyasi-2040-vizyonu.pdf (Erişim Tarihi: 23.07.2026)

[30] Doğanay Yılmaz, “Türkiye’nin Enerji Politikası ve Altyapısı Bağlamında Enerji Hub Potansiyeli”, Ulusal Strateji Araştırmaları Merkezi ULUSAM, Türkiye Politik Çalışmalar Dergisi, C.:1, S.:1, ss.33-48, Y.: 2021. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2286078 (Erişim Tarihi: 23.07.2026)

[31] Çiğdem Şahin, “Türk Dünyası 2040 Vizyonu Öncesi ve Sonrasında TDT Enerji İş Birliği”, XII. Uluslararası Türk Dünyası Sempozyumu, 21-23 Mayıs 2025 / Niğde. https://www.utudas.org/Makaleler/211945134_XII.%202.%2089.pdf (Erişim Tarihi: 23.07.2026)

[32] Kırım Haber Ajansı QHA, “Kırgızistan’da Türk Devletleri Teşkilatı Yapay Zekâ Forumu Gerçekleştirildi”, 11.10.2024. https://www.qha.com.tr/turk-dunyasi/kirgizistan-da-turk-devletleri-teskilati-yapay-zeka-forumu-gerceklestirildi-496146 (Erişim Tarihi: 23.07.2026)

[33] TÜRKSOY, “Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Zirvesi Türkistan’da Düzenlendi”, 16.05.2026. https://www.turksoy.org/haberler/turk-devletleri-teskilati-gayriresmi-zirvesi-turkistanda-duzenlendi (Erişim Tarihi: 23.07.2026)

[34] Türk Devletleri Teşkilatı, “Türk Yatırım Fonu”, t.y. https://turkicstates.org/tr/partner-detay/turk-yatirim-fonu (Erişim Tarihi: 23.07.2026)

[35] 13.12.2023 tarih ve 32398 Resmî Gazete. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/12/20231213-2.pdf (Erişim Tarihi: 23.07.2026)

[36] Ferhat Pirinççi, “Şuşa Beyannamesi’nin Anlamı”, SETA, 19.06.2021. https://www.setav.org/Susa-Beyannamesinin-Anlami, (Erişim Tarihi: 23.07.2026)

[37] Türk Devletleri Teşkilatı, “Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirvesi Budapeşte Bildirisi”, 21.05.2025. https://turkicstates.org/tr/haber/budapest-declaration-of-the-informal-summit-of-the-organization-of-turkic-states (Erişim Tarihi: 23.07.2026)

[38] Aleksandr Sotniçenko, “Türk Devletleri Teşkilatı Rusya, Çin ve İran’ı da Kapsamalı”, (Röportajı yapan Işıkgün Akfırat). BRIQ Kuşak ve Yol Girişimi Dergisi, C.: 5, S.: 4, ss. 398-403. https://briqjournal.com/turk-devletleri-teskilati-rusya-cin-ve-irani-da-kapsamali (Erişim Tarihi: 23.07.2026)

[39] Sotniçenko, “Türk Devletleri Teşkilatı Rusya, Çin ve İran’ı da Kapsamalı”

[40] UTİKAD, “Çin Avrupa Ticaretinde Türkiye Merkezli Orta Koridor Seçeneğini Güçlendiriyor”

[41] World Bank Group, “Orta Ticaret ve Taşıma Koridoru…”

 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI