Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle birlikte Rus ordusunun Kafkasya ve Doğu Anadolu hattındaki ilerleyişi, bölgenin kadim Müslüman halkı için adeta topyekûn bir varlık mücadelesine dönüştü. Bu kritik süreçte Ermeni komitacıları, gerek Rus askerî birlikleriyle eş güdümlü olarak gerekse müstakil çeteler halinde Müslüman yerleşimlerine yönelik sistematik şiddet tırmanışına imza attılar. Hanelerin yağmalanması ve sivillere yönelik münferit saldırılarla başlayan bu süreç, 1915 yılına girildiğinde yerleşim yerlerinin yakılıp yıkıldığı, kadın ve çocukların doğrudan hedef alındığı bir boyuta ulaştı. Saldırıların hedefinde yalnızca insan unsuru değil, aynı zamanda camiler ve dinî yapılar gibi İslam medeniyetinin bölgedeki tarihî mühürleri de yer alıyordu.
1916 yılına ulaşıldığında ise yaşanan mezalim, daha kurumsal ve imha odaklı bir karakter kazandı. Ermeni çeteleri ile işgalci güçlerin Doğu Anadolu vilayetlerindeki eylemleri, toplumsal ve ekonomik yapıyı tamamen çökertmeyi hedefleyen bir tahribat sürecine evrildi. Müslüman köylerini ateşe veren bu yapılar; sivil halkı samanlıklara doldurarak diri diri yakmak, insan uzuvlarını kesmek ve sistemli tecavüz eylemlerinde bulunmak gibi ağır savaş suçlarını pervasızca sergilediler. Bölge halkının malları gasp edildi, direniş gösterenler zindanlara atıldı ve İslam izlerini silmek adına camiler tahrip edilerek kiliseye dönüştürüldü.
Ne var ki 1916 yılında Doğu Anadolu’daki Müslüman nüfusa yönelik bu toplu katliamları görmezden gelen İtilaf Devletleri —başta İngiltere olmak üzere— Osmanlı’nın meşru bir güvenlik tedbiri olarak uyguladığı Sevk ve İskân kararını küresel bir harp propagandasının ana enstrümanına dönüştürdü. İngiliz Hariciyesi, sadece Osmanlı Devleti’ni değil, müttefiki olan Almanya’yı da uluslararası kamuoyu nezdinde mahkûm etmek maksadıyla, Ermenilere yönelik iddiaları stratejik bir karşı propaganda unsuru olarak gündeme taşıdı.
Bu dezenformasyon kampanyasının en somut çıktısı, 1916 yılında kitleleri manipüle etmek ve Osmanlı üzerindeki diplomatik baskıyı meşrulaştırmak hedefiyle yayımlanan ve tarihe Mavi Kitap (The Treatment of Armenians in the Ottoman Empire) adıyla geçen taraflı yayın oldu. Söz konusu neşriyat, sahada yaşanan Müslüman mezalimini tamamen sessizliğe mahkûm ederken; kurgulanmış anlatılar üzerinden Osmanlı Devleti’nin meşru müdafaa tedbirlerini küresel bir suç gibi takdim etti. İngiltere’nin bu tutumu; savaşın askerî boyutu kadar, enformasyon ve algı boyutunda da Osmanlı’yı kuşatma altına almayı hedefleyen planlı bir siyasal iletişim stratejisinden ibaretti.
Mavi Kitap’ta yer alan iddiaların temel kaynağını misyonerler ile Ermeni komite üyelerinin taraflı beyanları oluşturmuş, bu bilgilerin bilimsel ve tarihî geçerliliği hiçbir surette kanıtlanamamıştır. ABD yönetimi ve basınında geniş yankı uyandırarak dezenformasyonun küresel ölçeğe taşınmasında kilit rol oynayan bu yayın, Malta soruşturmaları sürecinde bizzat İngiliz Kraliyet Başsavcılığı tarafından incelenmiş; belgelerin hukuki dayanaktan yoksun ve taraflı olduğu tespit edilerek delil vasfı taşımadığına karar verilmiştir.
Daha da önemlisi, yayının müellifi Arnold J. Toynbee’nin ilerleyen yıllarda bu çalışmanın İngiliz hükûmeti adına, usulüne uygun bir "savaş propagandası" amacıyla kurgulandığını itiraf etmiş olmasıdır. Bu itiraf, Mavi Kitap’ın tarihî bir vesika değil, Osmanlı Devleti’ni uluslararası alanda mahkûm etmek için tasarlanmış siyasi bir operasyon olduğunu tescillemektedir.
Hüseyin Alpaslan
Tarihçi-Yazar
Kaynaklar:
1. Yılmaz Karadeniz, “Bitlis ve Muş’ta Ermeni Mezalimi (1913-1919)”, Yeni Türkiye, Ermeni Meselesi Özel Sayısı, ed. Hasan Celal Güzel, Yeni Türkiye Stratejik Araştırma Merkezi Yayınları, C. III, S. 62, Ankara, Eylül-Aralık 2014, s. 2316. (Hariciye Nezareti tarafından Eylül 1916’da uluslararası kamuoyunun bilgisine sunulmak üzere derlenen ve Rus-Ermeni mezâlimini tescilleyen 111 adet arşiv külliyatı için bk. BOA, HR. SYS, 2363/3-4, M. 09.11.1916 / 17.09.1916).
2. Bilal N. Şimşir, Ermeni Meselesi 1774-2005, Bilgi Yayınevi, s. 29-33.
3. Arnold J. Toynbee, Türkiye'de ve Yunanistan'da Batı Meselesi, çev. Kadri Mustafa Orağlı, Yeditepe Yayınevi, İstanbul, 2007, s. 59.
.jpg)