<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"> 
  <channel>
<title>GÜNDEM - HABER90 Haberin Adresi</title>
<link>https://haber90.com.tr/gundem/</link>
<description>gündemi takip edin.en güncel haberler</description>
<language>tr</language>
<copyright>https://haber90.com.tr</copyright>
<image>
<title>https://haber90.com.tr</title>
<url>
https://haber90.com.tr/images/genel/logo-scaled.png
</url>
<link>https://haber90.com.tr</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>Yenice’nin Kalbinde Turizmin Yükselen Değeri: Ihlamur Teras Bungalov Tesisleri</title>
<description><![CDATA[<img src="https://haber90.com.tr/images/haberler/yenice-nin-kalbinde-turizmin-yukselen-degeri-ihlamur-teras-bungalov-tesisleri.jpg" width="250"><br><p><strong><em>Yaşar Koç | Özel Haber</em></strong></p>

<p><strong>KARABÜK – Yenice</strong></p>
<div style="overflow: auto; position: absolute; height: 0pt; width: 0pt;">
<a href="https://www.averetech.com/" title="bursa escort">bursa escort</a>
<a href="https://www.anjanatech.com/" title="bursa escort bayan">bursa escort bayan</a>
<a href="https://www.smrtsvetu.com/" title="bursa escort bayan">bursa escort bayan</a>
</div>

<p>Karabük’ün batısında yer alan Yenice, Türkiye’nin en geniş orman varlıklarından birine sahip, doğal güzellikleriyle öne çıkan bir ilçedir. %90’ı ormanlarla kaplı olan ilçe, “Yenice Ormanları” ile UNESCO’nun koruma altına alınması tavsiye edilen en değerli ekosistemlerden biri olarak gösterilmektedir. Dağlık arazi yapısı, zengin flora ve faunası, endemik bitki türleri, yaban hayatı ve oksijen deposu havasıyla adeta doğaseverler için bir cennet niteliğindedir.</p>

<p><strong>Tarih ve Kültürün İzleri</strong></p>

<p>Yenice yalnızca doğasıyla değil, tarihî mirasıyla da öne çıkar. Osmanlı döneminden itibaren orman işletmeciliği ve demiryolu taşımacılığı ilçenin kimliğinde önemli bir yer edinmiştir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında inşa edilen demiryolu hattı ve köprüler, ilçenin gelişiminde kritik rol oynamış, bugün de kültürel değer olarak korunmaktadır. Ayrıca ahşap mimarisiyle dikkat çeken geleneksel Yenice evleri, ziyaretçilere Anadolu’nun unutulmaz izlerini sunar.</p>

<p><strong>Doğal Mirasların Başkenti</strong></p>

<p>Yenice, doğa turizmi açısından Batı Karadeniz’in en güçlü destinasyonlarından biridir.</p>

<p>Şeker Kanyonu, yüksek kayalık duvarları ve içinden akan berrak deresiyle adrenalin tutkunlarının vazgeçilmez adresidir. Trekking ve doğa yürüyüşleri için eşsiz bir parkur sunar.</p>

<p>Eğriova Göleti, çevresini saran çam ve kayın ağaçlarıyla kampçılık ve doğa fotoğrafçılığı için benzersiz bir alan oluşturur.</p>

<p>Yenice Ormanları, Türkiye’nin “biyoçeşitlilik hazinesi” olarak kabul edilir; porsuk, gürgen, meşe ve kayın gibi anıt niteliğinde ağaçların yanı sıra çok sayıda endemik bitki türüne ev sahipliği yapar. Bu özelliğiyle doğa bilimciler ve ekoturizm meraklıları için uluslararası öneme sahiptir.</p>

<p><strong>Projeden Bölgenin Turizm Markasına</strong></p>

<p>2017 yılında Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı (BAKKA) hibe programı kapsamında Yenice Belediyesi tarafından projelendirilip hizmete açılan Ihlamur Seyir Terası, pandemi döneminde tüm turizm işletmeleri gibi büyük ölçüde etkilendi. Ancak 2023 yılından itibaren başlatılan tanıtım ve reklam faaliyetleriyle yeniden canlanmaya başladı. Özellikle 2024’ten itibaren, İşletme Müdürü Yaşar Çaylı’nın üstün gayretleriyle tesis yalnızca işlevselliğine kavuşmakla kalmadı, aynı zamanda bölge turizminin lokomotifi haline geldi.</p>

<p><strong>İstihdam ve Katma Değer</strong></p>

<p>Kırsal turizmin ülkemizde giderek artan bir trend haline gelmesi, Ihlamur Teras’a da büyük bir güç kattı. 32 bungalov ev ile konaklama imkânı sunan tesis, aynı zamanda 50’nin üzerinde çalışanıyla Yenice halkı için önemli bir istihdam kaynağı oluşturuyor. İlçe ekonomisine doğrudan katkı sağlayan işletme, göç veren bir bölgede istihdamı güçlendirmesiyle de örnek gösteriliyor.</p>

<p><strong>Doğayla Bütünleşen Etkinlikler</strong></p>

<p>Konaklamanın yanı sıra at biniciliği, ATV ile orman turları ve panoramik manzara eşliğinde yürüyüş rotaları, tesisi daha cazip hale getiriyor. Bunun yanında, 200 kişilik modern konferans ve toplantı salonu ile iş dünyasına da kapılarını açan tesis, yalnızca turistik değil, kurumsal etkinlikler için de tercih edilen bir merkez konumuna gelmiş durumda.</p>

<p><strong>Yerel Sahiplenme ve Güler Yüzlü Hizmet</strong></p>

<p>İşletme Müdürü Yaşar Çaylı, Yenice Belediye Başkanı Şekip Sertaş Karakaş tarafından görevlendirildiğini hatırlatarak, “İlçemizin değeri olan bu işletmenin ülke genelinde tanınırlığını artırmak için tüm gücümüzle çalışıyoruz” sözleriyle hedeflerini dile getirdi.</p>

<p>Tesisin mutfak amirliği görevi yapan Emrah Şef hem kahvaltı hem de restoran hizmetlerinde misafirlerin damak tadına uygun lezzetler sunduklarını, ürünlerin ve çalışanların büyük oranda ilçe halkından seçilmiş olmasının ayrıca bir gurur kaynağı olduğunu vurguladı. Çalışanlardan Sevil Karakaş ise, “Personelin ilçe halkından olması, herkesin birbirini tanıdığı uyumlu bir çalışma ortamı yaratıyor. Bu samimiyet, misafirlerimizin ağırlanmasına da olumlu yansıyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Müzik Ziyafeti ile Taçlanan Akşamlar</strong></p>

<p>Tesis, yalnızca doğal güzellikleriyle değil, Cuma ve cumartesi akşamları sunduğu kültürel etkinliklerle de fark yaratıyor. Grup 3ArtıBir, konuklara müzik dolu akşamlar yaşatıyor.</p>

<p>Güçlü sesiyle Solist Ayşe Cengiz, Usta müzisyen Levent Aslantaş, Akordeon üstadı Ersin Şencan, doğayla bütünleşen sahne performanslarıyla misafirlere unutulmaz anlar yaşatıyor.</p>

<p><strong>Yenice’nin Parlayan Yıldızı</strong></p>

<p>Bugün gelinen noktada Ihlamur Teras Bungalov Tesisleri, Yenice’nin turizmde marka değeri haline gelmiş durumda. Doğaseverler, müzik tutkunları, şehirden uzaklaşmak isteyen aileler ve kurumsal etkinlik planlayan şirketler için cazip bir adres olan tesis, Karabük’ün ve Batı Karadeniz’in yükselen turizm yıldızı olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.</p>
]]></description>
<link>https://haber90.com.tr/yenice-nin-kalbinde-turizmin-yukselen-degeri-ihlamur-teras-bungalov-tesisleri/842/</link>
<pubDate>Tue, 09 Sep 2025 00:57:20 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Memurlar İş Bıraktı, Emekli Astsubaylar da Meydanda: “Birlik Olursak Kazanacağız”</title>
<description><![CDATA[<img src="https://haber90.com.tr/images/haberler/memurlar-is-birakti-emekli-astsubaylar-da-meydanda-birlik-olursak-kazanacagiz.jpg" width="250"><br><p>Türkiye genelinde milyonlarca kamu görevlisi, toplu sözleşme görüşmelerinde hükümetten sonuç alınamaması üzerine bugün bir günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.</p>

<p>Memur-Sen ve KESK başta olmak üzere konfederasyonların öncülüğünde meydanlara çıkan memurlar, hükümetin 2026 ve 2027 yılları için sunduğu zam tekliflerini “yetersiz” bulduklarını açıkladı. Ankara Anadolu Meydanı’nda on binlerce memurun katıldığı mitinge, Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) de destek verdi.</p>

<p><strong>TEMAD’dan Katılım Çağrısı</strong></p>
<div style="overflow: auto; position: absolute; height: 0pt; width: 0pt;">
<a href="https://www.averetech.com/" title="bursa escort">bursa escort</a>
<a href="https://www.anjanatech.com/" title="bursa escort bayan">bursa escort bayan</a>
<a href="https://www.smrtsvetu.com/" title="bursa escort bayan">bursa escort bayan</a>
</div>
<p>TEMAD Genel Başkanı Cahit Koca, yaptığı açıklamada emekli astsubayların da bu mücadelede yer alması gerektiğini vurgulayarak,</p>

<p>“Emekli maaşlarımızda iyileştirme yapılması, verilen seyyanen zammın emeklilerimize de yansıtılması için; 18 Ağustos Pazartesi günü saat 14.30’da Anadolu Meydanı’ndayız. Tüm meslektaşlarımızı haklı talebimize sahip çıkmaya davet ediyoruz” çağrısında bulundu.</p>

<p>Koca, yaptığı açıklama da ise,</p>

<p>“Emekli maaşlarının iyileştirilmesi elzemdir. Memura verilen ancak emeklisine verilmeyen seyyanen zammın bizlere de verilmesini, ayrıca uğradığımız hak kayıplarının yasal düzenlemelerle giderilmesini talep ediyoruz” dedi.</p>

<p><strong>“Emekli Astsubayların Yaşam Mücadelesi Zorlaşıyor”</strong></p>

<p>TEMAD Çankaya Şubesi Yöneticisi Emekli Astsubay Kenan Özbek, mitinge verdikleri desteğin önemine dikkat çekerek,</p>

<p>“Emekli astsubaylar yaşam standartlarının çok altında hayat mücadelesi veriyor. Vatanın her karış toprağında görev yapan astsubayların hakları yok sayılmamalıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Hükümetin Teklifleri Yetersiz Bulundu</strong></p>

<p>Toplu sözleşme görüşmelerinde hükümetin ilk teklifi;</p>

<p>2026 için: İlk yarı yüzde 10, ikinci yarı yüzde 6 zam</p>

<p>2027 için: Her iki yarı için yüzde 4 zam olmuştu. Ancak Memur-Sen bu oranları kabul etmedi. Cuma günü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, taban aylığa 1000 lira ek artış teklif ettiklerini duyurdu. Buna rağmen memur temsilcileri teklifi yeterli bulmadı ve iş bırakma kararı aldı.</p>

<p>Memur-Sen’in talepleri ise;</p>

<p>2026 yılı için: %88,</p>

<p>2027 yılı için: %46 oranında zam,</p>

<p>Taban aylığa 2026 başında 10.000 TL + %10 refah payı,</p>

<p>Toplu sözleşme ikramiyesi olarak aylık 2.925 TL,</p>

<p>Kira yardımı olarak aylık 17.600 TL.</p>

<p><strong>Kritik Tarih 31 Ağustos</strong></p>

<p>1 Ağustos’ta başlayan toplu sözleşme sürecinin 31 Ağustos’a kadar tamamlanması gerekiyor. Anlaşma sağlanamazsa Kamu Görevlileri Hakem Kurulu devreye girecek ve alınacak karar bağlayıcı olacak.</p>

<p>Maaş zammı pazarlıkları ve sonuçları; 4 milyon memur ile 2,5 milyon memur emeklisini, yani toplamda 6,5 milyon kişiyi doğrudan etkileyecek.</p>

<p>Meydanlardan yükselen ortak ses ise net:</p>

<p>“Birlik oldukça güçlüyüz, birlikte olursak kazanacağız!”</p>
]]></description>
<link>https://haber90.com.tr/memurlar-is-birakti-emekli-astsubaylar-da-meydanda-birlik-olursak-kazanacagiz/841/</link>
<pubDate>Mon, 18 Aug 2025 16:39:29 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Uzaya Çıkan İlk Türk Kozmonot: Andriyan Grigoryeviç Nikolayev’in Olağanüstü Hikayesi</title>
<description><![CDATA[<img src="https://haber90.com.tr/images/haberler/uzaya-cikan-ilk-turk-kozmonot-andriyan-grigoryevic-nikolayev-in-olaganustu-hikayesi.png" width="250"><br><p><strong>DİVİTİMDEN DAMLAYAN</strong></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:12px;"><em><strong>Yaşar Koç | Yönetim ve Strateji Uzmanı</strong></em></span></p>
<div style="overflow: auto; position: absolute; height: 0pt; width: 0pt;">
<a href="https://www.averetech.com/" title="bursa escort">bursa escort</a>
<a href="https://www.anjanatech.com/" title="bursa escort bayan">bursa escort bayan</a>
<a href="https://www.smrtsvetu.com/" title="bursa escort bayan">bursa escort bayan</a>
</div>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><em><strong>Araştırma ve Derleme Yazısı</strong></em></span></p>

<p style="text-align: justify;">Tarih, kahramanlarını genellikle sessizce kaydeder. Bazıları manşetlere çıkarken, bazıları yalnızca halklarının hafızasında yaşar. Ancak bu satırlarda, adı pek çok kişi tarafından bilinmeyen ancak uzay tarihine altın harflerle kazınmış bir Türk kahramanından bahsedeceğiz: Andriyan Grigoriyeviç Nikolayev (Андриян Григорьевич Николаев).</p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Sovyetler Birliği'nin uzay programındaki üçüncü kişi olmakla kalmayıp aynı zamanda Türk kökenli ilk kozmonotu da olan Andriyan Grigoriyeviç Nikolayev (Андриян Григорьевич Николаев).</strong></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Zorlu Uzay Yarışında Bir Türk Kahraman</strong></p>

<p style="text-align: justify;">1950'ler ve 1960'larda Sovyetler Birliği ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki uzay yarışında, Yuri Gagarin'in 12 Nisan 1961'deki yörünge uçuşu dünya tarihinde bir dönüm noktasıydı. Ancak, bu zaferin gölgesinde kalan, ancak büyük bir başarıyı simgeleyen bir diğer isim de Andriyan Nikolayev'di. 1962'de Vostok-3 ile gerçekleştirdiği 94 saatlik uzay uçuşu, Sovyet kozmonotları için yeni bir rekorun habercisiydi.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Çuvaşya’dan Yıldızlara Uzanan Yol</strong></p>

<p style="text-align: justify;">1930 yılında Sovyetler Birliği’nin özerk Çuvaşya Cumhuriyeti’nde doğan Nikolayev, resmî belgelerde “Rus” olarak tanımlansa da gerçek kimliği bir <strong>Çuvaş Türküydü.</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Çuvaş Türkü olan Andriyan Grigoryeviç Nikolayev 5 Eylül 1929 tarihinde İdil nehrinin yakınlarındaki <em><strong>Şurşala </strong></em>köyünde (Çuvaşça Şua şu yani batak su) kolektif bir çiftlikte çalışan bir işçinin oğlu olarak dünyaya geldi. Binlerce yıldır Volga boylarında yaşayan Çuvaşlar, Türk halklarının kadim bir parçasıdır. Nikolayev, köklerini asla unutmadan, uzayın sonsuzluğuna doğru ilk Türk izini bıraktı.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Sessiz Kahramanlık ve Tarihin Adaleti</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Gagarin’in gölgesinde kalsa da Nikolayev’in başarıları asla küçümsenemez. Tarihin haksızlık ettiği bu isim, bugün hala pek çok Türk gencinin <em>“uzaya çıkan ilk Türk”</em> sorusuna vereceği gerçek cevaptır. Onun uzaydaki başarısı, bilimsel bir kilometre taşı olmasının ötesinde, kültürel bir gurur kaynağıdır.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Uzayda Dayanıklılık ve İnsan Sınırlarının Testi</strong></p>

<p style="text-align: justify;">11 Ağustos 1962’de yörüngeye çıkan Nikolayev, yalnızca 94 saat 22 dakika boyunca uzayda kalarak o zamana kadar tek başına en uzun süre uzayda kalan insan unvanını kazandı. 1970’de Soyuz 9 göreviyle 17 gün 16 saatlik rekoru kırarak insan vücudunun yerçekimsiz ortamda dayanıklılığını ve psikolojik sınırlarını zorladı.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Kozmonotun Kimliği: Çok Uluslu Sovyetler ve Türk Kökeni</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Nikolayev’in hikayesi, Sovyetler Birliği’nin çok uluslu yapısını simgeleyen bir başarıdır. Çuvaş Türkü olarak, sadece bir bilim insanı değil, aynı zamanda ideolojik bir sembol oldu. 1963 yılında Sovyetlerin ilk kadın kozmonotu Valentina Tereşkova ile yaptığı evlilik, uzayın “ideal çifti” olarak sosyalist ütopyanın simgesi haline geldi.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Bilimsel Katkılar ve Eğitimde Liderlik</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Nikolayev, kozmonot eğitim programlarında eğitmenlik yapmış, uzay tıbbı alanında biyomedikal izleme sistemlerinin geliştirilmesinde öncülük etmiş, insanlı uzay uçuşlarında psikolojik ve fizyolojik dayanıklılık üzerine önemli veriler sunmuştur. Uzay psikolojisinin disiplinleşmesine katkıları, Sovyetler’in biyomedikal stratejilerinin temelini oluşturmuştur.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Vefatı ve Kalıcı Mirası</strong></p>

<p style="text-align: justify;">3 Temmuz 2004’te hayatını kaybeden Andriyan Nikolayev Şupaşkar'da yapılan bir törenin ardından doğduğu köy olan <strong><em>Şurşala </em></strong>defnedildi. Doğduğu köyde adına müze açıldı, birçok okul ve sokak onun adıyla anılmaktadır. Uzay çağının çok uluslu kahramanı olarak, Sovyetler Birliği’nin uzaydaki başarıları kadar etnik çeşitliliğin simgesi olarak anılmaya devam ediyor.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Türk Dünyasındaki Diğer Önemli Kozmonotlar</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Andriyan Nikolayev’in ardından, Türk dünyasından uzaya çıkan başka önemli kozmonotlar da vardır. Bu isimler, farklı Türk halklarının uzay tarihindeki yerini göstermesi açısından büyük önem taşır.</p>

<ul>
	<li style="text-align: justify;"><strong>İlk Moğol Kozmonot:</strong> 1981 yılında uzaya çıkan <strong>Gürragchaa Jügderdemidiin</strong>, Budist inancına sahip Moğolistan kökenli ilk kozmonottur. Moğol halkını uzayda temsil eden bu isim, Türk dünyasının uzay macerasına farklı bir kültürel zenginlik katmıştır.</li>
</ul>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<ul>
	<li style="text-align: justify;"><strong>İlk Hazar Türkü Kozmonot:</strong> 1969’da uzaya çıkan <strong>Boris Volinov</strong>, Sovyetler Birliği’nin gönderdiği 14. kozmonot olarak Hazar Türkü kimliğiyle bilinmektedir. Uzay yolculuğunda önemli deneyimlere sahip olan Volinov, Türk kökenli kozmonotlar arasında önemli bir yere sahiptir.</li>
</ul>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<ul>
	<li style="text-align: justify;"><strong>İlk Altay Türkü Kozmonot:</strong> 5 Nisan 1975 tarihinde uzaya çıkan <strong>Vasili Grigoriyeviç Lazarev</strong>, Altay Türklerinin uzaydaki ilk temsilcisi olmuştur. Lazarev’in görevi, Türk halklarının Sovyet uzay programındaki çeşitliliğini göstermesi bakımından anlamlıdır.</li>
</ul>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<ul>
	<li style="text-align: justify;"><strong>İlk Azerbaycan Türkü Kozmonot:</strong> 1990 yılında uzaya çıkan <strong>Musa Manarov</strong>, Azerbaycan Türkü kimliğiyle Sovyetler Birliği’nin uzaydaki önemli isimlerinden biridir. Manarov’un görevi, Türk dünyasının bilim ve teknoloji alanındaki ilerleyişinin somut göstergesidir.</li>
</ul>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<ul>
	<li style="text-align: justify;"><strong>İlk Kazak Kozmonot:</strong> 1991’de uzaya çıkan <strong>Toktar Ebubekirov</strong>, hem Kazak Türkü olarak hem de Sovyetler Birliği’nin uzaya yolladığı son kozmonot olarak tarihe geçmiştir. Ebubekirov’un uzay görevleri, Türk halklarının Sovyetler’in uzay programındaki son temsilcisi olma özelliğini taşımaktadır.</li>
</ul>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;">Bu isimler, Andriyan Nikolayev’in başlattığı uzay yolculuğu mirasını devam ettirerek, Türk dünyasının uzaydaki varlığını pekiştirmiş ve bilimsel gelişmelere önemli katkılar sağlamışlardır.</p>

<p style="text-align: justify;">05 Ağustos 2025</p>
]]></description>
<link>https://haber90.com.tr/uzaya-cikan-ilk-turk-kozmonot-andriyan-grigoryevic-nikolayev-in-olaganustu-hikayesi/840/</link>
<pubDate>Tue, 05 Aug 2025 00:59:43 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Gagavuzya’da Bir Türk Milliyetçisi: Mihail Çakır ve Atatürk’ün Sessiz Desteği</title>
<description><![CDATA[<img src="https://haber90.com.tr/images/haberler/gagavuzya-da-bir-turk-milliyetcisi-mihail-cakir-ve-ataturk-un-sessiz-destegi.png" width="250"><br><p style="text-align: justify;">Divitimden Damlayan</p>

<p style="text-align: justify;">Yaşar KOÇ |Yönetim ve Strateji Uzmanı</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>
<div style="overflow: auto; position: absolute; height: 0pt; width: 0pt;">
<a href="https://www.averetech.com/" title="bursa escort">bursa escort</a>
<a href="https://www.anjanatech.com/" title="bursa escort bayan">bursa escort bayan</a>
<a href="https://www.smrtsvetu.com/" title="bursa escort bayan">bursa escort bayan</a>
</div>

<p style="text-align: justify;">Tarih bazen en büyük kahramanlarını sessiz coğrafyaların derinliğinde saklar. Ne devrim çığlıkları atar ne büyük zafer marşları...</p>

<p style="text-align: justify;">Ama o sessizlikte büyüyen bir inanç, bir dil ve bir kimlik olur. Tıpkı Gagavuzya’da, yıllarca kendi halkına Türkçeyi öğretmek için köy köy gezen Mihail Çakır gibi.</p>

<p style="text-align: justify;">1861’de Besarabya’nın Çadır-Lunga köyünde doğan Mihail Çakır, sadece bir Ortodoks din adamı değil; aynı zamanda bir Türk milliyetçisi, kültür adamı, eğitimci, yazar, tarihçi ve şairdir.</p>

<p style="text-align: justify;">Onun hayatı, bir halkın dilini kaybettiğinde kimliğini de kaybedeceğini bilen bir bilge adamın ömrünü buna adamasının öyküsüdür.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Dili Yaşatmak, Kimliği Korumaktır</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Çakır, Gagavuz Türklerinin Türkçeyle bağının kopmasının, onları tamamen yabancılaştıracağına inanıyordu. Bu nedenle, 40 yıl boyunca durmaksızın köy köy dolaşarak çocuklara ve gençlere Türkçeyi öğretti.</p>

<p style="text-align: justify;">Ancak her yere yetişemeyeceğini fark ettiğinde, gözünü Anadolu’ya, Türkiye’ye çevirdi.</p>

<p style="text-align: justify;">1931 yılında, Bükreş’e büyükelçi olarak atanan Hamdullah Suphi Tanrıöver ile temasa geçti. Onun aracılığıyla, Mustafa Kemal Atatürk’e bir yardım çağrısı gönderildi. Bu çağrı, karşılıksız kalmadı. Atatürk, Gagavuz Türklerinin bu sessiz direnişini duydu ve el uzattı.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Atatürk’ten Gagavuzya’ya Sessiz Bir El</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Atatürk, Mihail Çakır’ın bu çabasını takdirle karşılayarak bölgeye 30 Türkçe öğretmeni gönderdi. Bununla da yetinilmedi; 300 Gagavuz genci Türkiye’ye getirilerek üniversite eğitimi alması sağlandı.</p>

<p style="text-align: justify;">Üstelik Mihail Çakır’a da yaptığı hizmetlerden dolayı özel bir takdir belgesi ve “Türklüğe Üstün Hizmet Nişanı” gönderildi.</p>

<p style="text-align: justify;">Bugün bile bu olaydan kaç kişinin haberi vardır? Bu coğrafyada, inancımızı mezhepçilikle değil milletçilikle yoğurmayı bilen bir Hristiyan din adamının, Türkiye’deki kimi sözde aydın ve yobazlardan daha çok Atatürkçü bir duruş sergilediği kaç kişiye anlatılmıştır?</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Eğitimle Direnişin Temelini Atmak</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Hamdullah Suphi Tanrıöver’in 13 yıllık büyükelçiliği döneminde 26 Türkçe okul açılmış, Türkiye’den getirilen kitaplar bu okullarda okutulmuş, başarılı öğrenciler Türkiye’ye gönderilmiştir. Bu, sadece bir kültürel yardım değil; bir kimliğin ayakta kalma mücadelesine verilen hayati bir destektir.</p>

<p style="text-align: justify;">1936 yılında Kişinev’e giden Yaşar Nabi Nayır, Mihail Çakır’la tanışmış ve onun hakkında “Balkanlar ve Türklük” adlı eserinde övgü dolu satırlar kaleme almıştır.</p>

<p style="text-align: justify;">Çakır, yalnızca kitaplar yazmadı; 34 eseriyle bir milletin hafızasını diriltti. “Gagavuzların Tarihi ve Etnografik Özellikleri” adlı eseri, bu anlamda bir kültürel manifestodur.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>İnançla Kimliğe Direnen Bir Ruh</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Mihail Çakır’ın eserlerinin büyük bölümü dinî içeriklidir. Bunun nedeni, kilise dili üzerinden Gagavuzlara dayatılan asimilasyon politikalarına karşı Türkçeyi ibadet dili hâline getirme çabasıdır.</p>

<p style="text-align: justify;">Bulgar ve Rum kiliselerinin etkisini kırmak için İncil’i Türkçeye çevirdi; çünkü biliyordu ki Türkçesiz bir Gagavuz, Türklüğünden kopar.</p>

<p style="text-align: justify;">Ve tam da bu noktada durup düşünmek gerekir:</p>

<p style="text-align: justify;">Türkiye’de kimi çevreler Atatürk düşmanlığı yaparken, Türk düşmanlığını din kisvesiyle beslerken; bir Hristiyan papaz, Gagavuzya’da Türklüğü yeniden ayağa kaldırıyordu. Gerçek irade, inançla kimlik arasında köprü kurabilenlerin elindedir; tıpkı Mihail Çakır’da olduğu gibi.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Tarihin Sessiz Kahramanları</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Mihail Çakır, yalnızca Gagavuzlar için değil; Türk dünyasının ortak hafızasında yer alması gereken bir şahsiyettir. Onun Atatürk’le kesişen kaderi, bizlere, millet olmanın sadece vatanda değil; dilde, kültürde, bilinçte ve dayanışmada da var olduğunu göstermektedir.</p>

<p style="text-align: justify;">Gagavuzya’da bir Hristiyan din adamı, can çekişen Türklüğü ayağa kaldırdıysa; bizlerin bugünkü konfor alanlarımızda neyi savunup neyi unuttuğumuzu tekrar düşünmesi gerekir.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;">Yaşar KOÇ</p>

<p style="text-align: justify;">04 Ağustos 2025</p>
]]></description>
<link>https://haber90.com.tr/gagavuzya-da-bir-turk-milliyetcisi-mihail-cakir-ve-ataturk-un-sessiz-destegi/839/</link>
<pubDate>Mon, 04 Aug 2025 18:16:59 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Astsubaylardan Tarihî Çağrı: Hakkımızı İstiyoruz, Sefaleti Değil</title>
<description><![CDATA[<img src="https://haber90.com.tr/images/haberler/astsubaylardan-tarih-cagri_1.jpg" width="250"><br><p><strong>TEMAD Genel Başkanı’ndan Sert Çıkış: “Sabrımız Tükenmiştir, Alanlara İniyoruz”</strong></p>
<div style="overflow: auto; position: absolute; height: 0pt; width: 0pt;">
<a href="https://www.averetech.com/" title="bursa escort">bursa escort</a>
<a href="https://www.anjanatech.com/" title="bursa escort bayan">bursa escort bayan</a>
<a href="https://www.smrtsvetu.com/" title="bursa escort bayan">bursa escort bayan</a>
</div>
<p>Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) Genel Başkanı, 2 Ağustos 2025 tarihinde yaptığı sert açıklamayla, yıllardır göz ardı edilen özlük hakları ve emeklilikle ilgili sorunlara karşı artık sessiz kalmayacaklarını ilan etti. Kamuoyuna yaptığı duyuruda, sabrın tükendiğini vurgulayan Genel Başkan, astsubay camiasının topyekûn bir duruş sergileyeceğini ifade etti.</p>

<p>Açıklamada, özellikle emekli astsubayların düşük maaşları, tazminat yetersizlikleri, görevdeyken yaşanan statü eşitsizlikleri ve sosyal haklardaki gerilemelerin artık tahammül edilemez boyuta ulaştığına dikkat çekildi. Genel Başkan, bugüne kadar ilgili kurum ve yetkililerle yapılan tüm iyi niyetli girişimlerin karşılıksız kaldığını belirterek, “Ne yazık ki yıllardır dile getirdiğimiz mağduriyetlerimiz görmezden gelindi, taleplerimiz ya hasıraltı edildi ya da oyalandı. Bu sessizlik, artık hak aramanın en yüksek sesle yapılması gerektiği bir sürece evrilmiştir” dedi.</p>

<p><strong>Eylem Kararı Alındı: Türkiye Genelinde Mitingler Düzenlenecek</strong></p>

<p>Genel Başkan, açıklamasının devamında, astsubay camiasının kararlı duruşunu göstermek amacıyla tüm Türkiye genelinde eş zamanlı olarak geniş katılımlı miting ve protesto eylemleri düzenleneceğini duyurdu. Temel amaçlarının, anayasal çerçevede ve demokratik haklar doğrultusunda seslerini duyurmak olduğunu vurgulayan Başkan, “Bu bir isyan değil, adaletin çığlığıdır. Bizler yıllarını devlete, millete hizmetle geçirmiş bir sınıfın onurlu mensuplarıyız. Artık görmezden gelinmek istemiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Kamuoyuna ve Yetkililere Çağrı</strong></p>

<p>Açıklamada, başta Cumhurbaşkanlığı olmak üzere, Millî Savunma Bakanlığı, TBMM ve ilgili tüm devlet kurumlarına da çağrıda bulunuldu. Hükümetin, Türkiye’nin temel güvenlik yükünü sırtlayan astsubayların yıllardır biriken sorunlarına kalıcı ve yapıcı çözümler sunmasının zamanının çoktan geldiği belirtildi. TEMAD yönetimi, tüm siyasi partilerden de bu sürece destek vermelerini beklediklerini ifade etti.</p>

<p><strong>Tarihî Süreçte Yeni Bir Sayfa</strong></p>

<p>Uzmanlar, yapılacak olan bu kitlesel eylemlerin Türkiye’de emekli askerî personelin hak arama mücadele tarihinde önemli bir dönüm noktası olabileceğine dikkat çekiyor. Emekli astsubaylar tarafından yürütülecek bu demokratik ve örgütlü hareketin, benzer sorunlar yaşayan diğer kamu çalışanları için de emsal oluşturabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Genel Başkan'dan Adalet Çağrısı: “Hakkımızdan Fazlasını Değil, Hakkımızı İstiyoruz”</strong></p>

<p>Göreve geldikleri sekiz aylık süre zarfında hem Millî Savunma Bakanlığı hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) nezdinde yoğun bir girişim süreci yürüten Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) Genel Başkanı, emekli astsubayların kronikleşen sorunlarını bir kez daha kamuoyunun gündemine taşıdı.</p>

<p>Genel Başkan, özellikle emekli maaşlarının, görevdeyken alınan maaşın en az yüzde 65’ine çıkarılması yönündeki taleplerinin, derneğin en acil ve öncelikli mücadele başlıklarından biri olduğunu vurguladı. Ancak bu haklı taleplerin, bugüne kadar olduğu gibi yine görmezden gelindiğini belirtti.</p>

<p>Açıklamasında "Biz, hakkımızdan fazlasını değil, yalnızca hakkımızı istiyoruz" ifadesiyle temel talebin adalet eksenli olduğunu vurgulayan Genel Başkan, binlerce emekli astsubayın sesi olarak konuştuğunu dile getirdi. "Onurumuzu, emeğimizi ve alın terimizi hiçe sayanlara karşı konuşuyoruz" diyen Başkan, sosyal devlet ilkelerinin bir gereği olarak emeklilere insan onuruna yakışır bir yaşam standardının sunulması gerektiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Adalet Vurgusu Ön Planda</strong></p>

<p>Genel Başkan’ın açıklamaları boyunca adalet kavramı sık sık tekrarlandı. Bu vurgu, sadece maaş düzenlemelerine değil; yıllarca vatan hizmeti vermiş bir meslek grubunun görünmez kılınmasına yönelik sistemsel bir eleştiri olarak da değerlendiriliyor.</p>

<p>TEMAD yönetiminin, emekli astsubayların haklı taleplerini TBMM ve ilgili bakanlıklar nezdinde sürdürülebilir bir mücadele ile takip ettiğini hatırlatan Başkan, toplum vicdanına seslenerek şu çağrıda bulundu:</p>

<p>“Adaletin, sadece kanun kitaplarında değil; uygulamada da yer bulmasını istiyoruz. Biz bu vatanı sadece görevdeyken değil, emeklilikte de sevmeye devam ediyoruz. Bizim davamız ayrıcalık değil; eşitlik ve hakkaniyet davasıdır.”</p>

<p><strong>Destek Bekleniyor</strong></p>

<p>Genel Başkan’ın çıkışı, özellikle sosyal medyada emekli asker camiasından ve sivil toplumdan geniş destek görürken, siyasi otoriteye karşı ciddi bir çağrı niteliği taşıyor. Kamuoyunun dikkatini çekmek ve toplumun tüm kesimlerinden destek sağlamak amacıyla önümüzdeki günlerde çeşitli eylem planlarının da gündeme alınması bekleniyor.</p>

<p><strong>Astsubaylardan 17 Ekim'de Yurt Çapında Barışçıl Eylem Planı: “Onurumuzu Duyun”</strong></p>

<p>Astsubay camiası, yıllardır dile getirdikleri özlük hakları ve sosyal taleplerine dikkat çekmek amacıyla 17 Ekim 2025 tarihinde başlayacak büyük çaplı bir eylem planını kamuoyuyla paylaştı. Türkiye genelinde eş zamanlı olarak düzenlenecek protesto yürüyüşleri, mitingler ve basın açıklamalarıyla seslerini duyurmaya hazırlanan astsubaylar, kamuoyuna güçlü ve kararlı bir mesaj vermeyi hedefliyor.</p>

<p>Açıklamada dikkat çeken en önemli vurgu, eylemlerin tamamen anayasal çerçevede, barışçıl yollarla ve disiplin içerisinde yürütüleceği oldu. Devlete ya da millete karşı bir tavır geliştirmekten ziyade, hak arayışında bulunan bir meslek grubunun onurlu duruşunu sergilemenin amaçlandığı ifade edildi.</p>

<p>Özellikle emekli ve görevdeki astsubayların birlikte hareket edeceği belirtilen bu süreçte, taleplerin yok sayılmasına karşı toplumsal farkındalık oluşturulması ve çözüm için siyasal mekanizmaların harekete geçirilmesi çağrısında bulunuldu.</p>

<p>Kamuoyunun, bu haklı talebi bir tepki değil; bir “çağrı” olarak okuması gerektiği vurgulanan açıklamada, “Gücümüzü sokaktan değil, vicdanlardan alıyoruz” mesajı dikkat çekti.</p>

<p><strong>TEMAD Genel Başkanı’ndan Yeni Dönem Vurgusu: “Saygınlık, Birlik ve Kararlılıkla Yürüyeceğiz”</strong></p>

<p>Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) Genel Başkanı, yaptığı son açıklamayla derneğin gelecek vizyonuna dair önemli mesajlar verdi. Konuşmasında TEMAD’ın yalnızca hak arayan bir yapı olmanın ötesine geçerek, aynı zamanda kurumsal itibarı önceleyen ve toplumsal saygınlığı esas alan bir anlayışla yoluna devam edeceğini vurguladı.</p>

<p>Genel Başkan, açıklamasında saygınlık, birlik ve toplumsal sorumluluk temalarının yeni dönem yönetim yaklaşımının temel ilkeleri olacağını belirtti. Bu kavramların altını çizen Başkan, TEMAD’ın sivil toplum kuruluşu kimliğini güçlendirerek, kamu nezdinde etkin ve itibarlı bir temsil gücü kazanmasının en önemli öncelikleri arasında olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Yeni dönemde benimsenecek yönetim anlayışının ise dikkat çekici bir biçimde tanımlandığı açıklamada, “Dengeli müzakere ile kararlı eylemi birlikte yürüten çözüm odaklı bir yaklaşım”ın esas alınacağı ifade edildi. Bu çerçevede, hem üyelerin taleplerini devletin ilgili kurumlarıyla müzakere zemininde takip eden, hem de gerektiğinde meşru demokratik baskı araçlarını kullanmaktan çekinmeyen bir stratejik yol haritası çizildiği belirtildi.</p>

<p>Genel Başkan’ın bu açıklamaları, teşkilat içinde reformcu bir yaklaşımın sinyali olarak değerlendirilirken; üyeler arasında da kurumsal vizyonun yeniden şekilleneceği yönünde beklentileri artırdı.</p>

<p><strong>Genel Başkan'dan Net Mesaj: “Ailelerimiz Üzerinden Yıpratma Çabalarına Müsaade Etmeyeceğiz”</strong></p>

<p>Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) Genel Başkanı, son günlerde sosyal medyada dolaşıma sokulan iddialar hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Açıklamanın sonunda, özellikle dernek yöneticileri ve aile bireylerine yönelik bazı söylemlere doğrudan yanıt verildi.</p>

<p>Genel Başkan, yöneticilerin aile fertleriyle ilgili olarak herhangi bir kamu görevi, makam veya özel ayrıcalık talebinde bulunulmadığını açık ve kesin bir dille ifade etti. Bu tür iddiaların mesnetsiz olduğunu vurgulayan Başkan, kişisel yaşamlar üzerinden yapılan hedef göstermelerin hem etik dışı hem de birlik ruhuna zarar verici nitelikte olduğunu belirtti.</p>

<p>“Eleştirilerin seviyeli olması gerektiğine inanıyoruz. Dernek yöneticilerimizin aileleri, kişisel hayatları üzerinden yürütülen bu karalama kampanyaları karşısında herkesin daha duyarlı ve saygılı bir dil kullanmasını bekliyoruz” diyen Genel Başkan, TEMAD’ın kurumsal yapısını koruma kararlılığını da yineledi.</p>

<p>Genel Başkan’ın konuşması, yalnızca bir hak arayışının ötesinde; toplumsal dayanışma, insan onuru ve ortak değerler etrafında kenetlenmenin de bir çağrısıydı. “Bu mücadele, bir zümrenin değil; hak, emek ve vicdan duygusuyla hareket eden herkesin ortak meselesidir” vurgusuyla konuşmasını sürdüren Başkan, birlik duygusunu pekiştiren mesajlar verdi.</p>

<p>Konuşmanın sonunda Can Yücel’in “İnsan insana ilaç olmalı, dert değil” dizelerine yer vermesi ise tesadüf değildi. Bu anlamlı alıntı, sadece bir edebi dokunuş değil; aynı zamanda verilmek istenen mesajın kalbiydi. Bu ifadeyle, yürütülen mücadelenin yalnızca hak talebiyle sınırlı kalmadığı; aynı zamanda insanların birbirine derman olduğu bir toplumsal bilinç inşası amacı taşıdığı güçlü şekilde vurgulandı.</p>

<p>Genel Başkan, sözlerini umut ve kararlılıkla tamamlarken, bu çağrının karşılık bulmasının yalnızca kurumlar için değil; toplumun tüm vicdanı için bir sorumluluk olduğunu da hatırlattı.</p>

<p>Videoya erişmek için tıklayınız:  https://www.youtube.com/watch?v=IhNYLJOB-BU&t=522s</p>
]]></description>
<link>https://haber90.com.tr/astsubaylardan-tarih-cagri-hakkimizi-istiyoruz-sefaleti-degil/838/</link>
<pubDate>Sun, 03 Aug 2025 23:45:12 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Milli Hafızaya Kazınan Bir Çağrı </title>
<description><![CDATA[<img src="https://haber90.com.tr/images/haberler/milli-hafizaya-kazinan-bir-cagri.jpg" width="250"><br><p style="text-align: justify;"><strong>Belgesel Milli Hafızayı Ayağa Kaldırıyor</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Cumhuriyet'in temellerini atan o büyük mücadelenin hattı bir kez daha anılıyor. Ancak bu kez bu hatırlatma sadece tarih kitaplarının sayfalarından değil, imgeler, sesler, belgeler ve yüreklerde yankılanan bir ulusal hafıza yolculuğundan geliyor.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;">1 Ağustos 2025'te YouTube'da yayınlanmasının ardından geniş kitlelerce izlenmesi ve büyük ilgi görmesi bekleniyor. "UNUTMA İnebolu'dan Bugüne Türk'ün Kurtuluş Savaşı” belgeseli, geleneksel tarih anlatılarının ötesine geçerek izleyicisini derin bir farkındalıkla buluşturuyor.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;">Bu etkileyici yapım, yalnızca geçmişin kahramanlıklarını anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda hafızanın onu silmeye çalışanlara karşı güçlü mücadelesini de gözler önüne seriyor. Aynı zamanda, günümüz tehditlerine karşı milli ruhu yenileme ve geçmişten güç alarak toplumu geleceğe taşıma görevini de üstleniyor.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Belgeselin Fikir Öncüsü İse, Kamuoyunun Yakından Tanıdığı Bir İsim: Araştırmacı Yazar ve Emekli Astsubay Oktay Yıldırım.</strong></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;">Bu kez görüşlerini görsel ve işitsel öğelerle daha geniş bir kitleye aktarıyor. Belgeseldeki anlatımı, milli mücadele ruhunun İnebolu üzerinden Anadolu'ya nasıl yayıldığını gözler önüne seriyor ve günümüzde benzer tehditlere nasıl uygun şekilde yanıt verilebileceğine dair net bir mesaj veriyor.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;">İnebolu'nun stratejik ve manevi önemini vurgulayan yapım, Karadeniz'in çalkantılı dalgalarını yaran mühimmat sandıklarının Türk milletinin bağımsızlık azmine nasıl dönüştüğünü çarpıcı görüntülerle yeniden canlandırıyor. Kadın-erkek, genç-yaşlı, bir arada verilen bu varoluş mücadelesi, günümüz nesillerine yalnızca bir geçmişi değil, aynı zamanda bir sorumluluğu da hatırlatıyor.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;">" UNUTMA İnebolu'dan Bugüne Türk'ün Kurtuluş Savaşı " sıradan bir belgeselden çok daha fazlası; bir uyanış çağrısı, hafızasını tazelemek isteyen her vatanseverin mutlaka izlemesi gereken dokunaklı bir yapım.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>"Hatırla ki, Tekrar Kurtarmak Zorunda Kalmayasın"</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Belgeselin tanıtımında yer alan şu cümle, yapımın özünü ve misyonunu tek bir çizgide özetliyor:</p>

<p style="text-align: justify;"><em>“Bu sadece bir İnebolu belgeseli değil, aynı zamanda bir hafızayı koruma mücadelesidir.</em></p>

<p style="text-align: justify;"><em>Türk vatanını kurtarmak için can verenlerle, korumak için can verenlerin yüz yıllık hikayesini unutma ki, tekrar kurtarmak zorunda kalmayasın! </em></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><em>Bundan yüz yıl önce Sevr'in "demokrasi, barış" gibi içi boşaltılmış kavramlarla süslenen Kürdistan planına karşı, bir kuşak canlarını vererek Türk bağımsızlığını kurtardı. Onların torunları da aynı düşmanların bölme çabalarına karşı yüz yıldır canlarını vererek Türk vatanını koruyor.</em></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><em>Dün buna karşı nasıl savaştığımızı ve yüz yıldır can verenleri hatırlamanın şimdi tam sırası, çünkü yaşamak için bu hafızaya ihtiyacımız olacak!”</em></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;">Bu sözler, ekran başındaki her vatan evladının kalbine dokunan birer uyarı niteliğinde.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Oktay Yıldırım: “Bu Topraklarda Bir Varoluş Savaşı Verdik”</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Millî mücadelenin hafızalara kazınan sembollerinden biri olan İnebolu’nun, cepheye uzanan zafer yolculuğundaki hayati rolü, etkileyici bir belgesel anlatımla yeniden canlanıyor.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;">Oktay Yıldırım, tarihsel anlatımı günümüzün milli bilinç sorumluluğuyla birleştirerek şu dikkat çekici mesajı veriyor:</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;">“Biz, bu topraklarda sadece bir savaş değil, bir varoluş mücadelesi verdik. İnebolu’dan Ankara’ya, Afyon’dan İzmir’e kadar taşınan mühimmat sandıkları, aslında bu milletin bağımsızlık iradesini taşıyordu. Bugün o irade saldırı altındaysa, görevimiz sadece hatırlamak değil; o ruhu taşımaktır.”</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;">“UNUTMA İnebolu'dan Bugüne Türk'ün Kurtuluş Savaşı” başlıklı yapım, yalnızca bir tarih anlatımı değil; aynı zamanda milletin bağımsızlık iradesinin görsel bir destanıdır. Belgesel, İnebolu limanına yanaşan cephane yüklü teknelerden, sırtında mermi taşıyan kadınlara; Erzurum Kongresi’nden Sakarya Meydan Muharebesi’ne, Büyük Taarruz’dan İzmir’in kurtuluşuna kadar uzanan şanlı mücadele sürecini, dramatik canlandırmalar, orijinal haritalar ve arşiv görüntüleriyle izleyiciyle buluşturuyor.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;">Bu anlatıda sadece komutanlar değil; vatan uğruna gecesini gündüzüne katmış kadınlar, silahını omuzlayan gençler ve cephe gerisinde nöbet tutan yaşlı gönüllüler de başrolde. Her bir karede, bir milletin topyekûn kıyamı, inancı ve fedakârlığı sahici bir duygu örgüsüyle işleniyor.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Yıldırım’ın Katkısıyla Bir Belgeselden Fazlası: Stratejik Bir Hafıza Zinciri</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Anlatısı, geçmişten gelen direniş mirasını günümüzün savunma stratejilerine, istihbarat reflekslerine ve toplumsal direncine taşıyor. Belgeselin satır aralarında yalnızca tarihsel bir hatırlatma değil, aynı zamanda günümüzün ulusal güvenlik perspektifini şekillendiren net mesajlar da yer alıyor.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;">Yıldırım'ın "Düşman şekil değiştirmiş olabilir, ancak tehdit devam ediyor" vurgusu, yalnızca bir gözlem değil, aynı zamanda stratejik bir uyarıdır.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;">Bu açıklama, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu güvenlik riskleri ve kimlik ve bağımsızlık mücadelesi konusunda derin bir farkındalık çağrısı niteliğindedir. Zira değişen aktörlere rağmen tehditlerin özü değişmeden kalmaktadır: Bağımsızlık mücadelesi bugün de devam etmektedir.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Unutursan Yitirirsin</strong></p>

<p style="text-align: justify;">" UNUTMA İnebolu'dan Bugüne Türk'ün Kurtuluş Savaşı " belgeseli, tarihin sınırlarını aşarak, bugün canlanan milli direniş ruhunun güçlü bir tezahürü olarak izleyicinin hafızasında yer ediyor.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;">Bu yapım, "geçmişiyle yüzleşen" bir milletin değil, geçmişinden güç alarak geleceğe yürüyen bir milletin hikâyesidir. İnebolu'da Kurtuluş Savaşı'nda canlarını feda eden askerlerin ve Cumhuriyet'i destekleyen sessiz kahramanların izinden giden bu belgesel, yalnızca bir hatırlama çağrısı değil, birlikte direnme, hazır olma ve asla unutmama çağrısıdır.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;">Oktay Yıldırım’ın kararlı sesiyle yankılanan bu çağrı, sadece bir belgeselin değil; Türk milletinin tarih bilinci, kararlılığı ve varoluş iradesinin sesidir.</p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Belgeseli izlemek için: </strong><a href="https://youtu.be/FSvVfH3LyEo?si=5FJXgAV9nj2c-AGU"><strong>https://youtu.be/FSvVfH3LyEo?si=5FJXgAV9nj2c-AGU</strong></a></p>
]]></description>
<link>https://haber90.com.tr/milli-hafizaya-kazinan-bir-cagri/837/</link>
<pubDate>Sun, 03 Aug 2025 21:35:07 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kıbrıs Barış Harekâtı’nın İsimsiz Kahramanları: Astsubaylar</title>
<description><![CDATA[<img src="https://haber90.com.tr/images/haberler/.jpeg" width="250"><br><h3 style="text-align:justify"><strong><span style="font-size:14px;">DİVİTİMDEN DAMLAYAN</span></strong></h3>

<p><em><strong><span style="font-size:12px;">Yaşar Koç | Yönetim ve Strateji Uzmanı</span></strong></em></p>

<h3 style="text-align:justify"><strong><span style="font-size:12.0pt">Kore’den Kıbrıs’a Uzanan Şanlı Sınav</span></strong><i><span style="font-size:12.0pt"><o:p></o:p></span></i></h3>

<p style="text-align:justify">Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) omurgasını oluşturan “Astsubaylık Kurumu”, Cumhuriyet'in stratejik savunma reformları çerçevesinde, 1951 tarihli 5802 sayılı Astsubay Kanunu ile kurumsal bir statüye kavuşmuştur. "Türkiye İçin Amerikan Askeri Yardım Kurulu" (JAMMAT) sisteminin ardından, modern bir “askeri meslek sınıfı” olarak yeniden yapılandırılmıştır. <o:p></o:p></p>

<p style="text-align:justify">O tarihlerde henüz emekleme aşamasında olan bu yeni yapı, Kore Savaşı'nda ilk büyük sınavını vermiş ve disiplini, teknik uzmanlığı ve liderlik becerileriyle uluslararası toplumun takdirini kazanmıştır.<o:p></o:p></p>

<p style="text-align:justify">Ancak astsubaylık kurumunun sahada gerçek değerini gösterdiği ve tarihi mirasının vatan savunmasında vücut bulduğu asıl cephe, Akdeniz'in kalbindeki Kıbrıs'tı. 20 Temmuz 1974 sabahı başlatılan <b>Kıbrıs Barış Harekâtı</b>, yalnızca siyasi ve askeri bir müdahale değil; Aynı zamanda astsubaylık kurumunun olgunluğunu ve liderlik ve inisiyatif kabiliyetleriyle savaş alanındaki belirleyici rolünü ortaya koyan tarihi bir dönüm noktası olmuştur.<o:p></o:p></p>

<h3 style="text-align:justify"><strong><span style="font-size:12.0pt">Harekâtın Yapısal Arka Planı: Astsubay Disiplini ve Hazırlığı</span></strong><span style="font-size:12.0pt"><o:p></o:p></span></h3>

<p style="text-align:justify">1974 öncesinde Türk Silahlı Kuvvetleri, NATO konseptine uygun olarak yeniden yapılandırılıyordu. Bu dönüşüm sürecinin merkezinde astsubaylar yer alıyordu. Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri'nde görev yapan astsubaylar, muharip sınıfların yanı sıra mühimmat, bakım, ikmal, haberleşme ve muharebe operasyonlarında uzmanlaşmış, paraşütçülerden tank bakım ekiplerine, deniz piyadelerinden komando birliklerine kadar çok çeşitli alanlarda kritik roller üstlenmişlerdi.<o:p></o:p></p>

<p style="text-align:justify">Astsubayların statüsü, 1967 yılında 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle yasal olarak yeniden tanımlanmış olsa da bu yeni kurumsal yapının somut başarısı Kıbrıs'ta görüldü. Temelleri Kore'de atılan ve NATO/CENTO tatbikatlarıyla güçlendirilen bu kurum, Kıbrıs'ta konsolide edildi.<o:p></o:p></p>

<h3 style="text-align:justify"><strong><span style="font-size:12.0pt">Sahadaki Rol: Teknik Uzmanlık ve Liderlik Becerisi</span></strong><span style="font-size:12.0pt"><o:p></o:p></span></h3>

<p style="text-align:justify">20 Temmuz sabahı, yani çıkarma harekâtının sabahında, astsubaylar yalnızca teknik görevlerde değil, birlik komuta ve kontrolü, personel koordinasyonu ve kriz anlarında inisiyatif kullanma gibi görevlerde de ön saflarda yer almışlardır. Harekât Komutanlığı kaynaklarına göre, saha personelinin yaklaşık %38-42'si astsubaylardan oluşmaktadır. Bu oran, Türk Ordusunun karar alma ve uygulama süreçlerinde astsubaylara duyduğu güvenin somut bir göstergesidir. <o:p></o:p></p>

<p style="text-align:justify">Harita okuma, ileri gözetleme, telsiz haberleşmesi, tahkimat yapımı, hava-kara koordinasyonu gibi alanlarda uzmanlaşan astsubaylar, zaman zaman subay kadrosunun yetersiz kaldığı durumlarda liderlik rolleri üstlenmiş, birliklerin yeniden toparlanması ve yönlendirilmesinde belirleyici rol oynamışlardır.<o:p></o:p></p>

<h3 style="text-align:justify"><strong><span style="font-size:12.0pt">Astsubayların Eğitimsel Birikiminin Sahaya Yansıması</span></strong><span style="font-size:
12.0pt"><o:p></o:p></span></h3>

<p style="text-align:justify">Kıbrıs Barış Harekâtı'na katılan astsubayların büyük çoğunluğu, 1960'lardan bu yana NATO standartlarına uygun eğitim veren Astsubay Hazırlama ve Sınıf Okulları mezunudur. Modern savaş teknikleri, gelişmiş karar alma süreçleri ve disiplinli muharebe taktikleri konusunda deneyimli olan bu personel, çatışma sırasında olağanüstü bir soğukkanlılıkla hareket ederek harekâtın başarısında kilit rol oynamıştır. <o:p></o:p></p>

<p style="text-align:justify">Ateş gücünün disiplinli kullanımı, görev koordinasyonu ve hızlı komuta-kontrol refleksleri, bu eğitim sürecinin sahadaki yansımalarıdır.<o:p></o:p></p>

<h3 style="text-align:justify"><strong><span style="font-size:12.0pt">Savaş Sonrası: Sessiz Kahramanların Gölgesindeki Yeniden Yapılanma</span></strong><span style="font-size:12.0pt"><o:p></o:p></span></h3>

<p style="text-align:justify">Kıbrıs Barış Harekâtı'nın ardından, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesindeki astsubaylara ilişkin algı önemli bir değişim geçirdi. Savaş alanındaki yüksek performansları, astsubayların yalnızca <b>"yönetici"</b> değil, aynı zamanda <b>“karar alma süreçleri”</b>nin ayrılmaz bir parçası olduğunu gösterdi. Bu farkındalık, askeri eğitim müfredatlarının yeniden yapılandırılmasını, terfi sistemlerini ve sorumluluk alanlarının genişletilmesini doğrudan etkiledi.<o:p></o:p></p>

<p style="text-align:justify">Bilgi, iletişim ve temsil becerileriyle astsubaylar, Kıbrıs'ta barışı koruma kuvvetlerinin kurulması, lojistik altyapının oluşturulması ve yerel halkla etkileşim kurulması gibi hassas görevlerde ön saflarda yer almış ve bu meslek grubunun yalnızca savaş zamanında değil, barış zamanında da paha biçilmez rolünü ortaya koymuştur.<o:p></o:p></p>

<h3 style="text-align:justify"><strong><span style="font-size:12.0pt">Tarihin Gölgelerinde Kalmış Bir Onur: Belgelenmemiş Kahramanlıklar</span></strong><span style="font-size:12.0pt"><o:p></o:p></span></h3>

<p style="text-align:justify">Ancak bu katkılar ve kahramanlıklar tarih kitaplarında yeterince yer bulmamıştır. Askeri tarihçiler, Kıbrıs Barış Harekâtı'nı <b>"astsubay sınıfının stratejik kabiliyetlerinin sahada teyit edildiği eşik"</b> olarak tanımlarlar. Ancak bu bulguların akademik, tarihi ve arşiv belgeleriyle desteklenerek daha görünür hale getirilmesi elzemdir. <o:p></o:p></p>

<p style="text-align:justify">Hem harekât anıları hem de askeri kayıtlar üzerine yapılacak akademik çalışmalar, yalnızca Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kurumsal hafızasına değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'ne de önemli katkı sağlayacaktır.<o:p></o:p></p>

<h3 style="text-align:justify"><strong><span style="font-size:12.0pt">20 Temmuz: Bir Zaferden Fazlası</span></strong><span style="font-size:12.0pt"><o:p></o:p></span></h3>

<p style="text-align:justify">Bugün, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 51. yıldönümünde, Kıbrıs Türk Barış Gücü'nün çekirdek yapısında görev yapmaya devam eden astsubaylar, bu mirasın yaşayan temsilcileridir. 20 Temmuz'da kutlanan <b>Kıbrıs Türk Barış ve Özgürlük Bayramı</b>, yalnızca askeri bir zaferi değil, aynı zamanda bu astsubayların zekâları, alın terleri ve vatan sevgileriyle yazdıkları destansı hikâyeyi de anmaktadır.<o:p></o:p></p>

<h3 style="text-align:justify"><strong><span style="font-size:12.0pt">Kore’de Başlayan, Kıbrıs’ta Zirveye Ulaşan Bir Kurumsal Hafıza</span></strong><span style="font-size:12.0pt"><o:p></o:p></span></h3>

<p style="text-align:justify">1951 yılında JAMMAT'tan sonra çıkarılan 5802 sayılı Kanun ile kurulan ve 1967 yılında 926 sayılı Personel Kanunu ile yeniden yapılandırılan astsubaylık kurumu, Kore'de doğmuş, Kıbrıs'ta olgunlaşmış ve günümüz Türk savunma mimarisinde vazgeçilmez bir stratejik güç olarak yerini almıştır. <o:p></o:p></p>

<p style="text-align:justify">Bu kurumun <b>"sahadaki vücut bulmuş hali"</b> olan Kıbrıs Barış Harekâtı, kurumsal kimliğinin ve kahramanlık potansiyelinin görünür kılındığı askeri ve tarihi bir zirvedir.<o:p></o:p></p>
]]></description>
<link>https://haber90.com.tr/kibris-baris-harek-ti-nin-isimsiz-kahramanlari-astsubaylar/835/</link>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 21:52:02 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Başarıya Giden Yol</title>
<description><![CDATA[<img src="https://haber90.com.tr/images/haberler/_4.jpg" width="250"><br><p>.</p>
]]></description>
<link>https://haber90.com.tr/basariya-giden-yol/823/</link>
<pubDate>Sat, 10 Aug 2024 17:07:17 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>10 Ağustos 1915 Anafartalar ve Conkbayırı Zaferi</title>
<description><![CDATA[<img src="https://haber90.com.tr/images/haberler/_6.jpg" width="250"><br><p>.</p>
]]></description>
<link>https://haber90.com.tr/10-agustos-1915-anafartalar-ve-conkbayiri-zaferi/822/</link>
<pubDate>Sat, 10 Aug 2024 15:10:56 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bingöl'de 5 terörist etkisiz hale getirildi</title>
<description><![CDATA[<img src="https://haber90.com.tr/images/haberler/bingolde-5-terorist-etkisiz-hale-getirildi.jpeg" width="250"><br><p>Valilikten yapılan açıklamada, güvenlik güçlerince, Genç ilçesi Toklu  mezrası kırsalında bölücü terör örgütü mensuplarının etkisiz hale getirilmesi  amacıyla 20-22 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilen "Şehit Jandarma Astsubay  Üstçavuş Selçuk Karabakla-16" operasyonunda 4'ü erkek, 5 teröristiin etkisiz hale  getirildiği belirtildi.</p>

<p>Operasyon kapsamında yapılan arazi aramasında, 5M-16 piyade tüfeği,  keskin nişancı tüfeği, 3 kalaşnikof piyade tüfeği, tabanca, bu silahlara ait 21  şarjör ve 597 fişek, dürbün, 174 kilogram esrar, örgütsel doküman, elekronik  cihaz ve muhteviyatları ile bol miktarda yaşam malzemesi ele geçirildiği  kaydedilen açıklamada, terörle mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.</p>

<p>  </p>
]]></description>
<link>https://haber90.com.tr/bingol-de-5-terorist-etkisiz-hale-getirildi/814/</link>
<pubDate>Sun, 22 Oct 2017 21:41:44 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sağlık Bakanlığı 2 milyonluk vurguna 7 yıl sonra tazminat davası açtı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://haber90.com.tr/images/haberler/saglik-bakanligi-2-milyonluk-vurguna-7-yil-sonra-tazminat-davasi-acti.jpeg" width="250"><br><p>İstanbul Sarıyer’deki Metin Sabancı Baltalimanı Kemik Hastanesi’nde görevli personelin maaşlarının eksik yattığını fark etmesi, yıllarca süren büyük bir skandalı ortaya çıkardı. Şikâyet üzerine Sağlık Bakanlığı inceleme başlattı. Müfettiş Şahin Savaş, 2011’de düzenlediği raporda, 2003-2010 arasında mutemet Yusuf Keleş’in personel maaş ve özlük hakları ödemelerinde evrakta oynama yaparak kurum ve kişileri bir milyon 900 TL zarara soktuğunu belirtti.</p>


<p><strong>YERSİZ TAHAKKUK</strong></p>

<p>Gazete Habertürk'ten Hayati Arıgan'ın haberine göre raporda, mutemet Yusuf Keleş’in personelin maaş, nöbet, döner sermaye ek ödemelerinde kesinti yaptığı; istifa, tayin, ücretsiz izin, emekli, mükerrer tahakkuk, askerlik, sözleşme fesih gibi nedenlerle kurumdan ayrılan personelin hak edişi olmadığı halde yersiz tahakkuk düzenlediği kaydedildi. 7 yılda 1 milyon 300 bin TL kişi zararı, 600 bin TL de kamu zararı oluştu.</p>

<p><strong>HER AY AKTARDI</strong></p>

<p>Rapora göre mutemet, parayı kendisiyle birlikte 19 kişinin hesaplarına aktardı. Maaş bordrolarına göre banka listesi ve ödeme emri belgesi düzenleyen Keleş, bu belgeleri bankaya göndermedi. Ödeme talimatını banka şubelerine elektronik posta ile iletti. Banka listesinin personel bordrolarıyla uyumlu olmadığı ortaya çıktı. Hastaneyle maaş ödeme protokolü bulunan 2 bankanın da ödemeleri saymanlıkça onaylı tahakkuk listelerine göre yapmaları gerekirken mutemedin gönderdiği elektronik postaya göre yaptığı iddia edildi.</p>

<p>Nitelikli zimmet suçundan İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Yusuf Keleş’e, Sağlık Bakanlığı önce 600 bin TL’lik zararı ödemesi için İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açtı. Maaşlarından kesinti yapılan hastane personeli de idare mahkemesine başvurarak zararlarını bakanlıktan tahsil etti. Bakanlık son olarak, genellikle hemşire ve doktorlardan oluşan personele yaptığı ödemeleri mutemet Yusuf Keleş’e rücu etmek için tazminat davası açtı.</p>

<p><strong>‘İHMAL VAR’</strong></p>

<p>Sağlık Bakanlığı, Keleş ile birlikte 2003- 2010 arasında görev yapan 4 yöneticinin de dikkat ve özen göstermediğiNİ, ihmalleri neticesinde meydana gelen kişi ve kamu zararında sorumlu olduğunu ileri sürdü. Bakanlık 4 yönetici, maaş ödemesi yapan 2 banka ile hesaplarına para yatan 18 kişinin tazminatı mutemet ile birlikte faiziyle ödemesini talep etti.</p>

<p></img></p>]]></description>
<link>https://haber90.com.tr/saglik-bakanligi-2-milyonluk-vurguna-7-yil-sonra-tazminat-davasi-acti/635/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:20:12 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Muğla merkezli 4 ilde ByLock operasyonu</title>
<description><![CDATA[<img src="https://haber90.com.tr/images/haberler/mugla-merkezli-4-ilde-bylock-operasyonu.jpeg" width="250"><br><p>Muğla İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Muğla Cumhuriyet Başsavcılığınca  yürütülen soruşturma kapsamında, örgütün şifreli haberleşme programı ByLock'u  kullandıkları öne sürülen 20 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarılmasının ardından  çalışma başlattı.</p>

<p> Muğla merkezli İstanbul, İzmir, Şanlıurfa ve Van'da eş zamanlı  operasyonda 12 kişi yakalandı.  Adreslerinde bulunamayan 8 kişi aranıyor.  Öte yandan, şüphelilerden bir kısmının örgüt liderinin talimatıyla  kapatılan Bank Asya'da hesap açtıklarının da tespit edildiği öğrenildi.<br />
 </p>]]></description>
<link>https://haber90.com.tr/mugla-merkezli-4-ilde-bylock-operasyonu/634/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:20:12 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Giresun merkezli 8 ildeki FETÖ/PDY operasyonunda 10 tutuklama</title>
<description><![CDATA[<img src="https://haber90.com.tr/images/haberler/giresun-merkezli-8-ildeki-fetopdy-operasyonunda-10-tutuklama.jpeg" width="250"><br><p>Giresun merkezli 8 ilde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 10 muvazzaf asker tutuklandı.</p>

<p>Aralarında FETÖ soruşturması kapsamında halen cezaevinde bulunan eski Giresun Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Mustafa Doğru'nun emir astsubayının da bulunduğu 10 asker dün emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.</p>

<p>Savcılık sorgularının ardından zanlılar, tutuklama istemiyle nöbetçi mahkemeye gönderildi.</p>

<p>Mahkeme süreci sabah 07.00'ye kadar süren 10 muvazzaf asker, tutuklanarak Giresun E Tipi Kapalı Cezaevine konuldu.</p>

<p>Giresun merkezli 3 Ekim'de düzenlenen operasyonda, Ankara, Sakarya, Şırnak, Gaziantep, Karaman, Kırklareli ve Bursa'da 10 muvazzaf asker gözaltına alınmıştı.</p>]]></description>
<link>https://haber90.com.tr/giresun-merkezli-8-ildeki-feto-pdy-operasyonunda-10-tutuklama/633/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:20:12 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>'Tapulu arazi' dedi, yolu trafiğe kapattı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://haber90.com.tr/images/haberler/tapulu-arazi-dedi-yolu-trafige-kapatti.jpeg" width="250"><br><p>Aşağı Sanayi Mahallesi'nde bulunan Kasım Paşa Sokak'ta yaşayanlar, güne ilginç bir olayla başladı. Her gün kullandıkları yola duvar örüldüğünü görenler, şaşkınlık içinde polisi aradı. Kısa sürede olay yerine gelen polis ekipleri, yola duvarı ördüren Nafiz Çakar'la görüştü.</p>


<p>Görevlilere tapuyu gösteren Çakar, "Burası yeğenim Salih Ümit'e ait. Kendisi, İzmir'de yaşıyor. Benden yolu kapatmamı istedi. Briket alıp, bir ustaya duvar ördürdüm. Belediye, para verirse biz de duvarı yıkar, yolu açarız. Yoksa bahçe yapıp, yerimizi değerlendirmek istiyoruz. Belki de bina yaparız, bilemiyorum. Hata belediyenin. Vatandaşın tapulu yerine nasıl yol yapar?" dedi.</p>

<p>Tapuyu gören ekipler, yapılacak bir şey olmadığını anlayınca, dönmek zorunda kaldı. Mahalle sakinleri de evlerine ulaşmak için gidiş geliş yapabilecekleri alternatif yol arayışına girdi. </p>

<p></img></p>]]></description>
<link>https://haber90.com.tr/tapulu-arazi-dedi-yolu-trafige-kapatti/632/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:20:12 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Adıyaman Üniversitesi Rektörü'nden bir açıklama daha</title>
<description><![CDATA[<img src="https://haber90.com.tr/images/haberler/adiyaman-universitesi-rektorunden-bir-aciklama-daha.jpeg" width="250"><br><p>Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Mustafa Talha Gönüllü, sosyal medyada yaptığı ve tepkilere neden olan paylaşımın ardından bugün yaptığı yazılı açıklamada, "Ülkemizin birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğu bu zamanda lüzumsuz bir meşguliyete sebep oldum" dedi.</p>

<p>Rektör Prof. Dr. Gönüllü'nün sosyal medya hesabından yaptığı, "Bir erkek ve kadının, nikahsız olarak ellerinin birbirine değmesi ve yalnız kalmaları caiz değildir. Mahrem olmayan kadına bakmak, haram olduğuna göre, onlara dokunmak veya tokalaşmak mutlaka haramdır" paylaşımı tepkilere neden oldu. Rektör Prof. Dr. Gönüllü, tepkilerin ardından bugün yine sosyal medya hesaplarından açıklama yaptı. Toplumun farklı yönlere çekeceği paylaşımları yapmamaya dikkat edeceğini belirten Prof. Dr. Gönüllü, şu paylaşımı yaptı:</p>

<p>"Sosyal medyada, özellikle Twitter ortamında kalitesiz ve çirkin yorumlara maruz kaldım. Esasen, niyetim insanları incitmek değildi. Olmaz da. İyilik düşünenlere de teşekkür ederim. Yanlış anlaşılacak bir konuydu. Ülkemizin birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğu bu zamanda lüzumsuz bir meşguliyete sebep oldum. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm insanların iyiliğini amaçlayan eğitim- öğretim işleri ile meşgul olup, sosyal medyada bulunduğumda üniversite çalışmalarımla ilgili paylaşımlara ağırlık vereceğim. Toplumun farklı yönlere çekeceği paylaşımlar yapmama yönünde azami dikkat sarf edeceğim."</p>

<p></p>]]></description>
<link>https://haber90.com.tr/adiyaman-universitesi-rektoru-nden-bir-aciklama-daha/631/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:20:12 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kavga ettiği kuzeni tarafından burnu ısırılarak koparıldı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://haber90.com.tr/images/haberler/kavga-ettigi-kuzeni-tarafindan-burnu-isirilarak-koparildi.jpeg" width="250"><br><p>Edinilen bilgiye göre olay, Eyyübiye ilçesi Yamaçaltı kırsal Mahallesi'nde yaşandı. Okul servisi taşımacılığı nedeniyle aralarında tartışma çıkan iki kuzen kavga etmeye başladı. İddiaya göre, kavga sırasında Hüseyin B. (35), kuzeni İsmail B.'nin (21) burnunu ısırarak koparttı. Hastaneye kaldırılan gencin burnundan kopan yaklaşık 2 santimlik parça, doktorlar tarafından bir saatlik operasyonun ardından yerine dikildi. Yüzde 80'i tutmayan parçanın yerine gencin vücudundan alınacak başka doku yerleştirilecek. Yaklaşık 3 gün hastanede yatan İsmail B., taburcu olduktan sonra soluğu adliyede aldı. Doktorların 10 gün iş göremez raporu verdiği genç, kuzeninden şikayetçi olacağını ve hakkını hukuk yoluyla alacağını belirtti.</p>


<p><strong>BURNUNU KOPARTIP YERE ATTI</strong></p>

<p>12 Ekimde yaşanan olayda Hüseyin B., kırsal mahalle okulunun taşımacılık ihalesini alan Hamit B.'nin evine gitti. İddiaya göre, evin önüne giden Hüseyin B., dışarı çıkan Hamit B.’nin oğlu İsmail B. ile parasal nedenlerle tartışmaya başladı. Kısa sürede büyüyen tartışma kavgaya dönüşünce Hüseyin B., kuzeni İsmail B.'nin burnunu ısırıp koparttı. Hüseyin B., koparttığı burnu ağzından çıkartmayarak evden uzakta bir noktaya attı. Çocukların bulduğu burunla birlikte kanlar içerisinde hastaneye kaldırılan İsmail B., hemen ameliyata alındı. Yaklaşık bir saatlik ameliyatın ardından kopan burun yeniden yerine dikildi. Doktorlar, yaklaşık 45 dakika geç kalındığı için kopan parçanın yeniden tutma ihtimalinin güç olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>"EVLİLİK HAYATIMI ETKİLEYECEK"</strong></p>

<p>Hastaneden taburcu olan İsmail B., kuzeninden şikayetçi olacağını söyledi. İlk önce jandarma karakoluna giden İsmail B. daha sonra adliyeye gelerek hakkını hukuk karşısında alacağını dile getirdi. Kopan burnunun yerine vücudunun başka noktasından alınan dokunun dikileceğini belirten İsmail B., bekar olduğu için yüzünün çirkin görüntüsünün evlilik hayatını da olumsuz etkileyeceğini söyledi.</p>

<p><strong>"BİR PARÇASINI ALIP AĞZINDA BIRAKMIŞ"</strong></p>

<p>Kuzeninin kendisinin üzerine atlayıp burnunu koparttığını iddia eden İsmail B., “Üzerime saldırdı. Ben kendimi müdafaa etmek için onu birkaç defa itekledim. Adam çekilmek niyetinde değildi. Bana birkaç kere vurdu ama benden yaş olarak büyük olduğundan dolayı ben kendisine vurmadım. Daha sonra birkaç kişi araya girmeye çalıştı. Beni tuttular ve bizi ayırdılar. Onu da benden biraz uzaklaştırdılar. İnsanlar beni tuttuğu esnada koşup üzerime saldırdı. Burnumu ısırıp koparttı. Bir parçasını alıp ağzında bırakmış, sonra çocuklar bulup getirdiler. Ben o esnada burnumun koptuğunun farkında değildim. Kan akmaya başladığında elimi burnuma götürdüm ve kopmuş olduğunu fark ettim. Ondan sonra hemen hastaneye geldim. Eyyübiye Eğitim ve Araştırma Hastanesine geldim. Orada plastik cerrahisi olmadığından beni Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk ettiler. Oraya gittim, doktorlar parçanın tutamayacağını söylediler. Biraz geç kalmışız, 45 dakika sonra hastaneye gitmişiz. Parçayı ameliyatla yerine diktiler fakat yüzde 80 oranında tutmayacağını söylediler. Doktorlar kontrol ettiğinde yüzde 80 oranında tutmamış. Ayın 23’ü ya da daha sonra yeni bir ameliyat geçireceğim. O ameliyatla vücudumun başka yerinden parça alıp burnuma monte edecekler ki burnum yüzümde düzgün dursun” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>KUZENİNDEN ŞİKAYETÇİ OLACAK</strong></p>

<p>Yüzünde ciddi bir hasar olduğu için şikayette bulunacağını söyleyen İsmail B., “Yüzümde kalıcı bir hasar geldi. Adam düzgün bir adam olsaydı, kavga ederken vursaydı, kırsaydı ben yine de susardım ama ısırdığından dolayı ben savcılığa da suç duyurusunda bulunacağım. Şikayetçi olacağım çünkü yüzümde ciddi bir kalıcı hasar oluştu. Burnumda doku kaybı var. Bakalım ne olacak. Bekarım, bu muhakkak evlilik hayatımı da etkiler. Karşıdan çirkin bir görüntü meydana gelecek” dedi.</p>

<p><strong>“BU YERYÜZÜNDE BÖYLE BİR ŞEY OLAMAZ”</strong></p>

<p>Hüseyin B.’nin işleriyle bir ilgilisi olmadığı halde kendilerinden para talep ettiğini ve vermedikleri için sürekli kendilerini taciz ettiğini iddia eden baba Hamit B. ise “Biz Şanlıurfa Yamaçaltı kırsal Mahallesi'nde ikamet ediyoruz. Biz orada servis işi falan yapıyoruz. Bizim bir akrabamız var. Ayın 12’inde bizim eve saldırıyor. Benim İsmail adında bir oğlum var. Eve saldırdığı zaman çocuğumla kavga ediyor. Benim oğlum İsmail’in burnunu ısırarak kopartmış. Nerede böyle bir insan var, anlamadım gitti. Bu yeryüzünde böyle bir şey olamaz. Maalesef oğlum hastanede 4-5 gün yattı” ifadelerini kullandı.</p>

<p></img></p>]]></description>
<link>https://haber90.com.tr/kavga-ettigi-kuzeni-tarafindan-burnu-isirilarak-koparildi/630/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:20:12 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yüzleşme cinayeti sanığına 25 yıl hapis</title>
<description><![CDATA[<img src="https://haber90.com.tr/images/haberler/yuzlesme-cinayeti-sanigina-25-yil-hapis.jpeg" width="250"><br><p>Bursa'nın Karacabey İlçesi'nde servis şoförü Ertem Yöntem, eşinden boşanan ve ailece tanıştıkları Zahide Ökçe ile aşk yaşamaya başladı. Geçen yıl ağustos ayında, eşinin kendisini boşayıp Ökçe ile nikah kıyacağını söylentlerini duyan Fevziye Yöntem, bu konuyu Yöntem'e açtı. Sinirlenen Ertem Yöntem, "Gel seni yüzleştireyim" diyerek, eşi Fevziye ve sevgilisinin boşandığı eşinden olan oğlu Oğuzhan Sarı ile bir komşularını da yanına alarak, Zahide Ökçe'nin çalıştığı fabrikaya gitti. Haber verilmesi sonucu Ökçe, çalıştığı fabrikadan izin alıp, kapıda bekleyen Yöntem çifti ve oğlunun da içersinde olduğu minibüse bindi. Burada çıkan tartışma kısa sürede kavgaya dönüşünce Zahide Ökçe, çantasından çıkardığı sustalı tabir edilen bıçakla Erdem Yöntem'i öldürdü.</p>


<p>Cinayet sonrası evinde yakalanıp tutuklanan Zahide Ökçe ile savcılıkta serbest bırakılan oğlu Oğuzhan Sarı hakkında 'kasten adam öldürmek' suçundan Bursa 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Zahide Ökçe ifadesinde, "Ertem, eşinden boşanıp benimle evleneceğini söylüyordu. Ona inandım. Ayrıca, bu ilişkiden eşinin de haberi vardı. Ertem sözünü tutmadı. Sonrasında bana, 'Seni oğluna rezil edeceğim' diyerek tehdit etmeye başladı. Olay günü mesaj atıp işyerime geleceğini söyledi. Önce inanmadım. Sonra eşi Fevziye Yöntem, yanına aldığı oğlum Oğuzhan ile fabrikanın önüne geldi. Oğuzhan yanlarında olduğu için izin alıp çıkıp aracına bindim. Burada tartıştık. Bir ara oğluma, 'Annenin gidişatı kötü. Karacabey'e tezgah açmış' dedi. Sonra da söze tepki gösteren oğluma vurmaya başlayınca, çantamda bulunan bıçağı çıkardım. Ayırmak için aralarına girdim. Üzerime doğru gelince bıçak ona saplandı. Ben onu öldürmek istemedim" dedi.</p>

<p>Son duruşmada önceki savunmasını tekrarlayan Zahide Ökçe, beraatini istedi. Duruşmaya kısa bir ara veren mahkeme heyeti, Oğuzhan Sarı'nın beraatine karar verirken, Zahide Ökçe'yi ise ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Sanığın duruşmadaki iyi halini dikkate alan heyet, bu cezayı 25 yıla indirdi. Aldığı cezayı duyunca şoke olan Zahide Ökçe duruşma salonunda, "Ben bu cezayı hak etmedim" diyerek ağladı.</p>

<p></img></p>]]></description>
<link>https://haber90.com.tr/yuzlesme-cinayeti-sanigina-25-yil-hapis/629/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:20:12 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Eskişehirli şehidin evi acılı haberi alanlarla dolmaya başladı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://haber90.com.tr/images/haberler/eskisehirli-sehidin-evi-acili-haberi-alanlarla-dolmaya-basladi.jpeg" width="250"><br><p>Hakkari’de bölücü terör örgütleri tarafından tuzaklanan el yapımı patlayıcının (EYP) infilak ettirilmesi sonucunda şehit olan Eskişehirli asker Seçkin Arıkan'ın evi, acılı haberi alanlarla dolmaya başladı.<br />
  Çukurca'deki operasyonlarda hainlerin önceden tuzakladığı EYP'nin patlaması sonucu, aralarında Eskişehirli Uzman Çavuş Seçkin Arıkan'ın da olduğu 4 asker şehit olmuştu. Şehitlerin cenazelerinin Van'daki törenin ardından memleketlerine uğurlanmaları bekleniyor.<br />
  Eskişehirli şehit Arıkan'ın 27 yaşında ve bekar olduğu öğrenildi. Şehidin Ihlamurkent’te bulunan baba ocağına acı haber yetkililer tarafından ulaştırıldı. Türk bayrakları asılan baba ocağının önünü, acılı haberi alan yakınları doldurdu. Gelen yakınları, emekli olan baba Arif Arıkan, anne Esma Arıkan ve erkek kardeşi Semih Arıkan’a başsağlığı diliyor.<br />
  Şehidin Reşadiye Camii’nde ikindi namazına müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Kanlıpınar Şehitliğinde toprağa verileceği öğrenildi.</p>


<p></img></p>]]></description>
<link>https://haber90.com.tr/eskisehirli-sehidin-evi-acili-haberi-alanlarla-dolmaya-basladi/628/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:20:12 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>100 yıllık 'Zaptiye Karakolu' gün yüzüne çıkarıldı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://haber90.com.tr/images/haberler/100-yillik-zaptiye-karakolu-gun-yuzune-cikarildi.jpeg" width="250"><br><p>1918 Rus saldırısı sonrası yıkılan ve daha sonra ilgisizlik ve yapılan tahribat dolayısıyla toprak altında kalıntıları kalan eski Van Şehri'nin kazı çalışmalarında Türkiye'nin 12 üniversitesinden 46 bilim adamı görev alıyor. Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA), Doğu Anadolu Projesi (DAP), Van Müzesi ile Kültür Turizm Müdürlükleri tarafından desteklenen 'Eski Van Şehri' projesi için yapılan çalışmalar Kültür Bakanlığı'nın izniyle 7 yıldır sürdürülüyor. Bu yıl 3 aydan beridir sürdürülen  kazı çalışmalarında ise, 80 işçi görev yapıyor.</p>


<p><strong>KAMU BİNALARI ORTAYA ÇIKARILDI</strong></p>

<p>İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Konyar başkanlğında sürdürülen kazı çalışmalarında 800 yıllık Van şehrinde 100 yıllık kamu binaları, Zaptiye Karakolu, Tekalifi Harbiye binası, Maarrif dükkanlar ve Adliye binaları gün yüzüne çıkarıldı. Kazılar sırasında ortaya çıkarılan yeni eserler, kazı ekibini de heyecanlandırıyor. Van'ın 5 bin yıllık tarihinin araştırıldığını söyleyen Doç. Dr. Konyar şöyle konuştu:</p>

<p>"İstanbul Üniversitesi adına eski Van şehrinde yürüttüğümüz kazı çalışmalarına bu yıl DAP ve DAKA da destekliyor.Çalışmalar aynı zamanda Van Kültür ve Turizm, Van Müzesi Müdürlükleri tarafından da destekleniyor. DAKA'nın eski Van şehri ile ilgili bir canlandırma projesi var. Burada özellikle 19.yüzyılın ortalarından kalma kent dokusuna ait kamusal alanlar ortaya çıkıyor. Bağış dükkanları, kamuya ait yapılmış binalar, özellikle 1. Dünya Savaşı öncesi halktan bazı kesimlerden toplanan yiyecek, içecek ve çeşitli maddelerin depo olarak kullandığı alanlar. Bunları da orduya yardım için yapılmış ve günümüzde seferberlik gibi düşünebilirsiniz. Buralardaki buluntularda ayakkabısından tutun ilacına kadar, kumaşına kadar bir çok yelpazeden ürün grupları var. Asıl bir diğer önemli binamız da dönemin Zaptiye Karakolu. Yani günümüz Jandarma karakolu olarak nitelendirebiliriz. O da ayakta ve ortaya çıkarıldı. Artık binaların niteliklerini de belirleyerek ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Van şehri yaklaşık 800 yıllık bir şehir. 1.Dünya savaşı sürecinde 1915-1918 arası tahrip olmuş alanları da ortaya çıkarıyoruz. Burada çok talihsiz olaylar yaşandı. Fakat biz arkeologları, şanslı kılan bir çok yapının, buluntunun bozulmamış şekilde günümüze ulaşmasıdır. Bu da 19. yüzyılın yaşam tarzını, kent dokusunu çok da fazla tahrip edilmeden günümüze taşıyor. Bu aşamada DAKA'nın yaptığı destek çok önemli.İlk defa DAKA böyle bir projeye imza atıyor. Büyük çaplı  bir proje."</p>

<p><strong>ANİMASYON FİLMİ HAZIRLANIP BİNALAR AYAĞA KALDIRILACAK</strong></p>

<p>Projenin bir çok ayrıntısının belirlendiğini, 5-6 aya kadar tamamen netliğe kavuşacağını, bütün alanları görmek için bir animasyon filminin de hazırlandığını belirten Doç. Dr. Konyar, "Bu film çerçevesinde bir strateji belirlenecek.Şu anda fizibilite çalışmaları yapılıyor. Çünkü bölgenin sosyolojik ve ekonomik fizibilitesi belirlenip, böyle bir işe kalkışmak gerekiyor. Alt yapı çalışmaları çözülmeden, binaların ayağa kaldırılması uygun olmadığı düşünülüyor" dedi.</p>

<p><strong>YAŞAM ALANLARINA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ</strong></p>

<p>Doç. Dr. Konyar, iklim şartlarına göre bu çalışmaların bir ay daha devam edeceğini, alandaki binaların nasıl ayağa kaldırılacağı ile ilgili bilim adamları ile görüşülüp bu yönde çalışmalarını sürdüreceklerini de söyledi. Doç. Dr. Konyar, "Proje çerçevesinde 19. Yüzyıl'a ait olduğu değerlendirilen taş temelli, kerpiş binalar. Bunlar iki katlı bazıları cumbalı. Eski Van mimarini yansıtan düz damlı evler. Zaten kent dokusu çok fazla ayakta. Görülebilir ve her iki tarafında çok taşlı kaldırımlar var. Bu taşların ortasında omurgalı yollar var. Asıl mesele bu binaların işlevlendirilmesi. Yani bu binalar yapıldıktan sonra boş kalmaması gerekiyor.Yaşanan alanlara dönüştürülmesi gerekiyor. O noktada bazı mevzuat, yönetmenlikler var" diye konuştu.</p>

<p></img></p>]]></description>
<link>https://haber90.com.tr/100-yillik-zaptiye-karakolu-gun-yuzune-cikarildi/627/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:20:12 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Dolandırıcılık yaparak aldıkları altınları, sütyeninde saklamış</title>
<description><![CDATA[<img src="https://haber90.com.tr/images/haberler/dolandiricilik-yaparak-aldiklari-altinlari-sutyeninde-saklamis.jpeg" width="250"><br><p>Mahkemede sanıklardan Osman A., yaptığının cahillik olduğunu belirterek, mektup yazıp aileden özür dilediğini anlatırken, sanık Aysel H. ise dolandırıcılıkla aldıkları altınları kaybolmaması için sütyenine sakladığını savundu.</p>


<p>Geçen mayıs ayında, bir kişi, ev telefonundan aradığı 11 yaşındaki S.E.F.'ye babasının karakolda olduğunu, tutuklanmaması için evdeki altınları kendilerine vermesi gerektiğini söyledi. 4 şüpheliden 26 yaşındaki Osman A., eve gidip 40 bin liralık altını aldıktan sonra diğer şüpheliler 25 yaşındaki Aysel H., 23 yaşındaki Halil A. ve 27 yaşındaki Reşit A. ile birlikte otomobile binip, kaçtı. Babası eve gelince çocuk, dolandırıldığını anladı. Baba ve çocuğun ihbarı üzerine harekete geçen polis, şüphelileri, TEM Otoyolu'nda yakalayıp, gözaltına alındı. Aramada, evden alınan altınlar araçta ve kadın şüpheli Aysel H.'nin sütyeninde bulundu. Olayla ilgili soruşturmanın ardından 4 şüpheli tutuklanarak cezaevine konuldu.</p>

<p>Haklarında 'Telefonla dolandırıcılık' suçundan Edirne 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'ne dava açılan tutuklu sanıklar Osman A., Aysel H., Halil A. ve Reşit A., ilk kez hakim karşısına çıkarak ifade verdi. Eve girip altınları aldığı belirlenen sanık Osman A., tahsilat yaptıklarını zannettiğini ve dolandırıcılık olayından haberi olmadığını öne sürdü. Cezaevindeyken mektup yazarak aileden özür dilediğini anlatan Osman A., "Bana telefonda belirtilen adrese gidip, 13 numaralı dairede kapıdan birinin bir şey vereceğini söylediler. Ben de gittiğimde ufak bir çocuk bana poşet verdi. Ben de alıp, arkadaşlarımın arabasına gittim. Daha sonra İstanbul'a giderken polis durdurup, dolandırıcılık olayına karıştığımızı söyledi. Aldığım ziynet eşyalarını saklaması için Aysel'e vermiştim. Pişmanım, dolandırıcılık olduğunu bilmiyordum. Bana sadece bu şekilde tahsilat yapacağımızı, benim 15-20 bin lira para kazanacağımı söylediler. Benim cahilliğime geldi. Ben dolandırıcılık olduğunu bilmiyordum, paraya sıkışık olduğum için böyle bir teklifi kabul ettim. Ben çocukla bizzat telefonla konuşmuş değilim, ben evin içine de girmedim. Daha sonra mektup yazıp, aileden özür diledim. Ben bir cahillik ettim" dedi.</p>

<p><strong>ALTINLARI SÜTYENİNDE SAKLAMIŞ</strong></p>

<p>Sanık Aysel H. de dolandırıcılık olayından haberinin olmadığını ileri sürdü. Aysel H., altınları kaybolmaması için sütyeninde sakladığını ifade ederek şunları söyledi:</p>

<p>"Polisler bizi durdurduğunda kaçma durumumuz olmadı. Ben zaten arabadan hiç inmemiştim. Ben ehliyetsizlik ya da hız nedeniyle durdurduklarını düşünüyordum. Ben altınları sütyenimin lastiğine takmıştım, altınları bana Osman emanet olarak verdi. Polis memuruna, niye karakola getirildiğimizi sorunca, altınları aradıklarını söylediler. Ben de bunun üzerine çıkarıp, kendim verdim. Ben Azerbaycan vatandaşıyım, oturum izniyle Türkiye'de kalıyorum. İyi bir işim var, kendimi böyle bir olay için riske atmazdım. Benim ailem Azerbaycan'da tanınan, bilinen insanlar, maddi durumumuz da çok iyidir. Altınlar kaybolmasın diye zaten yolda Osman geri alacağını da söylediğinden bu şekilde sütyenimin lastiğine sıkıştırdım."</p>

<p><strong>'BENİM GARİBAN İNSANLARLA İŞİM OLMAZ'</strong></p>

<p>Sanıklardan Reşit A. ve Halil A. da dolandırıcılıktan haberlerinin olmadığını, arkadaşları olan Osman'ın teklifi üzerine Edirne'ye geldiklerini söyledi. Reşit A. mahkemedeki ifadesinde, "Böyle bir şey olduğunu bilsem gelmezdim; benim gariban insanlarla işim olmaz" dedi.</p>

<p><strong>'VAY ŞEREFSİZLER, BENİ KANDIRDILAR'</strong></p>

<p>11 yaşındaki S.E.F.'nin babası M.E.F. ise eve geldiğinde oğlunun kendisine 'Hapisten çıktın mı?' diye sorduğunu anlatıp, "Ben saat 12.00'de eve geldim, yatak odasında oğlumu çok telaşlı gördüm. Bana 'Hapisten çıktın mı?' diye sordu. Ne hapsi, dediğimde 'Vay şerefsizler, kandırdılar beni' dedi. Dolap kapakları açıktı, gelen kişi evde para olup olmadığını sormuş, oğlum da 100 lira harçlığım var deyince 'O sende kalsın' demiş. Ben olayı oğlumdan öğrendim. Hepsinden şikayetçiyim" diye konuştu.</p>

<p>Edirne 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi, ifadelerin ardından sanıkların tutuklunun halinin devamına ve telefon kayıtlarının bilirkişi tarafından incelenmesine karar vererek, davayı erteledi.</p>

<p></img></p>]]></description>
<link>https://haber90.com.tr/dolandiricilik-yaparak-aldiklari-altinlari-sutyeninde-saklamis/626/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:20:12 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>