Bugun...


İsmail Cingöz

facebook-paylas
İRAN SAVAŞININ DİPLOMATİK VE EKONOMİK YÜZÜ
Tarih: 17-10-2026 13:48:00 Güncelleme: 17-10-2026 13:48:00


Stratejik Kazanımlar, Finansal Çıkarlar ve İran Halkının Duruşu

 

İsmail CİNGÖZ
Uluslararası Siyaset Uzmanı

Veri kesim tarihi: 17 Ekim 2026

Giriş

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail’in 28 Şubat 2026 tarihinde İran’a yönelik başlattıkları askerî harekât, Orta Doğu’nun güvenlik mimarisini yeniden tartışmaya açarken savaşın siyasi, ekonomik ve toplumsal sonuçlarını da görünür hâle getirmiştir. Washington’un İran’ın nükleer kapasitesini sınırlandırma hedefi, Tahran’ın Hürmüz Boğazı üzerinden geliştirdiği stratejik baskı, savunma sanayiindeki büyüme ve finans piyasalarındaki olağan dışı işlemler, savaşın yalnızca askerî gelişmeler üzerinden değerlendirilemeyeceğini göstermektedir.

Ancak savaş sürecindeki her gelişmeyi kesinleşmiş bir diplomatik kazanım veya bilinçli ekonomik manipülasyon olarak nitelendirmek de doğru değildir. Özellikle tarafların açıklamaları, doğrulanmış gelişmeler ve henüz kanıtlanmamış iddialar arasındaki ayrım, savaşın siyasi ve ekonomik sonuçlarının sağlıklı biçimde anlaşılması bakımından önem taşımaktadır.

Dondurulmuş Varlıklar: İran Gerçekten 12 Milyar Doları Geri Aldı mı?

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Haziran 2026’da İsviçre’de yürütülen görüşmeler sonucunda ABD ile 12 milyar dolarlık dondurulmuş İran varlığının serbest bırakılmasına ilişkin anlaşmaya varıldığını açıklamıştır. Söz konusu kaynakların iki aşamada, altışar milyar dolar olarak kullanılabilir hâle getirilmesi gündeme gelmiştir. Bununla birlikte ABD yönetimi, açıklamanın yapıldığı tarihte anlaşmayı resmen doğrulamamıştır (The National, 2026).

Görüşmelerin İsviçre’de gerçekleştirilmesi, söz konusu varlıkların İsviçre bankalarında tutulduğu anlamına gelmemektedir. Nitekim Katar’da yapılan görüşmelerde de müzakere sürecinin bir parçasını oluşturmuştur. Ayrıca kaynakların hangi koşullarda kullanılacağı konusunda taraflar arasında farklı açıklamalar yapılmıştır.

Dolayısıyla 12 milyar doların tamamının İran’a koşulsuz olarak iade edildiği iddiası, mevcut bilgi ve belgelerle henüz doğrulanamamaktadır. Bununla birlikte Tahran’ın dondurulmuş varlıklarını diplomatik müzakerenin temel başlıklarından biri hâline getirmesi, ekonomik taleplerini stratejik pazarlık sürecine taşıyabildiğini göstermektedir.

Hürmüz Boğazı: Askerî Baskıdan Stratejik Pazarlığa

İran’ın en önemli stratejik kozlarından biri, dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin kritik geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı üzerindeki askerî baskı kapasitesidir.

17 Haziran 2026 tarihinde ABD ile İran arasında imzalanan mutabakatla, İran’ın ticari gemilerin boğazdan 60 gün süreyle ücretsiz ve güvenli geçişi için gerekli düzenlemeleri azami gayret göstererek yapması öngörülmüştür. Boğazın gelecekteki yönetiminin ise İran’ın Umman ve diğer Körfez ülkeleriyle yürüteceği istişareler çerçevesinde belirlenmesi gündeme gelmiştir. Ancak bu mutabakat, İran’a boğaz üzerinde münhasır egemenlik veya kalıcı kontrol hakkı tanındığı anlamına gelmemektedir. Temmuz 2026’da çatışmaların yeniden başlamasının ardından ABD yönetimi mutabakatın artık yürürlükte olmadığını açıklamıştır (Congressional Research Service [CRS], 2026).

11 Ekim 2026’da İran makamları, boğazın yeniden açılmasına yönelik yedi şartına ABD’nin verdiği cevabı yetersiz bulduklarını açıklamıştır (Reuters, 2026a). İran’ın deniz trafiğine yönelik askerî baskısını artırması da geçişlerin güvenliğini yeniden tartışmalı hâle getirmiştir (Hafezi et al., 2026).

Bu gelişmeler, boğazın hukuki statüsünden ziyade fiilî geçiş güvenliği ve denetimi üzerinde yoğunlaşan bir güç mücadelesine işaret etmektedir. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 38. maddesi, uluslararası boğazlarda transit geçiş hakkını düzenlemektedir (United Nations, 1982). Bununla birlikte İran’ın 10 Aralık 1982 tarihinde Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni imzalamış olmasına rağmen henüz onaylamamış olması, ilgili hükümlerin İran bakımından uygulanmasında antlaşma hukuku ve uluslararası teamül hukuku açısından tartışmalar doğurmaktadır (Stempel, 2026); United Nations, n.d.

Bu çerçevede İran’ın Hürmüz üzerindeki askerî etkisini diplomatik pazarlık gücüne dönüştürdüğü söylenebilir. Ancak fiilî baskı kapasitesinin uluslararası hukuk bakımından sınırsız bir denetim yetkisi doğurmadığı da açıktır.

Lübnan Dosyası: Diplomatik Taahhütler ve Sahadaki Gerçeklik

İran savaşının bölgesel sonuçlarından biri, Lübnan’daki güvenlik gelişmelerinin ABD, İsrail ve İran arasındaki diplomatik gündemle daha fazla bağlantılı hâle gelmesidir.

26 Haziran 2026 tarihinde İsrail ve Lübnan temsilcileri, ABD’nin arabuluculuğunda çatışmaların sona erdirilmesini hedefleyen bir çerçeve anlaşması imzalamıştır (Ayyub et al., 2026). Ancak anlaşmanın imzalanması, sahada çatışmaların sona erdiği anlamına gelmemiştir. Nitekim 7 Eylül 2026 tarihinde Güney Lübnan’a yönelik İsrail saldırılarında, Lübnan Sağlık Bakanlığının açıklamasına göre 13 kişi hayatını kaybetmiştir. Reuters’ın saha haberi, Haziran 2026’daki ateşkes girişimine rağmen saldırıların devam ettiğini göstermektedir (Reuters, 2026b).

Dolayısıyla İsrail’in Lübnan’a yeniden saldırmayacağına ilişkin kesin ve uygulanabilir bir Amerikan garantisinin bulunduğunu ileri sürmek mümkün değildir. Lübnan meselesinin İran’la yürütülen diplomatik görüşmelerde önem kazanması ise Tahran’ın bölgesel gelişmelerden kaynaklanan pazarlık kapasitesini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte bu kapasite, Lübnan üzerindeki askerî ve siyasi gelişmeleri tek başına belirleyebildiği şeklinde yorumlanmamalıdır.

Amerikan Savunma Sanayiinde Artan Siparişler

Savaşın ekonomik sonuçları bakımından dikkat çeken gelişmelerden biri, Amerikan savunma sanayii şirketlerinin artan askerî tedarik taleplerinden yararlanmasıdır.

Reuters’ın 23 Temmuz 2026 tarihinde yayımladığı verilere göre ABD merkezli savunma sanayii şirketlerinden Lockheed Martin (savaş uçakları, füze ve hava savunma sistemleri üreticisi) ile RTX Corporation (eski adıyla Raytheon Technologies; füze savunma sistemleri, uçak motorları ve havacılık teknolojileri üreticisi), devam eden çatışmalarda tüketilen mühimmat stoklarının yenilenmesine yönelik talep doğrultusunda 2026 yılına ilişkin satış ve kâr beklentilerini yükseltmiştir (Stone & Jain, 2026).

Ayrıca ABD ordusu, Lockheed Martin’e Patriot hava savunma sistemlerinde kullanılan önleme füzelerinin üretimi için üst sınırı 58,6 milyar dolar olan çok yıllı bir sözleşme vermiştir (Stone, 2026).

Bu veriler, savaşların Amerikan savunma sanayii açısından büyük ölçekli siparişler ve gelir fırsatları oluşturduğunu göstermektedir. Bununla birlikte şirketlerin ekonomik kazanç sağlaması, savaşın bu şirketlerin çıkarları doğrultusunda başlatıldığını tek başına kanıtlamaz. Böyle bir nedensellik ilişkisinin kurulabilmesi, siyasi karar alma süreçleriyle ekonomik çıkar grupları arasındaki bağlantıların somut belgelerle ortaya konulmasını gerektirmektedir.

Finans Piyasalarında Manipülasyon Şüpheleri

Savaşın ekonomik boyutunun en dikkat çekici yönlerinden biri, Amerikan yönetiminin İran’a ilişkin kritik açıklamalarından hemen önce petrol ve petrol ürünlerine dayalı vadeli işlem piyasalarında gerçekleştirilen büyük ölçekli finansal işlemlerdir.

Reuters’ın 7 Mayıs 2026 tarihli araştırmasına göre Mart ve Nisan 2026’da önemli siyasi açıklamaların hemen öncesinde gerçekleştirilen vadeli işlem pozisyonlarının toplam büyüklüğü yaklaşık 7 milyar dolara ulaşmıştır. Ham petrol, benzin ve motorin piyasalarını kapsayan bazı işlemlerin açıklamalardan yalnızca dakikalar önce yapılması, kamuya açıklanmamış bilgilerden yararlanılmış olabileceğine ilişkin şüpheleri gündeme getirmiştir (Cooper & Zhdannikov, 2026).

Reuters ayrıca ABD Emtia Vadeli İşlemler Komisyonunun (Commodity Futures Trading Commission – CFTC) söz konusu işlemleri incelediğine ilişkin bilgi edinildiğini, ancak kurumun bu incelemeyi haberin yayımlandığı tarihte resmen doğrulamadığını aktarmıştır.

Buradaki temel ayrım, işlem büyüklüğü ile elde edilen kazancın birbirinden farklı olmasıdır. Yaklaşık 7 milyar dolarlık pozisyon, aynı miktarda kâr sağlandığı anlamına gelmemektedir. Dahası, işlemleri gerçekleştiren kişilerin kimlikleri ve hukuka aykırı bir faaliyette bulunup bulunmadıkları da kesinleşmiş değildir.

Mevcut bulgular, finansal piyasalarda içeriden bilgi kullanımı ve piyasa manipülasyonuna ilişkin ciddi şüpheler doğurmaktadır. Ancak bu şüphelerin belirli kişi veya siyasi çevrelerin hukuki sorumluluğunu kanıtlayan bulgulara dönüşmediği dikkate alınmalıdır. Buna rağmen işlemlerin zamanlaması ve büyüklüğü, finansal piyasaların şeffaflığı ve kamu gücünün kullanımı bakımından açıklığa kavuşturulması gereken önemli sorular ortaya çıkarmaktadır.

Nükleer Program: Yeni Bir Saldırı İhtimali

İran’ın nükleer faaliyetleri, savaşın kalıcı biçimde sona erdirilmesinin önündeki temel anlaşmazlıklardan biri olmaya devam etmektedir.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 6 Ekim 2026 tarihinde İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesinde anlamlı sınırlamaları kabul etmesi gerektiğini belirtmiştir (Bogage, 2026).

16 Ekim 2026 tarihli Reuters haberinde, ABD Başkanı Donald Trump’ın bir önceki gece yaptığı açıklamada İran’ın nükleer programıyla ilişkilendirilen Pickaxe Mountain adlı yer altı tesisinin hedef alınabileceğini söylediği aktarılmıştır (Reuters, 2026c).

Bununla birlikte İran’ın nükleer faaliyetlerine devam etmesi veya yeniden başlaması, tek başına ABD’ye yeni bir askerî müdahale hakkı tanımamaktadır. Birleşmiş Milletler Şartı’nın 2/4. maddesi devletlerin toprak bütünlüğüne ve siyasi bağımsızlığına karşı kuvvet kullanılmasını yasaklarken 51. maddesi silahlı saldırı durumunda bireysel veya kolektif meşru müdafaa hakkını düzenlemektedir (United Nations, 1945, arts. 2(4), 51).

Bu çerçevede, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin yetkilendirmesi veya uluslararası hukuka uygun meşru müdafaa koşulları bulunmaksızın gerçekleştirilecek yeni bir askerî operasyon, kuvvet kullanma yasağıyla bağdaşmayacağı gibi bölgesel gerilimleri derinleştirerek çatışmaların daha geniş bir coğrafyaya yayılma riskini de artıracaktır.

İran Yönetiminin Halkına Borcu

Savaşın siyasi sonuçlarından biri, dış saldırılar karşısında ülkenin egemenliğini savunmak ile mevcut siyasal yönetime destek vermenin birbirinden farklı tutumlar olduğunun yeniden görünür hâle gelmesidir. İran halkının bazı kesimlerinde millî dayanışma öne çıkarken ekonomik sorunlara ve mevcut siyasal sisteme yönelik eleştiriler de varlığını sürdürmektedir.

Reuters’ın araştırmaları, savaşın İran toplumunun ekonomik beklentilerini ağırlaştırdığını ve yönetimin muhalif kesimlere yönelik baskıcı uygulamalarının devam ettiğini ortaya koymaktadır (Hafezi & McDowall, 2026; Tabrizy et al., 2026).

İran halkının dış saldırılar karşısında ülkesinin egemenliğini savunması, mevcut siyasal yönetimin bütün politikalarını benimsediği anlamına gelmemektedir. Bir devletin toprak bütünlüğüne sahip çıkmak ile o devleti yönetenlerin siyasi tercihlerini desteklemek ayrı meselelerdir. Bu ayrımın göz ardı edilmesi, toplumun farklı kesimlerinin taleplerini ve beklentilerini anlamayı güçleştirecektir.

Devletin temel sorumluluğu, yalnızca savaş dönemlerinde ülkenin güvenliğini sağlamak veya meydana gelen yıkımı gidermekle sınırlı değildir. Halkın refahını artırmak, temel hak ve özgürlüklerini korumak, adaleti ve ekonomik güvenliği tesis etmek, barış dönemlerinde de devam eden asli yükümlülüklerindendir. İran yönetiminin, dış tehditler karşısında ortaya çıkan millî dayanışmayı koşulsuz siyasal destek olarak değerlendirmek yerine halkın ekonomik, toplumsal ve demokratik beklentilerine somut politikalarla karşılık vermesi gerekmektedir.

Sonuç

İran savaşı, askerî güç kullanımının diplomatik hedeflere ulaşmayı tek başına garanti etmediğini ortaya koymuştur. Tahran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki stratejik baskı kapasitesi müzakere gücünü artırırken nükleer faaliyetler ve bölgesel güvenlik konusundaki anlaşmazlıklar kalıcı bir çözümün önündeki temel sorunlar olarak varlığını sürdürmüştür. Dondurulmuş varlıkların tamamının İran’a koşulsuz iade edildiği ve Hürmüz Boğazı’nın kontrolünün kalıcı olarak Tahran’a devredildiği yönündeki iddialar ise mevcut verilerle doğrulanamamıştır.

Savaşın ekonomik boyutunda Amerikan savunma sanayiinin artan siparişlerden yararlanması somut verilerle desteklenirken enerji piyasalarındaki olağan dışı finansal işlemler, içeriden bilgi kullanımı ve piyasa manipülasyonu şüphelerini gündeme getirmiştir. Ancak bu işlemlerin hukuka aykırı biçimde gerçekleştirildiği veya belirli siyasi çevrelere yasa dışı kazanç sağladığı yönünde kesinleşmiş bulgular bulunmadığından, ekonomik çıkarlarla hukuki sorumluluk arasında doğrudan bir ilişki kurmak mümkün değildir.

İran halkının dış saldırılar karşısında sergilediği millî dayanışma ile yönetime yönelik eleştirilerin bir arada bulunabilmesi ise savaşın siyasi sonuçlarının yalnızca devletler arasındaki güç mücadelesiyle açıklanamayacağını göstermektedir.

Sonuç itibarıyla savaşın gerçek sonuçları, yalnızca askerî gelişmeler, diplomatik kazanımlar veya ekonomik çıkarlarla değil; uluslararası hukuk, bölgesel istikrar ve halkların güvenliği üzerindeki etkileriyle birlikte değerlendirilmelidir. İran yönetimi açısından da kalıcı başarı, dış baskılara direnmenin ötesinde, ülkenin egemenliğine sahip çıkan halkın güvenliğini, temel haklarını ve refahını koruyabilmektir.

 

Kaynakça

Ayyub, R., Gebeily, M., & Martina, M. (2026, June 26). Israel, Lebanon sign initial agreement after US-mediated talks. Reuters. https://www.reuters.com/world/middle-east/israel-drops-leaflets-over-south-lebanon-town-ordering-residents-leave-2026-06-26/

Bogage, J. (2026, October 6). Vance says Iran must cut enrichment towar. Reuters. https://www.reuters.com/world/interview-us-vice-president-vance-says-iran-must-cut-enrichment-end-war-2026-10-06/

Congressional Research Service. (2026, August 7). The Strait of Hormuz: Security developments and impacts on oil, gas, and other commodities (Report No. R45281). https://www.everycrsreport.com/reports/R45281.html

Cooper, A., & Zhdannikov, D. (2026, May 7). Oil-price bets ahead of Iran war news totalled $7 billion, reporting shows. Reuters. https://www.reuters.com/sustainability/boards-policy-regulation/oil-price-bets-ahead-iran-war-news-totalled-7-billion-reporting-shows-2026-05-07/

Hafezi, P., & McDowall, A. (2026, June 15). With war likely over, Iranian rulers must face demands of angry, embittered population. Reuters. https://www.reuters.com/world/middle-east/with-war-likely-over-iranian-rulers-must-face-demands-angry-embittered-2026-06-15/

Hafezi, P., Saul, J., & Stewart, P. (2026, October 14). Iran shifting tactics to step up attacks on shipping before US vote, officials say. Reuters. https://www.reuters.com/world/middle-east/iran-shifting-tactics-step-up-attacks-shipping-before-us-vote-officials-say-2026-10-14/

Reuters. (2026a, October 11). Iran says US response to its proposal to reopen Hormuz was ‘insufficient’. https://www.reuters.com/world/middle-east/iran-says-us-response-its-proposal-reopen-hormuz-was-insufficient-2026-10-11/

Reuters. (2026b, September 7). Israeli strikes on southern Lebanese town13 as fears of escalation mount. https://www.reuters.com/world/middle-east/israeli-strikes-southern-lebanese-town-kill-11-state-news-agency-says-2026-09-07/

Reuters. (2026c, October 16). Trump says US may need to strike Iran’s Pickaxe Mountain. https://www.reuters.com/world/trump-says-us-may-need-strike-irans-pickaxe-mountain-2026-10-16/

Stempel, J. (2026, April 16). Can Iran legally impose tolls on the Strait of Hormuz? Reuters. https://www.reuters.com/world/middle-east/can-iran-legally-impose-tolls-strait-hormuz-2026-04-16/

Stone, M. (2026, July 29). US strikes $58.6 billion Patriot missile deal amid rising stockpile concerns. Reuters. https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/army-awards-lockheed-martin-586-billion-largest-ever-pac-3-patriot-missile-deal-2026-07-29/

Stone, M., & Jain, A. (2026, July 23). Lockheed Martin, RTX lift 2026 forecasts as Pentagon looks to restock weapons. Reuters. https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/lockheed-martin-rtx-lift-2026-forecasts-pentagon-looks-restock-weapons-2026-07-23/

Tabrizy, N., Saito, M., Giles, E., & Kang, K. (2026, October 8). Iran’s wartime hunt for protesters at home and abroad ushers in a new era of repression. Reuters. https://www.reuters.com/investigates/special-report/iran-crisis-repression/

The National. (2026, June 23). Iran says agreement reached with US to release $12 billion in frozen funds. https://www.thenationalnews.com/news/mena/2026/06/23/iran-says-agreement-reached-with-us-to-release-12-billion-in-frozen-funds/

United Nations. (1945). Charter of the United Nations. https://www.un.org/en/about-us/un-charter/full-text

United Nations. (1982). United Nations Convention on the Law of the Sea (Part III, Article 38). https://www.un.org/Depts/los/convention_agreements/texts/unclos/part3.htm

United Nations. (n.d.). United Nations Convention on the Law of the Sea. United Nations Treaty Collection. Retrieved October 17, 2026, from https://treaties.un.org/Pages/ViewDetailsIII.aspx?chapter=21&mtdsg_no=XXI-6&src=TREATY⁠ ⁠

 

İsmail Cingöz; Uluslararası Siyaset Uzmanı ve Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Doktora Programı öğrencisidir. BULTÜRK Ankara Temsilcisi, TDPB Basın Kulübü Başkanı ve Dünya Avşarlar Derneği Türk Dünyasından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısıdır.

Akademik ve mesleki çalışma alanları; uluslararası güvenlik, jeopolitik, savunma sanayii çalışmaları, Türk dış politikası, Türk Dünyası ve çağdaş uluslararası sistemin dönüşümü üzerine yoğunlaşmaktadır.

 

 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI